|
|
17 Nisan 2007 Salı 15:39
|
Yazarlar
|
Değişimden Nefret Ettim...
Zaman ne kadar hızlı değişiyor değil mi?
Değişen zaman da, ne yazık ki, bizim güzel yanlarımızın çoğunun olumsuz biçimde değişmesine neden oluyor.
Geçen hafta acıklı bir deneyim yaşadım. Olay beni etkiledi. Bakalım anlatınca sizi de etkileyecek mi ?
Ben İstanbul’da Tuzla oturuyorum. İşyerim ise Taksim’de. Her gün kendi otomobilim ile işime gidiyorum. Akşamları genelde eve geç geliyorum. Hem işim uzun sürüyor, hem de bilinçli olarak trafiğin azalacağı saatlerin gelmesini işyerinde çalışarak bekliyorum.
Geçen Pazartesi günü de saat 21.00 gibi işten çıktım. Eve yaklaşırken saat 22.00’ye geliyordu.
Tuzla’yı bilenler anlayacaklar, Tuzla Tersane bölgesini geçip de merkeze doğru yol alırken çift şeritli duble bir yol vardır. Yolun iki tarafında da pek bir yerleşim alanı yoktur. Bir taraf göl, diğer taraf da fabrika ve arıtma merkezidir. Yani yol lambaları olsa da biraz tenha bir yoldur.
İşte Pazartesi akşamı bu yolda giderken önümde, yolun sağında durmuş bir servis minibüsü gördüm. Servis minibüsünün on metre kadar arkasında, yani bana yakın tarafta, yere oturmuş bir kişi vardı. Bu kişi, ben yanından geçerken el sallayarak benden yardım istedi / beni çağırdı. Ayrıca gördüğüm kadarı ile minibüsün şoför kapısı da ardına kadar açıktı.
Birkaç saniye içinde ne yapacağımı bilemedim.
Acaba hemen durmalı ve yerde oturan adamın neden yardım istediğine bakmalı mıydım ? Karar veremedim; ikircikli kaldım.
Nerede ise hemen her gün gazetelerde okuyoruz. Otoyollarda ya da normal yollarda, sizi bir biçimde arabanızdan telaşla indiriyorlar ve sonra da ya size saldırıyorlar, ya da telaşınızdan yararlanıp otomobilinizi alıp kaçıyorlar.
Kaldı ki eğer yerde yatan kişinin gerçekten yardıma gereksinimi varsa, derdim daha da büyük olmayacak mı ? O kişiyi (yaralı da olabilir) otomobilime alıp Hastaneye götürmem gerekecek; polisler olaya karışınca önce suçlu olmadığımı anlatmam; sonra da şahit olarak saatlerimi karakolda geçirmem gerekecek...
Bütün bunları düşününce, açıkçası korktum ve durmadım. Gazladım gittim.
Ama gaza bastığım anda da içimi bir pişmanlık duygusu kapladı. Hani ara sıra kendi aramızda “insanlık ölmüş arkadaş ! ” diye serzenişte bulunuruz ya !
İşte tam o durum.
Eğer gizli bir kamera ile beni filme alıyor olsalar, “insanlık ölmüş” filminin başrolünde oynarım !
Düşünsenize, yerde yardım isteyen biri var; bana el sallıyor. Ama ben hiç ilgilenmeden, korkarak basıp yanından geçiyorum. Belki yardım etmeye insem bir kişinin yaşamını kurtaracağım ?
Bu pişmanlıkla, “yahu hiç değilse yakındaki polis istasyonuna git de durumu anlat. Bari bir yararın olsun” diye düşündüm. Ama üstümdeki bütün gün yorgunluğu ve bir an önce eve gitme isteği, bu insani düşüncemi de engelledi !!!
...
Ertesi gün sonra gazetelerde okudum. Meğerse o minibüsün içinde bir cinayet işlenmiş ! Minibüse gizlice giren bir kişi, yolculardan birini öldürmüş; yaraladığı şoförde kendini otomobilden zor dışarı atmış. Benim yardım isterken gördüğüm kişi de o yaralı şoförmüş...
Çok üzüldüm.
Çok etkilendim.
Böyle bir olaya sıcağı sıcağına şahit olmuş ve hiçbir şey yapmadan yanından geçip gitmiştim. Ne yardım etmiştim; ne yardım etme girişiminde bulunmuştum; hatta ne de polis gibi, ambulans gibi yardım edebilecek kişilere ulaşmaya çalışmıştım.
...
On yıl önce olsa kesinkes böyle davranmazdım. Mutlaka yardım ederdim. Ama geçen zaman önce Türkiye’yi ve İstanbul’u; ama asıl beni değiştirmişti.
İstanbul daha az emniyetli olmuştu. Ben ise delikanlı cesaretimi yitirmiş; onun yerine olumsuz bir olayda yitirecekleri olan muhafazakar ve korkak bir kişi olmuştum.
Geçen zamandan ve özellikle bu değişimden o an nefret ettim...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 17.04.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|