|
|
14 Haziran 2007 Perşembe 11:00
|
Yazarlar
|
İçerisinde bir balık gibi yaşadığımız bu kültürün sorulara verdiği yanıtlar, hep mi tu kaka?
Batı edebiyatının yücelttiği bir durumdur bu: İçinde yaşadığınız kültürün size sunduğu yanıtları sorgulayın, onları eleştirin, kendi doğrularınızı bulun...
Bunun için size ısrar eden bir Avrupa edebiyatı vardır.
Bu sorgulamayı yapmayanlar, AŞAĞILANIR...
Bu sorgulamayı yapmayanlar, entelektüel sayılmaz.
Bu sorgulama, Avrupa entelektüel dünyasının olmazsa olmazlarından biridir.
Bu yazıyı, bu konuda söyleyeceklerim olduğu için yazıyorum.
Ben bir genç adam olduğum yıllarda, bu sorgulamayı çok yaptım.
Neredeyse tüm ergenliğim, verili değerleri reddetmekle geçti.
Verili dini...
Verili ahlakı...
Verili kültürü...
Eminim çoktur benim gibiler...
Sorgulama yorgunu bir insan olarak, 30'larıma geldiğimde kişisel tarihimin en büyük 'aydınlanmalarından birini' yaşadım.
Asla ama asla, hayatın tümünü sorgulamak mümkün değildir.
Hayat devam ederken, ipine asılacağınız değerler gereklidir.
Sürekli sorgulayanların tutunacak dalları olmaz.
Üstelik hayat, tüm değerleri sorgulayıp, kendiniz için doğrulanmış değerler bütünü oluşturabileceğiniz kadar uzun da değildir.
Sorgulamak yorucudur.
Sorgulamak, yalnız bırakır.
Sorgulamak, asabiyet getirir...
Üstelik, verili kültür her zaman KÖTÜ de değildir; DEĞERSİZ de...
Gündüz Vassaf, yenilerde İletişim yayınlarından çıkan TARİHİ YARGILIYORUM adlı kitabında, verili değerler ve kültür ile ilgili çok beğendiğim bir 'benzetme' yapıyor:
"Dünyanın neresinde, ne zaman doğmuşsak doğalım, annelerimiz, babalarımız, dinlerimiz, devletlerimiz bize bir geçmiş giydiriyor. Onlar giydirdikçe biz de ha babam giyiniyoruz. Çoğumuz, geçmişin elbiselerini günümüz terzilerinin dikmesini yadırgamadan kabullenmekle kalmayıp, elbiselerimizi bedenimizden ayırt bile edemiyoruz.
Tarihimize nasıl baktığımızı gözden geçirdiğim bu kitapta kendimizi yargılamamızı yargılıyorum. Tarihimize bakıp "Biz buyuz," diye sunulanları sorguluyorum.
Asırlardır sürdürdüğümüz alışkanlıklarımızdan kurtulup, tarihten özgürleşip, kendimize farklı bakmaya başlamamızla, nereden gelip nereye gittiğimizin serüveninde, yaşadığımız tarihin de yolunu değiştirebiliriz. "
Bu kısa yazının sonunda, size bir 'yeni keşif' ya da 'hikmet' sunabilecek durumda değilim.
Ama geldiğim yerde belki şunu söylemeliyim: Ben çocuklarımı 'her verili değeri sorgulayanlar olarak' yetiştirmek istemem...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|