|
|
30 Nisan 2007 Pazartesi 10:20
|
Yazarlar
|
Kökten Piyasacılar...
Ben bu tanımlamayı ilk kez MİLLİYET yazarı Osman Ulagay'dan duydum:
Kökten Piyasacı. Ulagay, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) köklerinin politik olarak kökten dinci anlayıştan geldiğini; yine de AKP'nin ekonomide kökten piyasacı anlayışı sergilediğini yazdı.
Piyasalara Güvenin, Her şey Yolunda http://www.milliyet.com/2007/04/15/yazar/ulagay.html
Ne demek ki kökten piyasacılık ? Bize göre, piyasa neyi isterse, ne zaman isterse hiç itiraz etmeden onun yapılmasıdır kökten piyasacılık.
Piyasalarla hiç mi hiç inatlaşılmamasıdır. Piyasaların dikine hiç gidilmemesidir.
Piyasa GAK deyince et verilmesi (örneğin faizin yükseltilmesi), GUK deyince su verilmesidir (örneğin bir yapısal reformun yasalaştırılması).
Bugüne kadar Hükümetlerde hiç bu tür bir yaklaşım ve anlayış görmemiştik. Tam tersine ! TC Hükümetleri, "biz Devletiz. Devletin egemenliği üzerinde başka hiçbir egemenlik olamaz. Biz ne istersek, nasıl istersek piyasalar da dahil herkes onu yapmak zorundadır" diye düşünür ve davranırdı. Belki on yıl önce bu doğru idi. Ama en azından son beş yıldır ya da küreselleşme etkin olduğundan beri, bu yaklaşım doğru değildir. Ne yazık ki (evet ne yazık ki), piyasalar ile inatlaşan, piyasa dengelerini gözetmeyen, piyasa duyarlılıklarına kulak tıkayan ... Hükümetler bunun bedelini er ya da geç, hem de ağır biçimde ödüyorlar. "Ne yazık ki" dedik.
Gerçekten de ne yazık ki piyasalar ekonominin hakimidir. Ya da bundan bir süre önce bir arkadaşımın bana söylediği gibi, "Türkiye'de ve dünyada alınan her önemli politik ve ekonomik karar, finans ve enerji baronlarının çıkarına sonuç yaratacaksa alınabilir. Yoksa alınamaz". Piyasalar çoğu zaman ekonomi için doğru olanı istese de, her zaman tam doğru yolu göstermiyor. Piyasaların da yanlış yönü gösterdiği zamanlar oluyor. Örneğin piyasalar kimi zaman olumlu haberleri çok büyüterek satın alıyor; kimi zaman da olası olumsuz riskleri göz ardı ederek hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. Eksiden söylenirdi ya, "müşteri velinimetimizdir" diye. Bu sözün İngilizcesi "the customer is king" diye söyleniyor. Yani "müşteri kraldır" anlamına.
İşte şimdilerde de Kral tamamen piyasadır.
Piyasanın onaylamayacağı, istemeyeceği, beğenmeyeceği kararları alamazsınız. Alırsınız da bedelini ağır ödersiniz. Bu bedelin nasıl ödendiğini 57.inci (DSP - MHP - ANAP) Hükümet döneminde görmüştük değil mi ? Bu örnekten ders alan AKP Hükümeti, Kemal Unakıtan ve Ali Babacan'ın da piyasa ve iş yaşamı deneyimleri sayesinde, şimdilerde piyasalarla hiç çatışmıyor.
Piyasa ne derlerse hemen yapıyorlar...
Kökten Piyasacılar ya !
Bakın geçen yıl bu dönemde Merkez Bankası başkanı seçiminde piyasaların istediğini değil de kendi istediklerini yapmaya kalktılar. Bu mini kriz bir anda uluslararası bir likidite çalkantısı ile birleşince öyle bir ağır darbe yediler ki akılları başlarına geldi...
Aradan bir yıl geçti, çalkantı çoktan geçti. Döviz kuru fazlası ile geri geldi. Ama mirası bize kaldı. Faiz yükseldi ve hala inmedi. Enflasyon yükseldi, inip inmediğini ancak yaz aylarında göreceğiz. Yine de ben her geçen gün daha da ikna oluyorum ki, Türkiye'nin ya da AKP'nin son beş yılda yakaladığı ekonomik başarının altındaki ana neden, uluslararası para / likidite bolluğudur. Dünyada yüksek getiri kazanmak isteyen o kadar kaynak var ki, siz Türkiye olarak politik alanda ne yaparsanız yapın, o para size mutlaka geliyor. Ortada para bolluğu olunca da mutlaka işler yolunda gidiyor.
Burada da bir diğer MİLLİYET Yazarının, Hurşit Güneş'in bir sözünü ödünç alalım: "... Ekonomik açıdan ise her şey uluslararası likiditeye bağlı. Yabancı sermaye bolsa içeride (Türkiye'de) ne olursa olsun piyasalar etkilenmiyor. Fakat içeride herkes uzlaşsa da, hatta kol kola girip halay çekse bile, uluslararası likidite azalmaya başladı mı önünde durmak olası olmayacaktır. ..."
Yeni Bir Dönem http://www.milliyet.com/2007/04/26/yazar/gunes.html
Eğer AKP ekonomi yönetimi bu gerçeği anladı ise, bizce yatıp kalkıp uluslararası likiditenin azalmaması için dua ederler.
Hem malum, onların duaları bizimkine göre daha etkili olur. Kökten'ciler ya !
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 30.04.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|