|
|
30 Nisan 2007 Pazartesi 09:23
|
Yazarlar
|
Ne Şeriat, Ne Darbe
Çok iyi anımsıyorum, 28 Şubat sürecini Financial Times gazetesi, "soft coup" yani yumuşak (askeri) darbe olarak tanımlamıştı.
Sanırız 27 Nisan
sürecini de "e-coup", yani e-darbe olarak tanımlayacaklardır ! Tam da "cumhuriyet mi demokrasi mi ? " diye kendi kendimizle hesaplaşmaya çalışırken geldi Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) muhtırası. Türkiye'de şeriattan korkan;
AKP'nin ne söylerse söylesin kökten dinci tavrının değişmediğine inanan; Cumhuriyetin en üst makamına laikliğe inanmayan bir kişinin çıkmasını istemeyen kesimler çoktandır "cumhuriyetçiydi" zaten.
Yani cumhuriyetin temel ilkelerinin (laik, demokratik hukuk devleti ilkesinin) korunması için demokrasinin askıya alınabileceğine inanmaya başlamışlardı. Demokrasiden ödün verebilirlerdi. Ama cumhuriyetin temel ilkelerinden (örneğin laiklikten) asla ödün veremezlerdi !
Bu anlayışta olanlar sanırız 27 Nisan muhtırasını sevinçle karşılamışlardır. "İşte gördünüz mü ? TSK, cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkacak hareketi sonunda yaptı" demişlerdir. Açıkça olmasa bile için için sevinmişlerdir. Bu anlayışta olan herkesi kınıyorum...
Demokrasinin olmadığı yerde cumhuriyet olmaz...
Hepimizin tek güvencesi cumhuriyet değil demokrasidir. Demokrat olan kimse, cumhuriyetin korunması bahanesi ile bile olsa, demokrasinin askıya alınmasına onay veremez.
Yine de kimse yanlış anlamasın. Eğer bu ülkeye şeriat getirmek isteyenler varsa, (ne yazık ki) demokrasi rejimi onlara istedikleri özgürlük ortamını sağlamaktadır. Çünkü demokrasi özgürlükler rejimidir.
İşte cumhuriyetçiler de bu savın arkasına saklanıyorlar: "Demokrasi şeriat isteyenlere karşı kendini koruyamıyor. O nedenle birileri devreye girerek demokrasiyi ve cumhuriyeti korumalıdır".
...
Bu satırların yazarı hiçbir zaman AKP'ye ya da politik yelpazenin sağ tarafına oy vermeyecek bir kişidir. Ama bugün AKP'nin demokratik hakkını da korumak zorundayız. Çünkü gerçek demokratlık budur.
Yani TSK'nın muhtırasına karşı çıkıyoruz. Muhtıranın demokrat tutum ile bağdaşmadığını düşünüyoruz. Cumhuriyetin temel ilkelerinin bu tür müdahalelerle korunamayacağını öne sürüyoruz. Yine de bunları söylerken AKP'nin bu süreçte yaptığı yanlışları da hiçbir zaman göz ardı etmemek gerektiğine de inanıyoruz. AKP cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde çok amatörce ve gerçekten de anti-demokratik bir tutum sergilemiştir. Öncelikle Tayyip Erdoğan "15 Nisanı bekleyin" diyerek hiçbir uzlaşma arayışının içinde olmamıştır. "Çoğunluk bende, -seve seve- cumhurbaşkanını ben seçerim" diye düşünerek her türlü diyalog arayışından uzak durmuştur. Ardından kendi istediği adayı bir türlü Bülent Arınç'a kabul ettiremeyince "eh ne yapalım, bari Abdullah bey olsun" diye düşünerek yine bütün ülkeyi yok saymıştır. Türkiye'nin gelecek yedi yılını, üç kişi arasında karar vermekten çekinmemiştir. Aynı dönemde sanmayın ki muhalefet partileri de iyi bir performans sergilemişlerdir. Ne CHP, ne de diğer partiler, Türkiye'nin geniş bir kesiminin kabul edebileceği bir aday adını ortaya çıkaramamışlar; sadece "O olmasın" gibi anlamsız bir politika izlemişlerdir.
Bu süreçteki elle tutulabilir tek olumlu nokta olan Tandoğan mitingi ise, temel amacından saparak, küreselleşme, özelleştirme ve Avrupa Birliği karşıtı bir gösteriye dönüşmüştür.
Bugün gelinen noktada, hem AKP, hem TSK ve hem de diğer partiler için tek çıkış yolu, Anayasa Mahkemesi'nin 367 katılım sayısına dayanarak vereceği bir iptal kararıdır.
Bu iptal kararı gelirse,
- AKP mağdur rolü oynayarak erken seçime gidebilir;
- TSK'nın istediği olur (yeni Meclis yeni cumhurbaşkanını seçer);
- ve Türkiye'de eğer bazıları gerçekten AKP'nin kökten dinci kimliğinden korkuyorsa, merkez bir parti çevresinde toplanarak AKP'ye iktidar şansı vermez...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 30.04.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|