|
|
27 Şubat 2007 Salı 10:19
|
Yazarlar
|
Bir alış veriş, bir FİŞ...
"Yüksek faiz ödemek istemeyen fişini ve faturasını toplasın".
Bu sözler Maliye Bakanımız Kemal Unakıtan'a ait. Sanırız diğer maliyeciler gibi Bakanımız da biraz endişeli.
Nasıl olmasın ki ?
Bir kere 2006 yılında kamu bütçesi yıllar sonra ilk kez çok iyi rakamlarla kapandı. Bir anlamda kamu bütçesinin iki yakası bir araya geldi ! Zaten bu başarı şerefine olsa gerek ki, 2006 bütçe gerçekleşme rakamları Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın katıldığı bir toplantı ile açıklandı.
Bizce Başbakanımızın "Kemal ağbisini" asıl endişelendiren, geçmiş yılın başarısı değildir. Gerçi 2007 yılında, 2006 yılında sağlanan ve bazıları bir kerelik olan özelleştirme gibi gelirler bütçeyi desteklemeyecek. Üstelik 2006'nın ikinci yarısında yükselen faizler, 2007 yılında bütçeden daha fazla faiz ödenmesine neden olacak.
Korkarız ki Kemal Unakıtan'ın asıl endişesi, vergi iadesinin kalkması ile vatandaşın fiş toplama alışkanlığının azalacak olmasıdır.
Bildiğiniz gibi 2007 yılında ücretli ve maaşlılara topladıkları fişler karşılığında vergi iadesi ödenmeyecek. Açıkçası kendim bir maaşlı çalışan olarak bu işe acayip sevindim ! Çünkü yıl içinde fiş toplamak bir dertti (hangi harcama vergi iadesinde geçer, hangisi geçmez, bunu hiç öğrenemedim); yıl sonunda bütün bu fişleri toplayıp yazmak da başka bir dert !
Neyse şimdi o dertten kurtulduk...
Ama Maliye Bakanımızın anımsattığı başka bir dert (ki bu dert uzun dönemde kendini gösterecektir) karşımıza çıktı: Eğer vergi iadesi yok diye fiş toplamazsak Devletin yeterince vergi geliri olmayacaktır; yeterince vergi geliri olmayan Devlet (harcamalarını da kısmayacağı için) harcamalarını ancak iç borçlanma ile finanse edecektir; iç borçlanmanın artması faizin yükselmesi demektir; yüksek faiz dönüp dolaşıp bizi vuracaktır...
Eh bu mantık silsilesini hemen hepimiz anlarız değil mi ?
Ama bırakın sanayici, tüccar ya da ekonomist olmayı, olaya bir de tüketici gözü ile bakalım mı ? Sonuçta işimiz ne olursa olsun bizler de tüketiciyiz değil mi ?
Açıkçası kişi olarak ben pazarlığı severim. Bazen zevk için bile pazarlık ettiğim olur. Sanırım bu pazarlık alışkanlığı, sevgili babamın Tahtakale tüccarı kültüründen geliyor.
Bugün Türkiye'de perakende satış yapan ve kurumsal olmayan hangi işletmeye giderseniz gidin, pazarlık yapılır (hatta kurumsal işletmeler de bile pazarlık yapılır. Çünkü şube müdürlerinin her zaman bir pazarlık marjı vardır). İşte bu pazarlık çerçevesinde, özellikle kurumsal olmayan işletmelerde, "fiş almasak ne olur ? " derseniz, sanırım en azından işletmelerinin yarısında %10 indirim alabilirsiniz.
Bizce ücretlilere vergi iadesi uygulaması, her ne kadar toplanan fişlerde bir parça abudik gubidik olsa da, satışların kayıt içine alınması için iyi bir araçtı. Bugün batı Avrupa'da herhangi bir ülkede hangi işletmeye giderseniz gidin, alış verişinizden sonra siz daha ağzınızı açmadan fişinizi verirler. Peki ya Türkiye'de ?
Küçük ve kurumsal olmayan işletmelerde %90 oranında fiş istemezseniz fiş vermezler. Hatta ne anlı şanlı büyük lokantalarda bile benden hesabı adi bir adisyon kağıdı ile istediklerine kaç kere tanık olmuşumdur...
Bu durumda bence Maliyenin 2007 yılında işi oldukça zor olacaktır.
Hepimize tüketici olarak gerçekten görev düşüyor. Yıl sonunda göreceğiz, bakalım o ödevi ne kadar yerine getirebilmişiz.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 27.02.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|