|
|
15 Şubat 2007 Perşembe 17:38
|
Yazarlar
|
Döviz Kuru ve Faiz Nereye?
Tüccar ve sanayiciler ne yaparlarsa yapsınlar hep iki şeye mutlaka bakarlar: Birincisi döviz kuru; ikincisi de faiz oranı.
Tereciye tere satacak değilim. Tedarik, üretim ya da satış için faiz ve döviz kuru önemli değişkenlerdir. Faizin düşük olduğu bir ortamda, örneğin tüketim malları satışı artar; ya da yatırım yapmak kolaylaşır. Ya da döviz kurunun hızla yükseldiği bir dönemde enflasyon da hızla artar; insanlar korkarlar ve satışlar kesilir.
O zaman bugün bakalım: 2007'de döviz kuru ve faiz nereye gidebilir ?
Biz bu satırları kaleme alırken dolar kuru 1,40 YTL sınırının altını zorluyordu.
Acaba bu eğilim kalıcı mıdır ? Dolar kuru 1,30 YTL'ye kadar gider mi ? Yoksa geri dönüp 1,50; hatta 1,60 YTL düzeyine çıkar mı ?
...
En baştan söyleyelim, burada okuyacaklarınız bugün itibarı ile geçerli olabilecek öngörülerdir. Hemen yarın olabilecek iç ya da dış bir şok, bütün bu öngörüleri "0 dereceden 180 dereceye kadar" farklı bir yöne değiştirebilir.
Bizim 2007 ile beklentimiz üç döneme ayrılıyor.
Birinci dönem, ki bizce en zor dönem budur, Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar olan dönemdir. Bu dönemde biz ekonomide işlerin bıçak sırtında gideceğini öngörüyoruz. İkinci dönem, cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçimler arasında olan zamandır; üçüncü dönem de genel seçimler sonrasıdır.
...
Son iki - üç yıldır Türkiye'de Merkez Bankası kendisine sadece bir görev edindi: Enflasyon ile savaşım. Ama Merkez Bankası bu savaşımda sadece bir tek araç kullanıyor. O da yüksek faizdir.
Türkiye'nin ödediği yüksek reel faiz, yurtdışından uluslararası kısa dönemli portföy sermayesi çektiği için, bugünlerde her yerimizden döviz fışkırıyor. TL'de %20 dolayında olan nominal faiz, beklenen enflasyon düşülürse, %10'un üzerinde bir reel faize denk geliyor.
Her tarafta döviz bolluğu olunca da döviz kuru artmıyor / artamıyor.
Düşük döviz kuru, bütün dünyada üretilen ve Türkiye'ye ithal edilebilen malların görece ucuza satılabilmesine olanak yaratıyor. Böylece özellikle uluslararası rekabete açık mallarda ülkede fiyat artışları ciddi biçimde törpüleniyor.
Yani Merkez Bankası enflasyon ile savaşımda, uluslararası rekabete açık mallar için başarılıdır.
Ama yurtdışından ithal edilemeyen kira gibi, sağlık hizmeti gibi, yurt içi taşıma gibi ... kalemlerde ise fiyat artışları hızla sürüyor.
Döviz kuru ve faiz konusuna dönersek, Merkez Bankası'nın en azından Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar, yüksek faiz politikasını sürdüreceğini öngörüyoruz. Zaten Merkez Bankası Ocak ayında yayımladığı enflasyon raporunda da bunu açıkça yazdı: "Önemli bir değişiklik olmazsa, 2007'nin ilk dokuz ayında faiz indirim olmayacaktır" dedi.
Eh yüksek faiz döviz kurunu bastırdığına göre, eğer Cumhurbaşkanlığı için piyasalarca hiç kabul edilmeyecek bir aday ortaya çıkmazsa, Mayıs ayına kadar dövizin aynı düzeyde kalmasını; ya da az da olsa aşağı gitmesini bekleyebiliriz.
Bir görüş, uluslararası portföy sermayesinin Mayıs - Haziran döneminde kar gerçekleştirmesi (realizasyonu) yapmak için girdiği piyasalardan geri çıktığını söyler.
Eğer bu görüşe inanırsak, bu çıkış sırasında (yani Hazirana kadar) döviz kurunda bir düzeltme (yani bir yükselme - devalüasyon) olmasını bekleyebiliriz. Seçilecek cumhurbaşkanının kişiliği bu düzeltme üzerinde azaltıcı ya da çarpan etkisi yaratabilir.
Bizim beklentimiz ikinci dönemde, yani cumhurbaşkanlığı seçimi ile genel seçim arasında, döviz kurunun da faizin de düşeceğidir. Çünkü artık hiç kimse büyük bir beklenti içinde olmayacak ve seçim sonuçlarına odaklanacaktır.
Seçim sonucu beklentisi piyasaları çok korkutmazsa (örneğin beklenti üç partili bir koalisyon hükümeti olmazsa), genel seçimlere daha tırıs koşu eğilimi ile gideriz.
Genel seçimler sonrası ise bugün için tam bir "muammadır"; bilinmeyendir. İş başına gelecek iktidara göre "yüksek faiz, düşük kur" politikası sonlandırılabilir. Ama bu değişikliği şimdiden görmek de sanırız ki olanaksızdır.
Ertuğ Yaşar; İstanbul 15.02.2007
ertug@yasar.nom.tr www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|