|
|
21 Mart 2007 Çarşamba 15:33
|
Yazarlar
|
Yedi Metrelik Duvar
Kimse yedi metrelik güvenlik duvarı arkasında yaşamak ister mi?
Kimse çevresinde açlık ve yoksulluk varken kendisi refah içinde yaşamayı içine sindirebilir mi ?
Olacak şeyler değil bunlar...
Türkiye Odalar Ve Borsalar Birliği (TOBB) yönetim kurulu başkanı Rifat Hisarçıklıoğlu da iyi yakalamış: “İşsizlik sorununu çözemezsek Türkiye korkular ülkesi durumuna gelir. Beş metrelik duvarın üzerinde iki metre tel örgü. Herkes korumalı sitelerin arkasında. Böyle bir ülkede kim yaşamak ister ? ”.
Rifat bey sonuna kadar haklıdır.
Her ekonominin ve aslında her toplumun en önemli önceliklerinden biri bireylere iş bulmaktır; istihdam yaratmaktır. Süleyman Demirel yıllar önce ne güzel özetlemişti: “Herkese iş, herkese aş vereceksin”.
Daha önce de yazdık, ekonomilerde ilk öncelik, kim ne derse desin, sürdürülebilir ekonomik büyümedir. Bu büyümenin enflasyon yaratmayanı ve istihdam yaratanı ise en makbulüdür. Yani sürdürülebilir ve istihdam yaratarak enflasyonsuz büyüyen bir ekonomi nihai politika önceliğidir.
Demek ki ekonomilerde sadece “istihdam yaratacağız” diye önlem alamazsınız. Alacağınız önlemler ekonomik büyümeyi köstekleyecekse ya da enflasyonu azdıracaksa; ya da uzun dönemde bütçe açığı yaratarak bu ikisine de neden olacaksa, o önlemi alamazsınız.
Rifat beyin ek istihdam yaratma önerisi ortadadır: İşsizlik Fonunda toplanan kaynakların faiz gelirinin, bir yıl boyunca yeni işe gireceklerin sigorta prim yükünün sıfırlanmasında kullanılması.
Bu öneri ilk bakışta oldukça masum bir öneridir. Ama ne yazık ki Rifat beyin savunduğu gibi popülist olmayan bir öneri değildir.
Tersine %100 popülist bir öneridir ve ne yazık ki (!) bir seçim yılında iktidardaki partiye çok da çekici gelecek bir öneridir.
Rifat bey Türk ekonomisinin neden istihdam yaratamadığın saptamasını da iyi yapmış: “Asgari ücrette %70 vergi var. Bu ülkede SSK’lı yapmak bile bonus olmuş ! ” Yani resmi (kayıt içi) istihdam üzerinde, kamunun saldığı vergilerden kaynaklanan çok ağır bir yük var.
Bu saptamadan yola çıkarak Rifay bey, istihdam üzerindeki ağır yükü kaldırmanın bir yolunu öneriyor: “İşsizlik Fonunda toplanan paraların faizini kullanalım”.
Hasta ortada; hastalığı belli. Aslında iyileşme yolu da belli. Hastanın ameliyat edilip hastalığından kurtulması gerekli.
Yani kamunun istihdam üzerine saldığı maliyetin azalması gerekli.
Ama Rifat bey ameliyat öneremiyor; aslında bir çok kez önerdiği ameliyatı (asıl çözümü) Hükümette kimse yapmak istemiyor ! Çünkü istihdam üzerindeki yükleri azaltmak için vergi indirimine gidilirse, bütçe çökecek; kamu maliyesi çökecek; ekonomi ağır darbe alacak.
O zaman da Rifat bey bir istese de istemese de şu andaki sorunu çözebilmek için “aspirin çözümü” öneriyor. “Hasta çok ağır; ama biz ameliyat yapamıyoruz. Çünkü Hasta sahibi (Hükümet) ameliyatın maliyetini göze alamıyor. O zaman biz de hastaya aspirin verelim de hasta bir saat daha yaşasın ! ”
TOBB’un önerisi bu nedenle genel ekonomi açısından uygun değildir; tam bu nedenle de ne yazık ki popülisttir.
İşsizlik Fonunda toplanan paraların kullanılması;
a) sorunun asıl nedeni olan istihdam üzerindeki ağır kamu yükünü azaltmaya yaramamaktadır;
b) yarın İşsizlik Fonuna gereksinim olunca o Fonda para olmazsa genel bütçeye başvurulacaktır. Yani Fasit Dairede yeniden başa dönülecektir. Bugün ya da bu yıl kazanılan istihdam, o gün daha da ağır bir biçimde yitirilecektir.
İşsizlik Fonunda toplanan paraların faizini kullanmayı düşünenler kusura bakmasınlar. Hepimiz gibi iyi niyetle Türkiye’nin önemli bir sorununa çözüm arıyorlar. Ama buldukları çözüm, ne yazık ki uygulanabilir bir çözüm değildir.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 21.03.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|