|
|
23 Mayıs 2007 Çarşamba 11:32
|
Yazarlar
|
Anket Enflasyonu
Enflasyon diye tutturmuştuk ya bir zamanlar, meğerse Türkiye’de her şeyin enflasyonu varmış ! İşte şimdi de seçim anketleri enflasyonu yaşıyoruz...
Öyle bir enflasyon ki bu, bazı anketlerde Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) %40’ın üzerinde oy alıyor; bazı diğer anketlerde de %25’in altında... Olacak şey değil, ama oluyor işte !
Tabi böyle bir durumda, seçim sonrası senaryolarını düşünemiyoruz bile. Yani acaba AKP yeniden tek başına iktidar olabilecek mi, yoksa 22 Temmuz sonrası Türkiye AKP dışında bir koalisyonla mı yönetilecek ?
Açıkçası bizim ekonomist ve işadamı olarak ilgilendiğimiz asıl konu, kurulacak 60. TC Hükümetinin izleyeceği ekonomi politikalarıdır.
Yani acaba 60. Hükümet, Avrupa Birliği (A.B) yanlısı olacak mı; yoksa A.B ile ilerleme sürecini durdurmaya mı çalışacak ? Türkiye’nin dışa açılmasına daha fazla aracı olacaklar mı; yoksa yeniden milliyetçi ve içe dönük bir Türkiye mi kurmaya larçalışacak ?
Liberal ekonominin gereklerini yerine getirecekler mi, yoksa onlar da dünyadaki “yeni korumacılık” akımından mı etkilenecekler ? Küreselleşmeyi bir “fırsat” olarak görüp yararlanmaya mı çalışacaklar, yoksa bir “tehdit” olarak algılayıp engellemeye mi uğraşacaklar ?
...
Hafta başında Türkiye’yi izleyen A.B’de görevli bir dostla sohbet ediyorduk. Avrupalılar Türkiye’de son bir ayda olanları anlamakta çok zorlanıyorlarmış.
Nasıl zorlanmasınlar ki ?
Bir kere benim bildiğim kadarı ile İngilizcede İrtica kelimesinin tam karşılığı yok ! “İrtica”, İngilizcede “fundamentalism” (kökten dincilik) olarak kullanılıyor. Üstelik Türkiye’yi ve Türkleri iyi tanımayan birinin Nisan ayı başından beri olanları anlamasını nasıl beklersiniz ki ?
Dayanamadım ve Avrupalı dostuma sordum: “Peki, siz 22 Temmuzdan sonra Türkiye’de nasıl bir Hükümet görmek istersiniz ? ”.
Yanıtı çok açıktı: “AKP’nin son olaylardan ders almış ve sağın daha ortasına gelmiş bir halini iktidarda görmek isteriz.
Türk bayrakları ile Ankara’da, İstanbul’da, ... yürüyenler bizi endişelendirdi. Üstelik ne olduğunu da pek anlamadık. Çünkü bu kişiler ve özellikle hanımlar, hem AKP’ye karşıydılar, ama hem de A.B’ye karşıydılar ! Bu iki kavramın (yani iki karşıtlığın) nasıl bağdaştırıldığını anlayamadık.
Hal bu ki Türkiye’de eğer bir geri gitme (irtica) korkusu varsa, bunu engellemenin, önlemenin, bertaraf etmenin en iyi yolu A.B ile daha sıkı bir bütünleşme değil midir ? ”
Söyleyecek söz bulamadım...
“Ne şeriat, Ne darbe” diye yürüyen, kimi zaman da “Ne ABD ne A.B, Tam Bağımsız Türkiye” sloganları atanlar, acaba gerçekten A.B ile bütünleşmeye karşılar mı ? Eğer karşılarsa, Türkiye’nin 22 Temmuz sonrası dış politika ve ekonomi seçenekleri nasıl şekillenecek ki ?
Kim ne derse desin, AKP Türkiye’yi A.B yoluna en çok yaklaştıran iktidarlardan biri olmuştur. Beğenelim ya da beğenmeyelim, böyle olmuştur.
Bu görüşümü paylaştığım bir arkadaşım da “Sen de çok safsın yahu ! Bu adamların (AKP’lileri kastediyor) A.B taraftarı olmalarının gerçek nedenini göremiyor musun ? ” diye bana çıkıştı.
“Bunların hepsi bir büyük oyunun parçası...
AKP önce A.B sopasını kullanarak Türk Silahlı Kuvvetlerini etkisizleştirecek; kişisel özgürlük kavramını kullanarak başörtüsüne serbestlik sağlayacak, yani demokrasinin erdemlerini kullanarak kendi emellerine ulaşacak. Sonra da Türkiye’yi orta çağ karanlığına geri götürecek bir Molla rejimi kuracak.”
İnanmak istemediğim bir senaryo...
Ama sanırım Türkiye’de seçime doğru A.B ve küreselleşme tartışması, partilerin ciddi bir ayrışma konusu olarak karşımıza çıkacaktır.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 23.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|