|
|
29 Mayıs 2007 Salı 16:28
|
Yazarlar
|
Bu Teşvik İşe Yaramaz...
Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tarafından bundan iki yıl önce 49 ile teşvik verilince de yazmıştık: Bu teşvik uygulaması yanlıştır.
Şimdi AKP bir adım daha atarak bu teşvikin hem kapsamını artırdı, hem de alınmasını kolaylaştırdı. Tam da seçim öncesi alınan bu karar, tamamen politik popülizm kokmaktadır.
Ama sonuçta politika, her alanda öncelikler belirleme işi değil midir ?
Yani ekonomide neye ya da kime öncelik vereceksiniz ?
Acaba faizleri yüksek tutup elinde birikimi olanlara mı yaranacaksınız; ya da asgari ücrete enflasyondan daha yüksek zam yapıp çalışan kesime mi yaranacaksınız; yoksa kurumlar vergisini indirerek patronlara mı yaranacaksınız ?
Her iktidarın hangi kesime yaranmak istediği konusunda karar verme yetkisi vardır. AKP de önceliğini 49 ile teşvik vermekten yana kullanmıştır. Sonuçlarını ya da meyvelerini ilk seçimde alırlar.
Türkiye’de “sıcak para” olarak adlandırılan ve Türk Lirasının değerlenmesine neden olan yüksek reel faiz politikasını uyguladığı; bu nedenle de özellikle dışsatıma çalışan sanayilerin uluslararası rekabet gücü kaybına uğradığı bir dönemde çıkmıştı bu teşvik. Başbakanın ağzından bile, “eğer büyük kentlerde rekabet gücünü yitirdiyseniz 49 ilde teşvik var, oraya gidin” sözünü işitmiştik.
Zaten bazı sanayici arkadaşlar da bu sözü dinleyerek teşvikli illere gittiler. Kimileri bu gidişten hala memnunlar. Ama biliyoruz ki kimi de pek memnun değiller.
Biz o zaman da karşı çıkmıştık bu teşvik uygulamasına; aradan geçen dönemde bu karşıtlığımızı değiştirecek bir olay yaşanmadı. Yani bizce hala 49 ile birbirinin aynısı, tıpa tıp benzer bir yatırım teşviki vermek doğru değildir. İstenen sonucu vermez. Hiçbir zaman da vermeyecektir.
Aradan geçen iki yılda, evet bazı illerde bu teşvik oldukça işe yaramıştır. Ama bu illerin sayısı üçtür, beştir, en fazla ondur. 49 teşvikli il içinde, bu teşvik sayesinde hiç yatırım çekememiş illerimiz de ne yazık ki bulunmaktadır.
Şimdi eğri oturup doğru konuşursak, bizce de Türkiye’de sanayileşmeyi desteklemek gerekmektedir. Üstelik Türkiye’de sanayiyi yönlendirmek de gerekmektedir. Liberal ekonomi anlayışı da zaten ekonominin ve sanayinin özellikle fiyat mekanizması ile yönlendirilmesini öngörür.
Ama şu anda kullanılan mekanizma, yani 49 ilin hepsine de aynı teşvikin verilmesi, istenen sonucu vermez. Yani kimse Düzce varken Şırnak’a yatırım yapmaya gitmez. O zaman mutlaka seçici teşvik vereceksiniz.
Bugünkü teşvik kıstası, ilde kişi başına gelirin 1.500 dolar olmasıdır. Eğer bir ilde kişi başına gelir 1.500 doların altında ise, o ilde yatırım yapacak kişilere:
a) üzerine fabrika ya da işletme kuracak arazi bedava verilmektedir;
b) istihdam edilecek çalışanlar için ödenen vergilerin bir kısmı alınmamaktadır;
c) şirketin ileriki yıllarda edeceği kardan alınacak vergiler alınmamaktadır;
Bu teşvik ilke olarak doğrudur, ama uygulama olarak yanlıştır.
Mutlaka ve mutlaka iller arasında fark yaratmak, aşama yaratmak, basamaklama yapmak gerekir. Yani kişi başına geliri 750 dolardan aşağı olanlar, 750 dolarla 1.000 dolar arasında olanlar ... gibi. Verilecek teşvik de bu basamaklara göre azalarak verilmelidir.
Örneğin kişi başına geliri 750 dolardan az olan illere en yüksek teşvik oranları uygulanmalı, diyelim ki istihdam vergilerinin alınmaması ve kurumlar vergisinin alınmaması süresi on yıl olmalı; diğer illerde bu süreler düşük tutulmalıdır.
Türk sanayinin mutlaka desteğe, ama doğru biçimlendirilecek ve uygulanacak desteğe gereksinimi vardır.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 29.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|