|
|
14 Şubat 2007 Çarşamba 10:26
|
Yazarlar
|
Soft Landing
Uçakların en çok kaza yaptıkları an, iniş ve kalkışlarmış. O nedenle eğer uçmaktan korkuyorsanız, daha çok uçak kalkar ya da inerken dikkatli olmalısınız
Peki ya ekonomiler ?
Ekonomiler uçak mıdır ? Ben hiç kalkış (yani yükselme, büyüme) döneminde kaza yapan ekonomi görmedim. Aslında yükselme ve büyüme dönemlerinde yapılan hatalar, iniş kalitesini belirler ya, bu püf noktasını düşünen pek yok ortalıkta ! Sanırım Türkiye ekonomisi konusunda en iyimser yorumcular bile, dört yıldır sürdürülen "yüksek faiz, düşük kur" politikasının sürdürülemez (hep böyle gidemez) bir uygulama olduğunu kabul ettiler. Kabul etmiş olmalılar ki şimdilerde "yumuşak iniş" senaryoları konuşulmaya başlandı. target="_blank"> Türkiye Yumuşak İniş Yapabilir
"Soft landing", ya da yumuşak iniş, ekonominin sürdürülemez dengelerinin, ekonominin geneline büyük zarar vermeden düzeltilmesi; dengeye getirilmesi anlamına kullanılıyor. Yani dolar kuru bir anda 2,00 YTL olmuyor da, yavaş yavaş yükseliyor; aylar içinde 1,70 YTL düzeyine çıkıyor.
Bilmiyorum hiç uçakta başınıza "hard landing" (sert iniş) geldi mi ? Açıkçası benim başıma birkaç kere geldi. Ve inanın hiç de hoş bir deneyim değil... Ama ekonominin sert inişi, uçağın sert inişini bine katlayacak rahatsızlıktadır.
Yine de uçakla ekonomi arasında çok belirgin bir fark vardır: Uçakta inişe yaklaşırken sert bir iniş olacağını hissedersiniz. Ciddi bir türbülans vardır; uçak olması gerektiğinden çok daha hızlı alçalıyordur; ...
Ama ekonomi de pek öyle değildir durum. Son ana kadar iyimserlik korunur. Ben bunu biraz dağcılık ve denizciliğe benzetirim. Dağda da, denizde de fırtına önceden pek öngörülemez. Günlük güneşlik bir hava, bir bakarsınız yarım saat içinde fırtınaya çevirir.
Eğer hazırlıklı değilseniz vay halinize ! İşte ekonomimizde de şimdilerde böyle bir süreç yaşanıyor: Sanki her şey yolundaymış gibi davranıyoruz. Ekonomi yorumcuları, sanırız çoğunun kişisel çıkarına da böylesi uygun geldiği için, ekonomik verilerin çoğunun son yıllarda hep iyiye gittiğini söylüyorlar.
Sadece üç veride iyileşme olmuyormuş:
a) cari açık; b) istihdam; c) yüksek reel faiz.
Tamam da geriye zaten ne kaldı ki ?
İstihdamsız Ve Gelirsiz Büyüme
Temel göstergeleri bozan bir para politikası izlerseniz, bir iki alanda, örneğin enflasyon, tüketime dayalı büyüme, bütçe açığı ... mutlaka ki olumlu sonuçlar alırsınız.
Şimdi bu işten çıkarı olanlar, yeni bir kavramı ortalığa yaymaya başladılar:
"Tamam ekonomide bazı dengesizlikler var. Ama Türk ekonomisi bu dengesizlikleri yumuşak bir iniş, yumuşak bir geçiş ile kapatacak güçte ve yapıdadır". Gerçekten öyle mi ?
Sizce de dengeler çok ciddi anlamda bozulmadı mı ? Yani sadece yumuşak bir geçiş ile bu dengesizlikler giderilebilir mi ? Bahane bulmak isteyenlere her zaman bir bahane hazır zaten.
Önce, "artan enerji fiyatları dışalımı artırdı. Türkiye bu nedenle 20 milyar dolar fazla dışalım ödemesi yapmak zorunda kaldı" bahanesini bulduk. Bu bahane yeterince ağızlara sakız olup çiğnenince bu kere de, "eh bu cari açık da büyümenin bedeli. Türkiye'de ne zaman ekonomik büyüme hızlansa dışalım artar ve cari açık yükselir" geyiğini uydurduk.
Zaman kazanmaya ve tatlı karlara devam... Türkiye hala reel %10'un üzerinde faiz ödüyormuş; bu faiz dünyada ödenen en yüksek reel faizmiş ne gam !
Bu ülkede kimse sert iniş istememektedir. Sert bir iniş ile ekonominin param parça olması kimsenin işine yaramaz...
Ama bazı inatlar uğruna, bazıları birkaç gün daha yüksek faiz alsın diye yanlışta ısrar etmek ? Yoksa geri dönülemez noktayı da geçtik mi ? Bundan sonra tek çözüm hard landing mi ?
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 09.02.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|