|
|
16 Şubat 2007 Cuma 12:00
|
Yazarlar
|
Merkez Bankası Neden Susuyor?
"Herkes rant peşinde" diye yazdık. HAVAŞ ile havaalanından yolcu taşımacılığı konusunda bilek güreşine giren havaalanı taksicilerinden örnek verdik.
Havaalanı taksicileri bize kızdılar ! Bana telefon ile ulaşıp yanlış bilgilendiğimi; aslında kendilerinin ne kadar haklı olduğunu anlatmaya çalıştılar.
Ben ise üzüldüm.
Çünkü yazımın amacı HAVAŞ ya da havaalanı taksi kooperatifi arasında yaşanan gerginlikte taraf tutmak değildi. Bu konunun ayrıntısı beni zerre kadar ilgilendirmiyordu.
Ama konunun felsefesi beni ilgilendiriyor; hem de çok ilgilendiriyor. Çünkü işin felsefesinde, ekonomik bir konuya kamu tarafından bir düzenleme (aslında yasak) getirilmesi ve bu düzenlemenin bir rant yaratması var.
Ben liberal ve demokrat bir kişiyim. Liberal ekonomiye sonuna kadar inanıyorum. Bu nedenle kamu tarafından ekonomik konularda getirilen her türlü düzenlemeyi dikkatle izliyorum; sorguluyorum.
Havaalanı taksiciliği bu konuda güzel bir örnek.
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) ekonominin işleyişine müdahalede bulunmuş. "Havaalanından sadece havaalanı taksi kooperatifine üye olan taksiler yolcu alabilir" demiş. Ve havaalanı taksi kooperatifinden de ayda (eğer rakamı yanlış anlamadıysam) 100.000 YTL kira almaya başlamış.
Neyin kirasıdır ki bu ? Tamamen "hava parası"...
Yani ortada ekonomik anlamda bir üretim yok. Sadece konan bir yasak ve bu yasağın yarattığı rant var. Eğer Türkçe rant kelimesinin kaynağı, İngilizce "rent" (kira) kelimesi ise, zaten durum açıklanıyor: Koy yasağı, al vergiyi !
İşte bizim düşünce olarak karşı olduğumuz uygulama budur: Neden ekonominin işleyişine; arz ve talebin serbestçe buluşmasına yasak koyuyorsunuz ? Bu sorunun bir tek anlaşılabilir açıklaması vardır: Kamu güvenliği, kamu emniyeti ya da kamu sağlığı ... için.
Havaalanı taksilerinin tek bir kooperatif altında toplanmasının ne gibi bir kamu emniyeti gerekliliği olabilir ki ?
Türkiye ekonomisi bu hafta bize bu konuda üç örnek daha verdi: a) yabancı doktorların Türkiye'de çalışmasına izin verilmesi yasa önerisi; b) indirimli satışları düzenleyen yasa önerisi;
c) ilaçların marketlerde de satılmasına izin veren yasa önerisi;
Ekonomilerde verimliliği sağlayan, tüketici lehine fiyatların düşmesine olanak yaratan, kıt kaynakların en çok gerek duyulan alanlara gitmesini sağlayan tek mekanizma, arz talep dengesi ve fiyattır.
Arz ve talebin serbestçe buluşmasına kamu otoritesi olarak müdahale ederseniz, mutlaka ödenen bedeli artırırsınız; çünkü rant yaratırsınız.
Türkiye'de yabancı doktorların özel hastanelerde çalışmasının (Türk doktorlarının daha çok ya da daha ucuza çalışmak zorunda kalmasından başka) hiçbir sakıncası yoktur. Açık rekabet tüketiciye sadece daha iyi hizmet ve daha düşük fiyat getirir.
Aynı biçimde indirimli satış dönemlerinin sınırlanması da, serbest arzı kısıtlamaktır. Fiyatların düşmemesine zemin yaratmaktır. Tüketiciyi daha yüksek bedel ödemeye zorlamaktır. Bu tür bir kısıtlamanın hiçbir ekonomik mantığı yoktur.
Eğer bu konuda bir düzenleme yapılacaksa gerekli olan, her "indirim yaptım" diyenin gerçekten indirim yapıp yapmadığının; indirim adı altında tüketiciyi aldatıp aldatmadığının kamu tarafından denetlenmesidir.
Nasıl ilaçların sadece eczanelerde değil marketlerde satılmasının da rekabeti artıracağı için fiyatları düşüreceğini ve kaliteyi artıracağını düşünüyorsak, indirim yapmak isteyeni de tamamen serbest bırakmalıyız.
Aynı havaalanı taşımacılığını ve yabancı doktorların Türkiye'de çalışmasını serbest bırakmak zorunda olduğumuz gibi...
Eğer Merkez Bankası gerçekten enflasyon ile savaşımda kararlı ise, sadece faiz silahı ile oynayacağına çıkıp bu konularda da görüşlerini kamuoyu ile paylaşmalıdır.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 16.02.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|