|
|
16 Nisan 2007 Pazartesi 15:48
|
Yazarlar
|
Ankara’da Sade Bir Vatandaş
Cumartesi günü Ankara’da yürüyen binlerce kişiden biri de benim arkadaşım Cengiz’di.
Bakınca Cengiz olağan bir vatandaştır. Vatandaş olarak bir özelliği yoktur yani. Her ne kadar iş yaşamında çok başarılı bir yönetici ve genel müdür olsa da, Cengiz Ankara’ya sade vatandaş kimliği ile gitmiş ve yürüyüşe katılmıştır.
İşte Cengiz’in izlenimleri:
“...
AKP Hükümetinin ekonomik politikalarına hiçbir itirazım olmamasına rağmen, hatta birçok konuda başarılı bulmama rağmen, laiklik konusundaki korkularım nedeni ile Ankara'ya gitmeye karar verdim. Ben Türkiye’nin ılımlı İslam Cumhuriyeti haline dönüştürülerek model ülke haline getirilmesine karsı olduğum için Ankara’ya gitmeye karar vermiştim.
Cumartesi sabahı saat 6:30'da üç arkadaşım ile buluşarak yola cıktık. Arabayı Çayyolu'na bıraktık; taksiye binerek şoförden Tandoğan Meydanına yakın bir yerde bizi bırakmasını istedik.
Yol boyunca akın akın insanların Tandoğan'a gidişi bizi oldukça coşturdu. Taksi şoförü mümkün olan en yakın yere bizi bıraktı. Polis aramasından geçtikten sonra Tandoğan'a çıkan sokaklardan birinde insan selinin içerisinde sıkıştık kaldık...
3,5 saat boyunca aynı noktada miting alanına ulaşamadan, konuşulanları dinleyemeden bayrak salladık.
Tüm organizasyon Ankara'da (Tandoğan diyemeyeceğim; oraya sığamadık) toplanmak üzere yapılmıştı. Bence organizasyonu gerçekleştirenler bile bu kalabalığı beklemiyordu...
Ortam inanılmazdı.
Arkamızda Ardahan'dan, önümüzde Bergama'dan gelen gruplar vardı. Yanıma düşen hanım Samsun'dan gelmişti.
Katılanların büyük çoğunluğu her yaştan bayandı: başörtülülerin oranı da oldukça yüksekti.
Bir de Türkiye'nin dört bir yanından gelen üniversite gençliği dikkati çekiyordu...
Polis gelen insanların geleneksel miting yapısından çok farklı olmasının şaşkınlığı içerisindeydi. Kurdukları barikatı sürekli ileri almak zorunda kalıyorlardı. Çünkü ayrılan yere sığamıyorduk.
Sessiz çoğunluk sokağa dökülmüştü. Ortak tavır laiklik ve Atatürk'e sahip çıkmaktı. Çankaya'ya laikliğinden ve Cumhuriyet'in temel kazanımlarından ödün vermesinden tereddüt edilen birinin oturmasını halk kabul edemiyordu. Bir de Bülent Arınç gibi bir meclis başkanını...
3,5 saat sonunda miting bitti galiba dendi. Çünkü gerçekten bir şey duymuyorduk ve kıpırdayamıyorduk. Biz Anıtkabir'e yakın sokaklardan birindeydik. “Bari gidip Anıtkabir'i ziyaret edelim” dedik...
Ama yaklaşık 1,5 saat içerisinde bahçe kapısına 200 metre kadar yaklaşabildik... Ve sonunda pes edip İstanbul'a dönmeye karar verdik. Gazetelerden okuduğuma göre Anıtkabir'i o gün 370.000 kişi ziyaret etmiş. İnanın bizim gibi insanlar çoğunluktaydı. %75 ziyaret edemeden dönmüştür.
Son derece komik pankart ve sloganlar dikkat çekiyordu. Bu pankartlar elle yazılmıştı. Sloganlarda 20-25'şerli gruplar halinde atılıyordu.
İşte bazıları:
- Al da git ananı, Kasımpaşa imamı,
- Ulan kelle, senden cacık bile olmaz
- ABD'nin imamı, sattın vatanı...
“Ana” üzerine sayısız pankart ve slogan vardı.
Bir siyasetçi isen ağzından çıkanı kulağın duyacak. Ana gibi toplumumuz için son derece kutsal bir kavramı kullanırken çok ama çok dikkatli olacaksın...
Laiklik ana temaydı. Daha önce de yazdığım gibi, şok sayıda başörtülü bayan vardı. Bas örtülü bayanlara bakınca anladım: Türkiye'de başörtüsü sorunu yoktur; Türban sorunu vardır. Türban siyasal simge, bayrak haline getirilmiştir. Ve maalesef içinden çıkılmaz bir kamplaşma yaratmıştır. Düşünülmeden atılan adımlar bugün sorun olmuştur.
İnsanlar basına, özellikle Doğan Grubu'na çok kızgındılar.
Çevremdekilerin Tuncay Özkan'ı sevdiklerini de söyleyemem.
Ama Hrant Dink'in cenazesini naklen yayınlayanların bu mitingi yayınlamamalarına anlam veremiyorlardı. Bir de Atatürkçü Düşünce Derneği'nin miting ile ilgili verdiği ilanı kabul etmemeleri insanları kızdırmıştı.
İyi ki gitmişim. Sessiz çoğunluğun hala çoğunluk olduğunu gördüm. Yarın öbür gün işler daha da kötüye giderse seslerini çoğaltmakta kararlı olduklarını anladım.
...”
İşte sade Türk vatandaşı Cengiz’in Ankara izlenimleri.
Basında çıkmayan ya da çıkarılmayan yorumları...
İlgilenenler için !
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 16.04.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|