|
|
09 Mayıs 2007 Çarşamba 12:23
|
Yazarlar
|
İlk Seçim Senaryoları
Açıkçası bir ay öncesinde bana “genel seçimler ne olur ? ” diye sorsanız, “Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), en az 2002 seçimleri kadar oy alarak yine tek başına iktidar olur” derdim.
Çünkü;
a) ekonomide AKP’nin yaptığı liberal ve küresel açılımları görüyordum; bu açılımların Türkiye’yi nasıl uluslararası alanda ileri götürdüğünü izliyordum;
b) orta direk denen geniş halk kitlelerinin AKP icraatlarından ve Tayyip Erdoğan’ın karizmatik liderliğinden etkilendiğini fark ediyordum;
c) AKP karşısında hiçbir muhalefet partisinin kayda değer bir seçenek olmadığını; liderlerinin boşa kürek çektiklerini acıyarak izliyordum.
Ama son bir ay içinde çok şey değişti.
Öncelikle Türkiye kutuplaştı. “Laikler” ve “İnananlar” diye iki kutup oluştu. Tandoğan ve Çağlayan mitingleri sivil politik girişimini uyandırdı. Ama aynı biçimde toplumdaki kutupların açıkça ortaya çıkmasına da neden oldu.
AKP yönetim kademesi, cumhurbaşkanlığı seçim sürecini iyi yönetemedi. İstedikleri hiçbir şey olmadı; istemeyecekleri her şey oldu. “Erken seçim olmayacak” derlerken seçime gitmek zorunda kaldılar. Hem de kendi istekleri ile değil, beceriksiz muhalefetin zorlaması ile...
...
Biz şimdi ileriye bakalım.
Genel seçimlerde ne olur ?
Seçimleri kim kazanır; kim iktidar olur ?
Piyasaların ve özellikle de uluslararası likidite sahiplerinin kafasını kurcalayan soru budur. Çünkü seçimler sonrası ortaya çıkacak 60.ıncı T.C Hükümetinin biçimi ve oluşumu, izleyeceği ekonomik politikaları da belirleyecektir.
Piyasalar tek parti iktidarına ya da koalisyona bakmazlar. Esasen izlenecek ekonomik politikaya bakarlar.
Ne tek parti iktidarları olabilir ki, Türkiye’yi küreselleşmeden, Avrupa Birliğinden, uluslararası likiditeden uzaklaştırabilir. “Bağımsız Güçlü Türkiye” söyleminin peşine düşüp Türkiye’yi uluslararası bütünleşmeye kapatabilir.
Ne koalisyonlar olabilir ki, Türkiye’yi uluslararası bütünleşmenin içine daha hızlı sokar; küresel sermayenin nimetlerinden ülkemizi daha çok yararlandırır; yapısal dönüşümü hızlandırabilir.
Şu anda görülen iki seçim senaryosu var:
1) AKP %30 ile %35 arasında oy alacak; yanına CHP (ve DSP) %15 ile %20 arasında oy ile gelecek; Demokrat Parti (DYP + ANAP) %10 üzerinde oy ile Meclise gelecek; bir de Demokratik Toplum Partisi (DTP) bağımsız adaylarla 20 ile 35 arası milletvekili kazanacak;
2) Demokrat Parti ve DTP yine Meclise girecek; yukarıdaki senaryodan farklı olarak AKP’nin ve / ya da CHP’nin oyları %3 ile %5 arasında düşük olacak (özellikle AKP’nin oyu %25 dolayında kalacak); buna karşın MHP ve Genç Parti; ya da sadece bunlardan biri Meclise girecek.
Birinci senaryoda büyük bir olasılık ile AKP yine tek başına iktidar olmaktadır. 250 ile 300 arasında milletvekili kazanırlar.
Anayasa’yı değiştiremez; cumhurbaşkanını uzlaşmadan seçemezler. İktidarları 59. Hükümete göre daha zor olur. Sert muhalefetle karşılaşırlar. Ama ekonomide liberal ve kökten piyasacı politikaları değiştirmezler.
İkinci senaryoda AKP tek başına iktidar olamaz. Büyük bir olasılık ile AKP karşıtı cephe, başka birimlerin de (!) baskısı ile, “ulusal laik koalisyonu” kurar. Bu koalisyon da %80 olasılıkla liberal ve kökten piyasacı politikaları izler. Ama AKP’ye göre ekonomide çok daha “gerici” kalırlar...
İkinci senaryoda, eğer tek başına Genç Parti barajdan çıkarsa o zaman işler karışır. Bağımsız seçilen DTP’liler ve Genç Parti, bütün denklemi bozar. Türkiye’de ekonomi ikinci plana gider. Politika ve toplumsal çatışma öne çıkar.
Bunlar seçimler ile ilgili ilk ham düşünceler. Eminiz ki önümüzdeki yetmiş beş gün daha birçok gelişmeye gebedir.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 09.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
|
Yorumlar |
|
kayhan ayas
-
29.05.2007 20:40
|
|
ertug kardeşim iyi bi başlık atmışsın ve gidişatında baya ıyı görünüyor ama bir yanlışın var bu senaryonun içinde ben YAŞAR NURİ ÖZTÜRK beyi göremedim oysa internette oy anketlerine bakarsak bunların %40'ı gibi buyuk bir kitlede şu an Halkın Yükselişi Partisi 1. sırada bunu biraz daha kapsamlı bir araştırma yapsaydın anlardın birdaha bir araştırma yaparsan sevinirim ve bu senaryoda HALKIN YÜKSELİŞİ PARTİSİNİ ön sıralarda görmek isterim ben ve bircok kurtulmak isteyen insanlar
|
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|