|
|
09 Haziran 2007 Cumartesi 00:17
|
Yazarlar
|
Anti - Militer
Çarşamba öğleden sonra gelen haberle hepimiz heyecanlandık: Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) unsurları Kuzey Irak'a girmişlerdi.
İki hafta içinde ikinci kere yedi gencecik fidanın cenazelerinin kaldırıldığı gün gelen haber toplumun geniş kesiminde "Şükür olsun ki sonunda girdiler. Yolları açık, gazaları mübarek olsun. Allah Mehmetçiğe güç versin" tepkisi ile karşılandı. Haberin HÜRRİYET web sitesinde yayımlanmasının ardından geçen bir saat içinde girilen iki yüze yorumun hepsinde bu havayı rahatlıkla görebilirdiniz.
Perşembe günkü gazetelerde yer alan cenaze haberlerini içim yanarak ve çok zor okudum. Ben de bir erkek çocuk babasıyım. Oğlum henüz sekiz yaşında olmasına karşın böyle bir acıyı düşünmek bile istemem.
Türkiye'nin son yedi haftada geldiği durumu düşündüm. Genelkurmay Başkanının Nisan ayında düzenlediği basın toplantısından bu yana nerede ise terör hareketlerinde bir patlama olmuştu. Sanki birileri bir yerlerde bir düğmeye mi basmıştı ne ?
Yazılarımda her zaman liberal ve demokrat olduğumu yazıyorum. Hiç yazmadığım başka bir özelliğim de anti-militer olmamdır. Türkiye'de liberal ya da demokrat olduğunuzu rahatlıkla söylersiniz. Ama anti-militer olduğunuzu söyleyemezsiniz. Çünkü "her Türk asker doğar" !
Ben ise bunu kabul etmiyorum. Anti-militer yaklaşımım kesinkes TSK'ya karşı değildir. Benim tutumum, hiçbir sorunun, kişisel olsun, ülkeler arasında olsun, şiddetle, zor kullanarak ve güçle çözülemeyeceğine olan inancımdır.
Yani anti-militer düşünce, şiddet kullanımının her türünü, evde eşinize ya da çocuğunuza karşı olanını da; işte arkadaşlarınıza karşı olanını da; sokakta diğer vatandaşlara karşı olanını da; sınırda diğer ülkelere karşı olanını da, reddeder.
Şimdi diyeceksiniz ki "biz şiddet ve güç kullanmak istemiyoruz. Terörist örgüt bunu zorunlu kılıyor. Kendimizi korumak için de şiddet kullanmayacak mıyız ? Öyle durup haklarımızın gasp edilmesini, çocuklarımızın öldürülmesini mi izleyeceğiz ? Elimiz armut mu toplayacak ? "
Haklısınız. Ama bu taraftan bakınca haklısınız.
Bir de konuya "öbür taraftan" (!) bakar mısınız ?
Tarih her zaman vatan hainliği ile ulusal kahramanlık arasındaki ayrım çizgisinin ne kadar ince olduğunu göstermemiş midir ?
İstanbul Hükümetince vatan haini ilan edilen Mustafa Kemal, eğer başarılı olamasa ve Türkiye'yi kurtaramadan İngilizlerce yakalansa acaba tarihe nasıl geçecekti ? Ülkesinin kurtuluşu için savaştıktan sonra Ankara otoritesine ayaklanan Çerkez Ethem tarihe nasıl geçmiştir ?
Bu düşüncelerimi biraz daha açık ifade edince ve "her halkın self determinasyon (kendi kaderini belirleme) hakkı vardır" deyince başıma neler geldiğini biliyorum. Toplum baskısı beni öncelikle bunları yazmaktan alıkoyuyor; üstü kapalı yazsam bile hemen en yakın arkadaşlarımdan bile "Ali Kemal" damgasını yiyorum.
Ama ben savaş başlayana kadar anti-militarist kalmaya kararlıyım.
Çünkü ısrarla düşünüyor, söylüyor ve yazıyorum ki, şiddetle, güç kullanımı ile, baskı ile, silahla, ... hiçbir sorun çözülemez. Ne aile düzeyinde çözülebilir, ne toplum düzeyinde çözülebilir, ne ülke düzeyinde çözülebilir, ne de uluslararası düzeyde çözülebilir.
Eğer Çeçenistan'ın bağımsızlığı için savaşan Çeçenlere sempati duyuyorsanız; eğer bağımsız Filistin ülkesi için canlı bomba olanların cesaretine şapka çıkarıyorsanız; eğer 1989 ile 1991 yılları arasında Bulgaristan'ın faşist rejimi tarafından zorla adları değiştirilen soydaşlarımıza üzülüyorsanız; ... çevrenizde bu tür bağımsızlık ve özerklik istekleri olanları da dikkate almalısınız.
Ama anti-militerlik savaş başlayana kadardır. Bir kere savaş başladı mı, "ne mutlu Türküm diyene" ülküsüne inanan her vatansever susar ve sadece TSK'ın başarısı ve Mehmetlerimizin sağlığı için dua eder.
Ertuğ Yaşar; İstanbul 08.05.2007
ertug@yasar.nom.tr www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|