|
|
28 Mart 2007 Çarşamba 15:56
|
Yazarlar
|
Mutlaka Tartışmaya Açalım
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, geçen hafta dalgalı kur ve gümrük birliğini sorguladı.
Gazetelerde çıkan haberlere göre Abdüllatif bey, "Türkiye'nin gümrük birliğini tartışması gerektiğini" söylemiş. href="http://www.vatanim.com.tr/root.vatan?exec=haberdetay&tarih=25.03.2007&Newsid=113715&Categoryid=2 "target="_blank"> Dalgalı Kur ve Gümrük Birliği Tartışılmalı
Ben de Bakanımızın bu görüşüne kesinkes katılıyorum !
Bundan tam kırk yıl önce tasarlamış (Katma Protokol hazırlanması 1960'ların ikinci yarısı; imzası 1971) ve on iki yıl önce de (1995) rötuşlanarak şekillendirilmiş gümrük birliği, 2007 yılının Türkiye'sinin gereksinimlerini karşılamamaktadır.
Yine de Türkiye'deki "uslanmaz gümrük birliği karşıtları" beni kendi saflarından sanmasınlar ! Çünkü biz Türkiye'nin geleceğinin ne olursa olsun Avrupa Birliği (A.B) içinde olduğuna inananlardanız.
Ama koşulsuz içinde olmak ile iyi müzakere etmek arasında ciddi bir fark var. Bugün Türkiye'deki onmaz A.B karşıtları, Türkiye'nin gümrük birliğinden zararlı çıktığını söylemektedirler. Bunun kanıtı olarak da Türkiye'nin A.B ile olan ticaret açığını göstermektedirler.
Onlara verilecek yanıtımız iki soru ile olabilir:
a) Eğer gümrük birliği olmasaydı acaba Türkiye'nin dışsatım atılımı bu kadar başarılı olabilir miydi ? Türkiye bu kadar hızlı dünya ekonomik gelişmesine ayak uydurabilir miydi ? Yoksa örneğin komşumuz Suriye gibi izole edilmiş ve az gelişmiş bir ülke olarak mı kalırdı ?
b) Eğer gümrük birliğinin ekonomik bütünleşme başarısı olmasaydı Türkiye, istikrar sağlamak için kullandığı A.B çapasından bu kadar yararlanabilir miydi ? "Bizim olsun da ne kadar küçük olursa olsun" diyen gümrük birliği ve A.B karşıtları zaten onmaz muhalifler. Ama en azından bazı seçenekleri de reel politika çerçevesinde görmek gerekmez mi ?
...
Yine de Türkiye mutlaka, eğer gelecek beş yıl içinde A.B'nin tam üyesi olmayacaksa, gümrük birliğini gözden geçirmelidir.
Gümrük birliği 1995 yılında "Tansu Çiller - Murat Karayalçın - Cem Duna" ekibi tarafından kötü müzakere edilmiştir.
Özellikle Tansu hanımın "ne olursa olsun girelim" yaklaşımı ile gerekli pazarlıklar yapılmadan Türkiye gümrük birliği içine sokulmuştur. Gümrük birliğinin Türkiye'ye yarattığı asıl sıkıntı, A.B ülkeleri ile gümrüklerin ve ticaret sınırlamalarının karşılıklı olarak kaldırılması değildir. Türk sanayi ve ekonomisi, zaten yaşlanan ve gerileyen; dinamizmini yitiren Avrupa sanayi ile rahatlıkla rekabet edebilecek güçtedir. Ancak, gümrük birliği ile Türkiye'nin yüklenmek zorunda kaldığı (üçüncü ülkelere uygulanan) A.B Ortak Ticaret Politikası (OTP) ve Ortak Gümrük Tarifesi (OGT) Türk ekonomisi için sorun yaratmaktadır. Çünkü A.B, üçüncü ülkelerle kendi üyelerinin çıkarları doğrultusunda ticaret anlaşmaları yapmaktadır. Bu anlaşmalarla gümrük vergilerinden ve ticaret korunmasından ödünler vermektedir. A.B bu ödünlerin karşılığını alırken, A.B OTP ve OGT'sine (gümrük birliği nedeni ile) koşulsuz uymak zorunda kalan Türkiye hiçbir ödün alamamaktadır !
Yani tam "davul bizim boynumuzda, tokmak onların elinde" durumu yaşanmaktadır. İşte gümrük birliğinde sorgulanması gereken asıl konu budur.
Yani Türkiye eğer isterse (şu anda gümrük birliğine aykırı olan bir uygulama ile) örneğin Azerbaycan ile bir serbest ticaret anlaşması yapabilmelidir. Türkiye gümrük birliğinden derogasyon (sapma) alabilmelidir.
Aynı biçimde Türkiye, A.B'nin yürüttüğü yeni serbest ticaret anlaşması görüşmelerine doğrudan katılmalıdır. Örneğin A.B şu anda (kısa dönemde sonuçlanması beklenmeyen) Rusya ve Hindistan ile serbest ticaret anlaşmaları görüşmelerine başlamıştır. Türkiye mutlaka ve mutlaka bu görüşmelerde yirmi sekizinci ortak olarak masada yerini almalıdır.
Biz Abdüllatif beyin, "gümrük birliğini tartışmaya açalım" sözünden bu sorgulamayı anlamak istiyoruz. Umarız da doğru anlıyoruzdur.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 28.03.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|