|
|
24 Nisan 2007 Salı 10:00
|
Yazarlar
|
Kim Cumhurbaşkanı olacak?
Zor günlerden geçiyoruz...
Genelde zor günlerimiz ekonomi ile bağlantılı olur. Ama bu sefer zorluk ve sıkıntı politikada. Yani aslında cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ! Malum Türkiye birkaç hafta içinde yeni cumhurbaşkanını seçecek. Sıkıntı burada. Çünkü hangi tarafın istediği cumhurbaşkanı profili seçilse öbür taraf rahatsız olacak.
Bir taraf, Genelkurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt'ın tanımlamasında belirginleşen bir cumhurbaşkanı istiyor: "Atatürk ilke ve devrimlerini sözde değil ayrıca özde de benimsemiş bir cumhurbaşkanı"...
Diğer taraf, Meclisin iradesinin üzerinde kimsenin ya da hiçbir gücün olamayacağını; TBMM'nin kendi istediği adayı cumhurbaşkanı olarak seçeceğini söylüyor. "Çünkü" diyorlar, "Mecliste 10 milyon oy ile temsil edilen bir parti istediği cumhurbaşkanı adayını seçmelidir".
...
Şu işe bakın yahu !
Biz bile o taraf, bu taraf diye toplumu ikiye ayırdık. Aslında buna tamamen karşıyız. Türkiye gibi bir çok renkli kültür mozaiğinden oluşan bir ülkede kesinkes bu tür ayrımlara gitmemek gerekmez mi ? Bu farklı düşünceleri Türkiye'nin çok sesliliği olarak görmek gerekmez mi ? ...
Öyle görülüyor ki, bugüne kadar her cumhurbaşkanı seçiminde olduğu gibi, bu seçimde de Türkiye sıkıntı yaşayacaktır. Sanırız bunun nedeni, cumhurbaşkanı makamının bütün politikanın üzerinde denetleyici, gözetici, koruyucu ve kollayıcı bir rol oynamasıdır.
İnsanlar gibi toplumlar da hata yaparlar.
Aynı insanlar gibi önemli olan, yapılan hatalardan ders çıkarıp bir daha bu yanlışları yenilememektir.
Açıkça görülüyor ki, Türkiye'de cumhurbaşkanının bu kadar güçlü olması ve Meclis tarafında seçilmesi bugünün Türkiye'si için doğru değildir. O zaman yapılması gereken iki şey vardır:
a) Cumhurbaşkanının yetkilerini azaltmak ve o makamı sembolik bir göreve dönüştürmek; ya da tamamen başkanlık sistemine geçip o makamı daha da güçlendirmek, politik bir makam durumuna dönüştürmek;
b) Ama her iki seçenekte de cumhurbaşkanının çift turlu seçimle doğrudan halk tarafından seçilmesi; Doğrudan halk tarafından seçilecek bir cumhurbaşkanına kimse itiraz edebilir mi ? "Uzlaşma aramadınız, kafanızın dikine gittiniz" diyebilir mi ?
Doğrudan halk seçiminde oluşabilecek tek sıkıntı, halk desteği birbirine çok yakın adaylar olması durumunda oyların bölünüp aradan daha uç (marjinal) bir adayın çıkmasıdır.
Bunu önlemenin yolu da çift turlu seçimdir. İlk tura bütün adaylar girer; ikinci tura ise ilk turda en çok oyu alan iki aday katılır. Böylece seçilen kişi, en azından kullanılan oyların %51'ini alarak seçilmiş olur.
...
Ne yazık ki yukarıdaki önerilerimizi bu cumhurbaşkanı seçimine uygulayamayız. Ama yedi yıl toplumların yaşamında kısa bir süredir ve bugün cumhurbaşkanı kim seçilirse seçilsin yedi yıl da hızla geçer.
2014'de aynı sorunlar ile yüz yüze kalmamak için, konuları sıcakken ve toplum bilinci en yukarıda iken çözmek en doğrusu değil midir ?
Bizim kişisel dileğimiz, seçilecek yeni cumhurbaşkanının kısıtlı bir kesimin ya da görüşün değil de bütün Türkiye'nin saygı duyacağı bir cumhurbaşkanı olmasıdır. Cumhurbaşkanımızı sevmek zorunda değiliz, ama kişiliği bizde saygı duyma duygusu uyandırıyorsa işte Türkiye için en büyük kazanım budur.
Ertuğ Yaşar;
Londra, 24.04.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|