|
|
25 Mayıs 2007 Cuma 14:46
|
Yazarlar
|
İş Dünyası AKP’ye Oy verir
Seçimlere doğru terör tırmanmaya başladı. Önce İzmir ve Ankara’da bomba, sonra da güneydoğuda altı şehit...
Görülüyor ki genel seçimlerde asıl gündem ekonomiden daha çok güvenlik ve emniyet konuları olacak...
Yine de biz olası iktidar partilerinin ekonomi politikaları ile daha çok ilgiliyiz. Seçeneksizlikten seçenek olan (!) CHP ve Deniz Baykal, ne kadar değişmeye çalışsa da yine aynı kafada...
Baykal Pazartesi günü bizleri hayrete düşüren açıklamasını yaptı: “İktidara gelmemiz halinde AKP’nin yaptığı tüm özelleştirmeleri incelemeye alacağız ! ”
Yani “devri sabık yaparız” diyor Baykal. Bunu duyunca da benim tüylerim diken diken oluyor... Bu devirde hala bu mantık, hala yabancı sermayeye ve özelleştirmeye “tu kaka” demek, açıkçası endişeleniyoruz.
...
Birçok ekonomi yorumcusu, iktidara gelecek parti kim olursa olsun, ana ekonomi politikalarının değişmeyeceğini öne sürüyor.
Yani Türkiye’de iktidar olacak Hükümet:
a) kamu bütçesinde mutlaka fazla vermek zorundadır;
b) kaynak gereksinimini giderebilmek için dış borçlanma yapmak; bu nedenle de yüksek faiz ödemek zorundadır.
Bu seçeneksizlik gerçekten var mı ? Yani kim iktidar olursa olsun uluslararası sermayenin kayığına binmek; Avrupa Birliği amaçlarını izlemek, Uluslararası Para Fonu (IMF) reçetelerini izlemek zorunda mıdır ?
Seçim kampanyaları sırasında göreceğiz. Bakalım iktidara aday partilerin ekonomi, kurmayları Türkiye’nin sorunlarına ne gibi çözümler önerecekler. Örneğin TL’nin sürekli değerlenmesine nasıl bakacaklar ? İstihdam yaratmayı “sözde değil de özde” (!) bir amaç olarak benimseyecekler mi ? Reel faizi düşürme yolunda adım atacaklar mı ?
Çarşamba günü TÜSİAD’da konuşan Recep Tayyip Erdoğan, iktidar olurlarsa izleyecekleri ekonomi politikalarının da bilgisini verdi. Bizce Erdoğan bilinmedik yeni bir şey söylemedi.
Bu hafta sonu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) genel kurulu var. Söylenenlere bakılırsa Tayyip bey TOBB genel kuruluna gitmeme kararı almış. Bu kararın nedeni de, Genelkurmay Başkanlığı tarafından yayımlanan muhtıra sonrasında TOBB gibi bütün Türkiye’yi kapsayan bir sivil toplum kuruluşunun uzun süre sessiz kalması imiş...
İş yaşamının içinde olduğumuz için iş adamlarımızın genel politik tutumunu hissedebiliyoruz. Zaten genelde Türk iş dünyası, sağda bulunan partilere eğilimlidir. Önce 1960 ve 70’lerde uzun yıllar Adalet Partisi ve 1980’lerde de (Özal başında olduğu sürece) ANAP iş dünyasının en gözde partileri olmuştu. Ama 1990’larda bu tür bir ayrışma ortadan kalktı. Çünkü merkez sağda hangi partinin ana parti olduğu çok tartışmalı bir duruma gelmişti.
Şimdi ise AKP tam da merkez sağın merkezinde oturuyor ! AKP iktidarı dönemine de hızla daha da ortaya kaydı. Yani en azından ekonomide radikal unsurlarından sıyrıldı; çok daha sosyal demokrat ve liberal oldu.
Bu açıdan bakınca, dışsatıma çalışan bir kısım emek yoğun sektörler dışında, iş dünyasının AKP iktidarından hoşnut olduğunu düşünebiliriz. Çünkü bazı istisnalar olmakla birlikte, özellikle son üç ya da dört yılda iş adamları AKP iktidarından yararlandılar. Ya yaptıkları işlerden para kazandılar, ya da ellerinde olan varlıkları ciddi anlamda değerlendi.
Yani iş dünyası, AKP iktidarının sürmesini isteyecektir. Gerçi bir kısım iş adamının Demokrat Parti arkasında duracağını düşünsek de, asıl birleşmenin daha da ortaya gelmiş ve radikal unsurlarından arınmış AKP arkasında olacağını düşünüyoruz.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 25.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|