|
|
13 Nisan 2007 Cuma 16:31
|
Yazarlar
|
Ya Paşam Açık Konuşsaydı?
Sanırım ekonomi ile yakından ilgili herkes, bizim gibi Genelkurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt'ın basın toplantısını bekliyordu.
Acaba Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) en üst rütbeli subayı, cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ne diyecekti ? Kesin bir tavır koyacak mıydı ? Yoksa yuvarlak sözlerle mi konuyu geçiştirecekti ?
Hepimiz merak içindeydik.
Basın toplantısının sorular bölümünde (futbol tutkunu) Yaşar beye çok güzel paslar (!) atıldı. Eğer isteseydi, Genelkurmay başkanımız Perşembe günü Türkiye'yi çok derin bir komaya sokabilirdi...
Gazetecilerden biri, "yaptığınız cumhurbaşkanı tanımlamasına (laikliğe sözde değil özde bağlı olmalı) uymayan bir kişi seçilirse ne yapacaksınız ? " diye sordu.
Bir başka soru "TSK'da subay eşlerinin başörtüsü takması yasaktır. Eğer TSK'nın da başkomutanı olan cumhurbaşkanının eşi başörtüsü takarsa bu diğer subayları nasıl etkiler ? " idi.
Bir diğer gazeteci (sanırım Emin Çölaşan), "şu anda adı cumhurbaşkanlığı adaylığı için geçenler, özellikle de adı öne çıkan kişi (Tayyip Erdoğan'ı kast ediyor) bu tanımlamaya uyuyor mu ? " diye sordu. Eğer Yaşar Büyükanıt bu soruya "hayır uymuyor" diye yanıt verseydi, Türkiye o an geri dönülemez noktaya gelirdi.
Genelkurmay Başkanımız Büyükanıt ise bu üç soruya da açık yanıt vermedi.
Yanıtlanmayan bu sorular nedeni ile ben, basın toplantısını çok yararlı ya da gerekli bulmadım. Eğer bir tavrın varsa bunu açıkça söylemelisin. Böyle kaçak yanıtlar vererek nereye varmayı umuyorsunuz ki ?
Sanıyor musunuz ki sizin bu üstü kapalı açıklamalarınız AKP'yi korkutacak, yıldıracak ya da kararından döndürecektir ?
...
Yeni cumhurbaşkanımızın seçilmesine bir aydan kısa bir süre kala, politik gerilim iyice tırmanmaya başladı. Geçenlerde yazmıştık, bir kere daha yazalım: Bizce AKP cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini, ekonomi açısından bakıldığında kötü yönetmektedir. Bu yönetim bize, bir yıl önce yaşanan Merkez Bankası başkanı atanması sürecini anımsatmaktadır.
Konuştuğum AKP'li arkadaşlarım benimle aynı görüşte değiller. Olabilir, belki AKP politik açıdan bu süreci iyi yönettiğini düşünebilir. Ama şundan eminim ki izledikleri strateji, ekonomi için uygun değildir.
Türkiye ciddi büyük bir cari açık üzerinde oturduğu için; bu açık da döviz borçlanma ile finanse edildiği için; Türkiye'nin kendinden kaynaklanan politik ve ekonomik gerilimler yaratma lüksü yoktur.
Eğer Büyükanıt Paşa, "hayır, Tayyip Erdoğan bizim cumhurbaşkanında aradığımız özelliklere uymuyor" deseydi ne olacaktı ? 19 Şubat 2001'de yaşadığımız Sezer - Ecevit geriliminin bir benzerini yaşamayacak mıydık ?
Patlayan lastiği onarmayı bilmek bir özelliktir. Ama asıl beceri lastiği patlatmamak değil midir ? Bir kere lastik patlayıp otomobil yoldan çıktıktan (ve belki de devrildikten) sonra nasıl olacak da oluşan zararları onaracaksınız ?
AKP içinden bilgi almasına güvendiğim bir arkadaşım, "bu iş bitti. Tayyip bey cumhurbaşkanı olacak. Aslında birkaç ay öncesine kadar bu kadar kesin değildi. Ama son haftalarda söylenen sözlerden sonra bu bir zorunluluk oldu" dedi.
Öyle ise neden bunu bir an önce açıklamazsınız ?
Açıklamayı geciktirerek oluşacak tepkiye zaman bırakmamayı mı umuyorsunuz ?
Tersine, tepki kısa zamanda gelecekse daha yoğun ve zarar verici olmaz mı ? Üstelik seçilecek cumhurbaşkanı yedi yıl hep bu tepki ile nasıl çalışır ve görev yapar, hiç düşündünüz mü ?
Ertuğ Yaşar; İstanbul 13.04.2007
ertug@yasar.nom.tr www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|