|
|
23 Mart 2007 Cuma 11:31
|
Yazarlar
|
Hoş Geldin Şeyhim
Perşembe günkü gazetelerin ekonomi sayfaları gördünüz değil mi?
Öne çıkan ilk haber, İ.E.T.T arsasını Sama Dubai'nin 705 milyon dolara satın alması idi. Bir diğer önemli haber de, Türk sigorta şirketlerinin yabancı firmalarla yaptıkları satış ya da işbirliği anlaşmaları idi.
Bir günde Türkiye'ye 1,5 milyar dolara yakın yabancı sermaye girmesinin anlaşması yapılmıştı !
İnsan inanamıyor değil mi ?
- 1998 yılında ve daha sonra da 2005 yılında 100 milyon dolara satılan (ama satış işlemi çeşitli nedenlerle gerçekleşmeyen) İ.E.T.T arsası bugün tam yedi kat fiyata satılıyor.
- Daha iki yıl önce kimsenin dönüp bakmayacağı Sigorta şirketlerimiz 500 milyon euro değerlere çıkıyor.
...
Türkiye'de ne değişti ?
Yoksa değişen bir şey yok da biz şişen bir balonu mu seyrediyoruz ? Eski tür ekonomi yorumcuları olanlara çok şaşırıyorlar. "Bir ekonominin temel motoru üretimdir. Üretim olmadan zenginlik olmaz; refah artmaz. Dün özel bankaları satarak; bugün arsa satarak; yarın sigorta şirketlerini satarak Türkiye kalkınamaz" diyorlar.
Geleneksel ekonomi eğitimi almış ve son yıllardaki küresel eğilimleri yakalayamamış bir kişi için bu söylem çok doğrudur. Gerçekten de ekonomik büyüme ve refah, sadece daha fazla üretim ile olur.
Hani o kimyanın ilk kuralını duymuşsunuzdur ya: "Hiçbir şey yoktan var olmaz, hiçbir şey de varken yok olmaz" (Lavoisier kuramı). Biz de ekonomide uzun yıllar boyunca buna benzer bir kurala inandık: Zenginlik oluşması; refahın artması için üretim olmalıdır. Üretim olmadan ekonomi büyümez; zenginlik artmaz.
Belki de artık bugün bu geleneksel ve klasik ekonomi görüşünü terk etme zamanı gelmiştir ne dersiniz ? ... Açıkçası ben Türkiye'de politik istikrar ve A.B çapası sürdükçe bir daha yabancı ilgisinin azalacağını düşünmüyorum.
Karayolları arsası ihalesinden 800 milyon dolarlık bir fiyat çıkınca gayrimenkul konusunda uzman bir arkadaşım şu yorumu yapmıştı: "Herkes bu yüksek fiyatı, genel fiyat düzeyinin artması açısından tehlikeli görüyor. Ben öyle görmüyorum. Asıl tehlike, bu fiyatlarla artık Türkiye'nin bir gelişmekte olan Pazar olmaktan çıkması ve gelişmiş Pazar olmasıdır".
Bu yorumu duyunca arkadaşıma hak vermiş ve gelecek açısından korkmuştum. Bugün yabancılar neden Türkiye'ye geliyorlar ? Çünkü Türkiye'de "parlak gelecek potansiyeli öyküsü" var ve fiyatlar (her ne kadar bizim ufak dimağlarımıza çok yüksek gelse de) onlar için oldukça ucuz. Eğer fiyatlar ucuz olmaktan çıkarsa gerçekten de yabancılar artık Türkiye'ye gelmeyebilirler. Bu da bizim sonumuz olur...
Ama bugün durup düşününce bu yorumun çok da doğru olmadığını düşünmeye başladım. Çünkü Türkiye'nin daha gidecek o kadar yolu var ki ! Örneğin İstanbul'da en ve en lüks ve pahalı konut metrekaresi 10.000 dolara satılıyor. Gerçekten de bu olabilecek en üst rakam. Ama Londra, Paris ya da New York'ta fiyatlar 30.000 dolarların üzerinde, hatta 50.000 dolar dolayında. Tamam İstanbul bir Londra, Paris ya da New York değil.
Ama demek ki Türkiye'nin de daha gidecek çok yolu var.
Değişim, değişim, değişim ... diyoruz ya ! İşte gerçek değişim ve yapısal dönüşüm bu değil midir ? Türkiye dönüşüyor. Bunu görmek ve anlamak gerekli. Bırakın 1990'ların, hatta 2000'lerin ilk yıllarının iş yapma anlayışı ile bile artık iş yapılamıyor; ekonomik gerçekler anlaşılamıyor. Aman sakın yanlış anlamayın.
"Bu hep böyle sürer" demek de kesinkes istemiyoruz. Eğer yolumuza büyükçe bir taş çıkarsa (ki Türkiye'de her an çıkabilir), hızla giden arabanın devrilmesi de oldukça gümbürtülü olur...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 22.03.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|