|
|
19 Mart 2007 Pazartesi 09:34
|
Yazarlar
|
Ben Kayseriliyim; İşimi İyi Yapmalıyım
Türkiye ekonomisinde işler iyi gidiyorsa bunun nedenlerinden biri, ülkeye gelen yabancı kaynaklardır.
Kimimiz bu kaynağın çoğunun, "sıcak para" adı verilen fortföy yatırımı olmasından yakınıyoruz. Ama şunu da unutmayalım ki son yıllarda Türkiye'ye gelen sabit sermaye yatırımları da hızla artmaktadır.
İşte sayılar: 1991 ile 2003 arasında Türkiye'ye yılda ortalama 1,2 milyar dolar gelmiş. Türkiye, 2004'de 2,8 milyar dolar çekmiş. 2005 ve 2006'da ise tam bir patlama var: 2005'te 9,6 milyar dolar; 2006'da 19,9 milyar dolar. Eleştiri: Acaba bu iki yıllık yüksek sermaye girişleri, Türkiye'nin (Türk Telekom ya da özel sektör bankaları gibi) değerli işletmelerinin satılması sayesinde bir kere elde edilmiş bir başarılar mıdır ?
Soru: Türkiye bir çekim merkezi olarak (sadece yüksek reel faize gelmeyen) yabancı sermayeyi çekmeyi nasıl sürdürür ?
...
Bu konuda "Amerika'yı yeniden keşfetmeye" gerek var mı ? Başbakanımız Tayyip bey yeni bir keşfe gerek olmadığını iyi anlamış ki, dünyada başarı ile çalıştırılan Yatırım ve Promosyon Ajansları modelini Türkiye'ye getirdi. Bundan birkaç ay önce Türkiye Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı kuruldu.
Geçen hafta Ajans'ın Başkanı Alpaslan Korkmaz ile tanışma ve sohbet etme şansımız oldu.
Sohbetimizden sonra bir arkadaşım "nasıl buldun Alpaslan beyi ? " diye sorunca yanıtım şu oldu, "eğer Türkiye'de bu iş yapılacaksa, sanırım Tayyip bey bu işi yapacak en iyi kişiyi bulup getirmiş. Alpaslan bey bu işi biliyor ve Türkiye'nin tanıtımına büyük katkısı olabilir".
Alpaslan Korkmaz'ın yaşam öyküsünü duymuşsunuzdur ya da duyacaksınız. İsviçre'ye çalışmaya giden bir Kayserili ailenin İsviçre doğumlu oğlu Alpaslan bey. Yani Avrupa'daki ikinci kuşak Türklerden.
Alpaslan Korkmaz
Tamamen Avrupa (ya da İsviçre) ölçütleri ile yetişmiş; çok dil konuşan; küresel dünya iş koşullarını iyi anlamış bir teknokrat. Alpaslan bey Türkiye'ye gelmeden önce İsviçre'nin Batı tarafının uluslararası promosyonunu yapan ajansın başında imiş. Yani ülkelerin yatırım tanıtımının nasıl yapıldığını oldukça iyi biliyor. "Biz" diyor Alpaslan bey, "İsviçre'de de bürokrasi ile çalıştık. Bürokrasi her yerde aşağı yukarı aynıdır. İkna edilmesi kolay değildir; ama ülke çıkarları lehine ikna edilince de her zaman arkanızda olur".
Alpaslan beyi kamuoyuna geçen ay doğrudan Başbakanımız Tayyip bey tanıtmıştı. YASED toplantısında Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansını anlatan Tayyip bey, "Alpaslan bey doğrudan bana bağlı çalışacak ve yabancı sermayenin bütün sorunlarını çözecek" demişti.
Sohbetinden anladığımız kadarı ile Alpaslan bey heyecan dolu ve çalışma programı da uygulanmaya başlamış. Öncelikle İngilizceyi ana iletişim dili; on diğer dili de ek olarak konuşan otuz uzmandan oluşan kadro kurulmuş.
target="_blank"> Erdoğan'ın Prensi
Ardından Türkiye'nin şu andaki ve gelecekteki stratejik sektörleri (ya da rekabetçi olabileceği sektörleri) belirlenmiş.
Dünyadan yatırımcıların çekileceği on beş ülke belirlenmiş. Bu ülkelerde birer iş adamı temsilci işe alınmış. Bu işadamlarının tek görevi, yatırım çekilmek istenen stratejik sektörlerde etkinlik gösteren o ülkenin ilk yüz firmasına teker teker gitmek. Evet teker teker en üst yöneticiye ulaşacaklar ve onların Türkiye'ye ziyarete gelmelerini sağlayacaklar.
Ondan sonrası Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansının görevi...
Şimdilik Alpaslan beyin kaynakları (dünya ölçütlerine göre) kısıtlı. Ama Alpaslan bey "gerilla taktiği ile; bire bir markaj ile çalışacağız. Beyefendinin de desteği ile başarılı olacağımıza inanıyorum" diyor. Alpaslan beyi tanıyınca ben de Türkiye adına sevindim. Bugüne kadar Türkiye ile olan fiziki ilişkisi çok sınırlı olsa bile, "ben Kayseriliyim. Sattığım malı iyi bilmeliyim ki onu iyi satabileyim. Şimdilerde Türkiye'yi daha iyi tanımaya çalışıyorum" diyen Alpaslan beyin Türkiye'ye çekeceği yabancı sermaye yatırımlarından sanırım önümüzdeki günlerde sıkça söz edeceğiz....
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 19.03.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|