|
|
07 Mayıs 2007 Pazartesi 10:19
|
Yazarlar
|
Seçimin Ekonomisi
Cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci (ya da ikinci) turundan da sonuç çıkmadı. Zaten sonuç çıksaydı da bir şey değişmeyecekti:
Türkiye yasal olarak sorun çıkarmayacak en erken tarihte genel seçime gidiyor.
Hukukçu olmadığımız için, seçimin 22 Temmuzda yapılıp yapılmayacağını bilemiyoruz. Ama sonuçta Türkiye, eskilerin dediği, gibi, “seçim sattı mahalline” (yani seçim ortamına) girmiştir. Bundan sonra politika sertleşecektir. Ekonomide de dengeler değişebilir.
Ne olabilir ekonomide ?
Öncelikle mutlaka bir seçim ekonomisi izlenir. Kim ne derse desin izlenir...
Olağan zamanlarda yapılmayacak harcamalar yapılır; kararlar alınır. Ekonomimiz için uluslararası çapa işlevi gören Uluslararası Para Fonu (IMF) önerileri dinlenmez ve IMF ile ilişkiler seçim sonrasına kadar rafa konur.
Diğer uluslararası çapa Avrupa Birliği konusunda ise o kadar endişeli değiliz. Çünkü zaten Avrupa Birliği de Haziran ayının ikinci yarsında yapılacak Devlet ya da Hükümet Başkanları zirvesinin ardından Eylül ayına karda tatile girer. Eh bizde de sanırız yeni Hükümet Eylül ayında iş başı yapmış olur.
Seçim ekonomisi nedeni ile ne yazık ki mali disiplin zarar görür. Yani 2001 yılından bu yana hep izlenen, bütçede faiz ödemeleri dışında %6,5 fazla verilmesi sanırız bu yıl gerçekleştirilemez.
Ayrıca birkaç birbiri ile çelişen gelişme de bekleyebiliriz:
a) Bireyler seçim sonuna kadar; ve hatta Hükümetin nasıl kurulacağı belli olana kadar (belki de Hükümet kurulup çalışmaya başlayana kadar), çok zorunlu olmayan harcamalarını ertelemeyi düşünürler. Örneğin beyaz eşya, otomobil ve konut gibi özellikle yenilemeye dayanan tüketim malları harcamalarında düşme görülebilir.
b) İnsanlar olduğunca likit ya da nakit kalmayı seçerler. “Paramız cebimizde dursun da gerekirse hemen pozisyon alırız” diye düşünebilirler.
c) Bir kısım küçük bireysel yatırımcı döviz satın alma yoluna gidebilir. Bizce çok akılcı olmasa da, genel seçimlerin belirsizlik ve ekonomik politika değişikliği getirebileceğini düşünen bireyler dövizin artacağını öngörüp yatırımlarını döviz varlıklara çevirebilirler.
d) Kimi piyasalar çok hareketlenir (örneğin reklamcılığa dayanan sektörler, baskı gibi, küçük promosyon eşyaları gibi). Ama genel olarak alış veriş piyasalarında bir yavaşlama olmasını beklemek gerekir.
e) Merkez Bankası, Hükümetten faizleri indirme baskısı görecektir. Ama sanırız bu baskı çok sert olmaz. Çünkü aklı başında her ekonomist, faiz düşürme etkisinin 80 ya da 90 gün gibi kısa bir sürede ortaya çıkmayacağını bilir;
f) Merkez Bankası zaten üçüncü çeyreğe kadar faizleri indirmeme niyetinde idi. Enflasyonun ne yöne gittiğini izleyip ona göre karar vereceklerdi. Çünkü enflasyon (teknik nedenlerden dolayı), Mayıs ve Haziran aylarında düşecektir (teknik neden, geçen yıl Mayıs be Haziran ayı enflasyon artışlarının çok yüksek olmasıdır. Bu yüksek sayılar endeksten çıkıp da yerine düşük sayılar girince enflasyon düşmüş olacaktır). Şimdi bizim beklentimiz Merkez Bankasının en az Eylül – Ekim ayına kadar faiz indirmeyeceği; hatta faizi artırmayı bile düşüneceğidir.
g) Anlaşılan o ki bürokrasi de ciddi bir boşalma olacak ve üst düzey bürokratlar özellikle AKP’den milletvekili adayı olacaklar. Bu ortamda birçok bakanlıkta karar alınamaz. Özelleştirmeler durur; kamu ihalelerinin çoğu durur.
Kim ne derse desin Türkiye’nin içinde olduğu politik ortamda bir an önce genel seçime gitmesi, ekonomi açısından en iyi çözümdür.
Türkiye’de ekonominin öncelik açısından çok arka sıralara atılacağı bu dönemde, umalım ki uluslararası likiditede bolluğunda önemli bir sorun çıkmasın ve Türkiye’de bu sorundan olumsuz etkilenmesin...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 07.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|