|
|
03 Mayıs 2007 Perşembe 11:35
|
Yazarlar
|
YETER, Söz Milletin
Salı günü bütün gün süren meraklı bekleyişimiz akşamüzeri sona erdi: Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birinci turunu olmamış (yok) saydı.
Karardan önce bana sorsanız, hukukçu olmamakla birlikte, vicdanım ve mantığımın sesini dinleyerek, “Anayasa Mahkemesinin CHP isteğini ret etmesini bekliyorum” derdim. Çünkü bana göre seçilmek için 367 oy gereken bir yerde toplantı yeter sayısı 367 olamaz !
Ama öte yandan yurtsever vatandaş ve ekonomist tarafım, “umarım Anayasa Mahkemesi CHP’nin başvurusunu haklı bulur da bir an önce erken genel seçime gideriz. Böylece de içinde olduğumuz açmaz durumu çözülür” diye nerede ise yalvarıyordu !
Çünkü bugün gelinen noktada herkesi kurtaracak ve başının dik durmasını sağlayacak (kumpastan şerefli çıkış sağlayacak) çözüm, Anayasa Mahkemesinin iptal kararıdır.
Böylece:
a) AKP, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) isteğini hem yerine getirmiş olacak, ama hem de mağdur rolü oynayarak (“bakın çoğunluk bizde olmasına karşın bir cumhurbaşkanı bile seçtirmediler” diyerek) erken seçime gidebilecektir;
b) TSK, genel seçim sonrası seçilecek cumhurbaşkanı kim olursa olsun artık sesini çıkaramaz. Seçimlerden sonra “laikliği sadece sözde benimseyen” (!) bir kişi cumhurbaşkanı olsa bile, “demek ki Türk halkının isteği bu yönde oluştu” diye düşünür.
c) Türkiye’de geniş çoğunluk (hani hep o söylenen, 2002’de AKP’ye oy vermeyen %66 çoğunluk) gerçekten AKP’in kökten dinci kimliğinden korkuyorsa, merkez bir parti çevresinde toplanarak AKP’ye iktidar şansı vermez...
Aslında şu anda Türkiye’deki bütün parti yönetimleri erken seçim istiyorlar. Burada üzerinde anlaşılamayan nokta erken seçimin ne zaman yapılacağı idi.
AKP, genel seçimin cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra; yani bir AKP’li cumhurbaşkanı seçildikten sonra, yapılmasını istiyordu. Ama sanırız Anayasa Mahkemesi kararından sonra bunun artık olası olmadığını anlamışlardır.
Zaten AKP dışında herkes, ki buna özellikle TSK yönetim kadrosu da dahildir, cumhurbaşkanlığı seçimlerinin genel seçimden sonra yapılmasını istiyor.
Ne olursa olsun artık ok yaydan çıktı ! Bütün bu yaşananlardan sonra cumhurbaşkanlığı seçimini beklemeden erken seçime gitmek kaçınılmaz olmuştur.
Öte yandan üzülerek görüyoruz ki, AKP de, muhalefet partileri de, ve üstelik sivil toplum da, cumhurbaşkanlığı seçimi sürecini çok kötü yönetti...
AKP’nin bu konudaki acemiliği bizi şaşırtmadı. Yani eğer kendi cumhurbaşkanı adayını seçemeyecektiysen, neden “aslanlar gibi” daha önceden kendi isteğin ile erken seçim kararı alıp sandığa gitmedin ?
Eğer AKP böyle yapsa idi, mutlaka kamuoyunun ılımlı kesiminin de sempatisini ve oyunu kazanırdı. Bizce kararsız (ama AKP’nin değişmediğinden de çekinen) geniş bir kitle, “bak bu adamlar gerçekten dürüstmüş. Kendi başlarına cumhurbaşkanını seçmek varken bundan bile ülkenin çıkarı için özveride bulundular. Bu adamlara güvenilir arkadaş !” diye düşünüp oy verebilirdi.
Deniz Baykal’ın, Erkan Mumcu’nun ya da Mehmet Ağar’ın başını çektiği muhalefetin beceriksizliği de bize göre şaşırtıcı bir durum değil ! Bu kişiler gerçek birer lider olsalardı zaten Türkiye bu duruma gelmez; AKP’ye mahkum olmazdı...
Sivil toplum da tepkisini çok geç verdiği için sürece geç katılabildi.
Tandoğan ve Çağlayan mitingleri daha önceden yapılmış olsa idi; genel kamuoyu çok daha önceden bilincini gösterebilmiş olsa idi, örneğin Bülent Arınç gibi oportünist bir politikacı ülkenin kaderi ile bu kadar rahat oynayamazdı.
Ama gelinen noktada durum ortadadır: Piyasa gerekli uyarıları üç gündür ısrarla yapmaktadır. Mesajı almayanlar bu işin sorumluluğuna katlanırlar.
Türkiye’yi bir parça bile olsa seven herhangi bir politikacı, hemen erken genel seçim kararı almalı ve ülkenin önünü açmalıdır. Demokrasilerde sandıktan çıkan sonuçlara ses çıkarmak olmaz.
Artık söz gerçekten de milletindir.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 03.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|