Kokteyl Network : beygir.com - mackolik.com - sahadan.com - tahminkolik.com - skor.tv - mackolikcomplex.com - havayol.com - magazinkolik.com
türk net en son haber 23 Kasım 2008Güncelleme: 23.11.2008 11:51 rss flas en son dakika haber arama son dakika net haber türk haberler
en net son haber
Ana sayfa haber
Politika Haber
Toplum Haber
Ekonomi Haber
Dünya Haber
Yaşam Haber
Spor Haber
Görüntülü Haber
Haber İndeksi
Haber Arama
Haber Arşiv
Hava Durumu
Yazarlar
Haber Başlıkları
Araştırma Dosyaları
Haber Yorumlar
Haber Üyelik Merkezi
Haber Üyelik Merkezi

Güncel Başlıklar
Genetik
Teknoloji
Taksim Meydanı
Google
Bankacılık
Nursuna Memecan
Salih Memecan
Abdullah Öcalan
Ergenekon Davası
Sünnet Törenleri
Add to Google
30 Nisan 2007 Pazartesi 09:23 Yazarlar

Ne Şeriat, Ne Darbe

Çok iyi anımsıyorum, 28 Şubat sürecini Financial Times gazetesi, "soft
coup
" yani yumuşak (askeri) darbe olarak tanımlamıştı.

Sanırız 27 Nisan

sürecini de "e-coup", yani e-darbe olarak tanımlayacaklardır !
Tam da "cumhuriyet mi demokrasi mi ? " diye kendi kendimizle hesaplaşmaya
çalışırken geldi Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) muhtırası.
Türkiye'de şeriattan korkan;

AKP'nin ne söylerse söylesin kökten dinci tavrının değişmediğine inanan;
Cumhuriyetin en üst makamına laikliğe inanmayan bir kişinin çıkmasını istemeyen
kesimler çoktandır "cumhuriyetçiydi" zaten.

Yani cumhuriyetin temel ilkelerinin (laik, demokratik hukuk devleti ilkesinin)
korunması için demokrasinin askıya alınabileceğine inanmaya başlamışlardı.
Demokrasiden ödün verebilirlerdi. Ama cumhuriyetin temel ilkelerinden (örneğin
laiklikten) asla ödün veremezlerdi !

Bu anlayışta olanlar sanırız 27 Nisan muhtırasını sevinçle karşılamışlardır.
"İşte gördünüz mü ? TSK, cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkacak hareketi
sonunda yaptı
" demişlerdir. Açıkça olmasa bile için için sevinmişlerdir.
Bu anlayışta olan herkesi kınıyorum...

Demokrasinin olmadığı yerde cumhuriyet olmaz...

Hepimizin tek güvencesi cumhuriyet değil demokrasidir. Demokrat olan kimse,
cumhuriyetin korunması bahanesi ile bile olsa, demokrasinin askıya alınmasına onay
veremez.

Yine de kimse yanlış anlamasın. Eğer bu ülkeye şeriat getirmek isteyenler varsa, (ne
yazık ki) demokrasi rejimi onlara istedikleri özgürlük ortamını sağlamaktadır. Çünkü
demokrasi özgürlükler rejimidir.

İşte cumhuriyetçiler de bu savın arkasına saklanıyorlar: "Demokrasi şeriat
isteyenlere karşı kendini koruyamıyor. O nedenle birileri devreye girerek
demokrasiyi ve cumhuriyeti korumalıdır
".

...

Bu satırların yazarı hiçbir zaman AKP'ye ya da politik yelpazenin sağ tarafına oy
vermeyecek bir kişidir. Ama bugün AKP'nin demokratik hakkını da korumak zorundayız.
Çünkü gerçek demokratlık budur.

Yani TSK'nın muhtırasına karşı çıkıyoruz. Muhtıranın demokrat tutum ile
bağdaşmadığını düşünüyoruz. Cumhuriyetin temel ilkelerinin bu tür müdahalelerle
korunamayacağını öne sürüyoruz.
Yine de bunları söylerken AKP'nin bu süreçte yaptığı yanlışları da hiçbir
zaman göz ardı etmemek gerektiğine de inanıyoruz.
AKP cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde çok amatörce ve gerçekten de
anti-demokratik bir tutum sergilemiştir.
Öncelikle Tayyip Erdoğan "15 Nisanı bekleyin" diyerek hiçbir uzlaşma
arayışının içinde olmamıştır. "Çoğunluk bende, -seve seve- cumhurbaşkanını ben
seçerim
" diye düşünerek her türlü diyalog arayışından uzak durmuştur.
Ardından kendi istediği adayı bir türlü Bülent Arınç'a kabul ettiremeyince "eh ne
yapalım, bari Abdullah bey olsun
" diye düşünerek yine bütün ülkeyi yok
saymıştır. Türkiye'nin gelecek yedi yılını, üç kişi arasında karar vermekten
çekinmemiştir.
Aynı dönemde sanmayın ki muhalefet partileri de iyi bir performans sergilemişlerdir.
Ne CHP, ne de diğer partiler, Türkiye'nin geniş bir kesiminin kabul edebileceği bir
aday adını ortaya çıkaramamışlar; sadece "O olmasın" gibi anlamsız bir
politika izlemişlerdir.

Bu süreçteki elle tutulabilir tek olumlu nokta olan Tandoğan mitingi ise, temel
amacından saparak, küreselleşme, özelleştirme ve Avrupa Birliği karşıtı bir
gösteriye
dönüşmüştür.

Bugün gelinen noktada, hem AKP, hem TSK ve hem de diğer partiler için tek çıkış
yolu, Anayasa Mahkemesi'nin 367 katılım sayısına dayanarak vereceği bir iptal
kararı
dır.

Bu iptal kararı gelirse,

- AKP mağdur rolü oynayarak erken seçime gidebilir;

- TSK'nın istediği olur (yeni Meclis yeni cumhurbaşkanını seçer);

- ve Türkiye'de eğer bazıları gerçekten AKP'nin kökten dinci kimliğinden korkuyorsa,
merkez bir parti çevresinde toplanarak AKP'ye iktidar şansı vermez...

Ertuğ Yaşar;

İstanbul
30.04.2007

ertug@yasar.nom.tr

www.ertugyasar.com

İlgili Başlıklar:
Ertuğ Yaşar Yazıları (157 haber)






İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...

Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...

Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...

TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?

İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'

BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...

Anadolu Ajansi net haber son dakika flas haber IHA ihlas haber ajansi net haber son dakika flas haber
NET Haber
Anadolu Ajansı ve İhlas Haber Ajansı
resmi abonesidir.
NetHaber Künye: Genel Yayın Yönetmeni: Nevzat BASIM
Yayın Koordinatörü: Emre KULCANAY
Reklam