|
|
02 Mart 2007 Cuma 09:33
|
Yazarlar
|
Kızıl Ken ve Piyasa
Her ne kadar Türkiye ve Türk ekonomisi son yıllarda hızla serbestleşse de, hala tam anlamda liberalleşemedik.
Anlamlı bir tümce gibi durmadı değil mi ?
Yani serbestleşen bir ekonominin aynı zamanda liberalleşmesi de gerekmez mi ?
Evet, kağıt üzerinde gerekir. Çünkü ekonomide atılacak her serbestleşme adımı, sonuçta liberallik yolunda atılan bir adımdır.
Ama bizim serbestleşmemiz isteyerek olan bir serbestleşme değil ki !
Yani ya Avrupa Birliği (A.B), IMF, Dünya Bankası, ... gibi uluslararası bir kurum baskı yapıyor; ya da yatırımcılar ve piyasa ekonomisi bu serbestleşmeyi zorunlu kılıyor.
Biz de isteyip istemediğimize pek bakmadan serbestleşiyoruz.
Örneğin Merkez Bankası. Bize kalsa biz hiçbir zaman Merkez Bankasının tam bağımsız olmasına izin vermezdik. Ama 2001 krizinden sonra IMF bastırdı, şart koştu; biz de "seve seve" (!) Merkez Bankası bağımsızlığını kabul ettik. Şimdilerde yakınıyoruz; ama neye yarar ?
Yani serbestleştik, ama liberalleşmedik.
Piyasa baskısına örnek verirsek, Mayıs - Haziran 2006 döviz kuru dalgalanmasını anlatalım. Mayıs - Haziran 2006 döneminde dolar kuru aniden yükselince Maliye Bakanlığı hem Türk ve hem de yabancı yatırımcılara uyguladığı stopajın yabancılar için olanını iptal etmek zorunda kaldı !
Yani serbestleşti. Ama bunu kesinkes isteyerek, "liberalizm ilkeleri bunu gerektirir" diye yapmadı. Zorunlu kaldığı için; döviz kuru artışı ile başa çıkabilmek için yaptı.
...
Bu uzun serbestleşme / liberalleşme söylemini yazmamızın nedeni geçen hafta öğrendiğimiz iki olay. İkisi de Londra'nın solculuğu ile ünlü ve "Kızıl Ken" takma adı ile bilinen Belediye Başkanının uygulamaları (gerçek adı Ken Livingstone). Biz İstanbulluları ilgilendiren bu iki uygulamayı da yorumlamak istedik.
Londra da, İstanbul ve diğer her büyük kent gibi, trafik sıkışıklığı sıkıntısını yaşıyor.
Biz ne yapıyoruz ?
Hangi yasakları getirelim de trafiği rahatlatalım diye tartışıyoruz.
Peki "azılı solcu" Londra Belediye Başkanı Kızıl Ken ne yapıyor ?
Türkiye'de en liberal ekonomistin bile öneremeyeceği bir uygulamayı genişletiyor: Londra'nın merkezine giren otomobillerden gün başına kesilen trafik sıkışıklığı vergisini artırıyor ve yeni semtlere yayıyor !
Liberal ekonomi öğretisi, piyasadaki sıkışıklıkların ya da arz ve talep dengesizliklerinin, sadece fiyat mekanizması ile çözülebileceğini söyler.
Yani bir mala ya da bir hizmete (ki burada konu olan hizmet kent merkezine özel otomobil ile gidebilmektir) talep varsa, fiyatı serbest bırakın ki piyasa kendi dengesini bulsun.
Kızıl Ken de bunu yapıyor. Fiyat mekanizması ile talebi kısıyor. Tek ve çift plaka gibi 19. yüzyıldan kalma uygulamalara sapmıyor; yasaklamaya hiç gitmiyor. "Paran varsa, bedelini ödüyorsan özel hizmet alırsın" diyor.
Şimdi bu uygulamayı özellikle sol görüşlü bir yerel yöneticinin yapması çok ilginç değil mi ? Kimileri Kızıl Ken'in otomobili olan zenginlere ilkesel düşmanlığı nedeni ile bu tür bir vergi saldığını öne sürüyorlar.
Varsın olsun...
Alınan önlem trafik sıkışıklığı sorununu çözmeye yardımcı oluyor mu siz ona bakın esas !
Londra Belediye Başkanının ikinci önlemi ise, solcu bir yönetimi olan Venezüella ile anlaşıp, Londra Belediye otobüslerinde kullanılacak benzini Venezüella'dan indirimli fiyata satın alması !
İşte halkı gözeten yönetim budur !
İstersen kent merkezine özel otomobilin ile gel; sorun yok. Ama bedelini öde.
Ama istersen ben sana çok daha ucuza ve yaygın bir toplu taşıma sistemi hizmeti veriyorum, onu kullan.
Adalılar "kızıl" olsalar bile temelde fiyat mekanizmasının piyasayı yönlendirmesinden sapmıyorlar ya, işte buna gıpta ediyorum.
Ertuğ Yaşar; İstanbul 01.03.2007
ertug@yasar.nom.tr www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|