|
|
24 Nisan 2007 Salı 08:11
|
Yazarlar
|
Zengin Patron, Yoksul Şirket
Bundan epeyi yıl önce, profesyonel yöneticisi olduğum şirketin patronu beni çağırmış ve sormuştu:
"X Partisi Milletvekili adaylığı önerdi. Seçilecek yerden de koyacaklarmış. Sen ne dersin ? ".
Yanıtım kısa idi: "Ertuğ Yaşar olarak hemen kabul edin derim. Şirketinizin yöneticisi olarak ise sakın kabul etmeyin derim. Çünkü siz olmayınca şirket vizyonunu kaybeder, rekabette geri düşer".
Şimdilerde Türkiye için aynı şeyi düşünüyorum.
Tayyip Erdoğan açısından bakınca cumhurbaşkanı olması doğrudur. Çünkü bu makama çıkma şansı büyük bir olasılıkla yedi yıl sonra (yani iki genel seçim sonra) Tayyip beyin önüne bir daha gelmeyecektir.
Ama Türkiye açısından bakınca kesinkes Tayyip Erdoğan'ın aday olmaması gerekir. Tayyip beyin yönettiği AKP'nin son beş yıldaki başarısını kısa dönemde başka bir politikacının yakalayabileceğini düşünmüyoruz.
...
İşte geçen hafta yine devrim gibi bir yasa Meclis gündemine geldi. Yıllardan bu yana değişmeyen ya da değiştirilemeyen Ticaret Yasası Tasarısı alt komisyondan geçti.
Yasa taslağını daha okumadık. Ama basına yansıyan bilgilere bakılırsa gerçekten de Ticaret hayatımızda önemli değişiklikler olacak. Yasa taslağını duyunca, aklıma bundan birkaç yıl önce ilgilenmek zorunda kaldığım Almanya Ticaret Yasası geldi. Almanya'da bir şirketin de yönetimindeydim ve Alman Ticaret Yasası bizim Ticaret yasamızdan çok farklı idi. Almanya'da (ve diğer bir çok Avrupa Birliği ülkesinde) halka açık olsun olmasın bütün şirketler gelir - gider tablolarını ve bilançolarını kamuoyu ile paylaşmak zorundadırlar.
Biten yılın ardından dokuz ay sonra, gelir - gider tabloları ve bilançolar yerel Ticaret Siciline teslim edilir ve her isteyen bu bilgilere ulaşabilir.
Yani bütün rakiplerinizin halka açık bilgilerini öğrenebilirsiniz. Doğaldır ki onlar da sizinkileri öğrenir. Bu tür bir uygulama Türkiye'de yoktur.
Hatta halka açık olmayan şirket bilgileri büyük bir ticaret sırrı gibi saklanır. Zaten Türkiye'deki bir çok şirketin bir patronların gördüğü gerçek; bir bankalara verilen makyajlanmış; bir de maliyeye verilen iyice oynanmış gelir - gider tablolarını ve bilançoları vardır !
Türkiye'de firmaların sermaye durumları da başka bir komedidir !
Almanya'daki şirketle ilgilenirken, sermaye konusunda sıkıntıya düştüğümüzü hala anımsıyorum. Şirketin sermayesi 50.000 euro idi ve bu sorun yaratıyordu. Çünkü yeni bir şirket olduğu için firma daha kar edemiyordu ve teknik olarak da sermayesini tüketmiş görülüyordu.
Bu durum üzerine Alman ortağımız hemen bize geldi ve sermaye artırımı istedi. Doğal olarak biz bu isteğe bir anlam veremedik. Nasılsa daha yılın ortasında idik ve yıl sonuna kadar şirket mutlaka kendini toparlardı. Ama Alman ortağımız ikna olmadı !
"Mali müşavirimiz buna izin" vermez deyip bizi sıkıştırıyor. Biz ise pek ciddiye almıyoruz...
Neyse baktık bir gün Alman ortağımız atladı Türkiye'ye geldi ve bize durumu anlattı. Almanya'da mali müşavirler her ay firmaların durumlarına bakarlarmış. Eğer firma teknik olarak sermayesini tüketmişse, firmaya bir ay süre tanırlarmış. Bir ay içinde sermaye artmaz ya da durum düzelmezse, firmanın iflas yazısını Ticaret siciline yollarlarmış...
Tabi biz şaşırdık kaldık !
Türkiye'de "mali müşavir istedi" ya da "sermaye tükendi" diye iflas eden bir şirket hiç duymadığımız için şaşırıyoruz.
O gün sorunu sermaye artırımına giderek ve sermayeyi de hemen ödeyerek çözmüştük. Sanırız yeni Ticaret Yasası ile bu tür uygulamalar ülkemize de gelecek ve bizim "zengin patron, yoksul şirket" modeli de azalacaktır.
Ertuğ Yaşar;
Londra 23.04.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|