|
|
28 Mart 2007 Çarşamba 10:44
|
Yazarlar
|
Gerçek İktidar Kimde?
Biz başımızı işimizden kaldırıp daha önümüze bakamazken olanlara bir bakın
Uluslararası piyasalarda sıkıntı varmış; bu sıkıntı Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan pazarlara da yansıyormuş; bu nedenle Türkiye'de ekonomik dalgalanma olabilirmiş.
Hayda haaaa !
Şimdi olacak şey mi bu ?
Ama ne yazık ki oluyor. Daha üç hafta öncesinde 1,37 YTL'ye gerileyen dolar kuru, bir anda beş gün içinde 1,45 YTL'ye çıktı; daha sonra yeniden 1,41 YTL'ye düştü. Biz bu satırları kaleme alırken 1,40 YTL'nin altına inmişti.
Ama siz bu satırları okurken dolar / YTL kuru nerede olur, sanırız onu da bir tek Tanrı bilir...
Peki şimdi biz sorsak, "hadi canım dostum, Türkiye'de son iki haftada politik, ekonomik ya da sosyal olarak ne oldu ki dolarda bu kadar devinim var. Aklı erenler ekonomik kriz çağrısı yapmaya başladı" desek, ne diyeceksiniz ? Yok Japonya Merkez Bankası faiz artırdı da; yok ABD'nin en büyük tutulu satış (mortgage) kurumu iflasın eşiğine geldi de; yok yabancıların uluslararası yatırım risk algılaması ve iştahı değişti de; yok Çin'de Hükümet borsa spekülatörlerine karşı daha sert önlem alacakmış da; ...
Dahi anlamındaki "de" ve "da"'lar dizisi !
Hem bütün bunlardan benim Ayşe teyzeme ne, Mehmet amcama ne ? ... İşin sıkıntısı o ki, artık liberal ve dışa açık bir ekonomik model izleyen Türkiye, kendini diğer ülkelerden bağımsız olarak konumlayamıyor. Yani biz kendimizi ne kadar politik olarak bağımsız görsek de, küreselleşme bizi ekonomik anlamda bağımlı yapıyor.
Yine de bağımlılığın sadece bize, yani Türkiye'ye özgü bir durum olduğunu düşünmeyin ne olur. Bütün gelişmekte olan ülkeler; ve hatta gelişmiş ülkelerin bir çoğu, isteseler de istemeseler de bu bağımlılık sürecinin bir parçası oldular. Dünyada birçok sivil toplum örgütü, özellikle de solcu olanları, yıllardır küreselleşmeye karşı çıkıyorlar. Küreselleşmenin, gelişmiş Batı dünyasının az gelişmiş Doğu / Güney dünyası ülkelerini sömürmek için kullandığı yeni bir oyun olduğunu öne sürüyorlar.
Ben bu görüşe hiç katılmadım ve hala da katılmıyorum. Çünkü küreselleşmeden asıl yararlanan, en azından bugün için, acaba gerçekten gelişmiş Batı ülkeleri midir yoksa Hindistan, Çin ve hatta Türkiye gibi Doğu / Güney ülkeleri mi ?
Soruyu sanayileşme açısından yanıtlayacaksak, mutlaka ki küreselleşmenin asıl galibinin önce Batılı ülkeler tüketicileri; sonra da Uzak Doğu ülkeleri üreticileri olduğunu söyleyebiliriz.
Peki ya finans açısından yanıtlarsak ?
Geçenlerde düşüncelerine değer verdiğim bir arkadaşım şu görüşünü benimle paylaştı: "Bugün dünyada nerede ne karar alınıyorsa iki kesimin çıkarı öncelikle gözetiliyor: İlk kesim finans baronları; ikinci kesim de enerji baronları. Bu iki kesimin istemediği; ya da çıkarlarına olmayan hiçbir karar alınamıyor; bu küreselleşme ortamında alınamaz da ! Türkiye de bu değerlendirmemin %100 içindedir". Haklı değil mi ?
Küreselleşme gerçek anlamda finans kesiminin ya da para sahiplerinin işine yaramıyor mu ? Onları "tek ve mutlak güç" durumuna getirmiyor mu ? İstediklerini, istedikleri gibi yapma olanağını sağlamıyor mu ?
Bütün bu gelişmelerden aslında çok önemli ve kaçırılmaması gereken bir sonuç çıkıyor: Ne AKP, ne Tayyip bey, ne o, be bu. Aslında hiç biri ya da hiçbirimiz Türkiye'de gerçekten iktidarda değiliz.
Gerçek iktidarın Türkiye'de de dünyada da uluslararası finans baronlarında olduğunu iyi anlarsak kendimizi pek üzmeden yolumuzu sürdürürüz.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 28.03.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|