|
|
19 Haziran 2007 Salı 09:28
|
Yazarlar
|
Gayrı Meşru Çocuk
Bazı yorumcular mavra yapıyorlar ya, neymiş “Avrupa Birliği ile bağıtlanan gümrük birliği ticari olarak Türkiye’nin aleyhine olmuş. Avrupa Birliği bu sayede Türkiye’ye daha çok mal satar olmuş”.
Bu görüşe katılmıyoruz.
Türkiye gümrük birliğinden çok yararlanmış; bu sayede özellikle son yıllarda ciddi bir sanayi dönüşümü yaşamış; Avrupa ve dünya pazarlarına girmiştir. Kim ne derse desin, Türkiye’nin son yıllarda yükselen iki yıldız sektörü, otomotiv ve elektronik, gümrük birliğinin getirdiği olanaklar ve açılımlar sayesinde bu kadar ileri gitmiştir.
Ama gümrük birliğinin Türkiye’ye yaptığı bir kötülük de vardır. Bu kötülük de, Türkiye’nin söz hakkı olmadan A.B dış ticaret politikasına uymak zorunda olması nedeni ile gümrük koruma sınırlarını tek taraflı aşağı çekmesidir.
2007 yılının ilk dört ayında (Ocak – Nisan 2007) verilen toplam 16,2 milyar dolarlık dış ticaret açığının %53’ü iki ülkeden, Rusya (5,4 milyar dolar) ve Çin’den (3,2 milyar dolar) kaynaklanmaktadır.
Eğer bugün Rusya ve Çin Türkiye’ye bu kadar mal satabiliyorlar; ama karşılığında Türkiye bu ülkelere o kadar mal satamıyorsa, bunun sorumlularından biri de gerçekten gümrük birliği ile yüklenilen görece liberal A.B dış ticaret politikası ve gümrük korunma oranlarıdır (diğer sorumlu da aşırı değerli YTL’dir).
Eğer,
a) Türkiye A.B’ye yakın zamanda tam üye olacak olsaydı;
b) Ya da Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ – WTO) çerçevesinde yürütülen çok taraflı ticaret görüşmeleri (DOHA turu) başarı ile sonuçlansaydı;
Bu durum büyük bir sorun oluşturmayabilirdi.
Ama özellikle DTÖ çerçevesinde yürütülen çok taraflı ticaret görüşmeleri (DOHA turu) başarısızlığa uğradığı için, Türkiye bugün ciddi bir sorun ile karşı karşıyadır.
Çok taraflı ticaret görüşmelerin tıkandığını gören ABD ve A.B, kendi ticaret çıkarları için, bu kere ikili ticaret anlaşmaları bağıtlama yolunu seçmişlerdir.
ABD yirmiye yakın ülke ile serbest ticaret anlaşması yapmış ya da yapmak üzeredir. Bu girişim ile ABD, DOHA turu görüşmelerinin içini boşaltmaktadır. Çok taraflı ticaret görüşmelerine taraf olan 150 ülke arasında o kadar da güçlü olamayan ABD, iş ikili görüşmeye gelince, karşı tarafa (ülkeye) hemen her istediğini kabul ettirmektedir. Çünkü devasa ABD pazarına girmek her ülke için son derece önemlidir.
ABD’nin bu “arka kapıdan dolanma” eğilimini gören A.B de, hemen aynı yola sapmıştır. Yani onlar da çok taraflı ticaret görüşmelerini terk ederek ikili ticaret anlaşmalarına yönelmişlerdir. Örneğin Rusya, Hindistan ve Güney Kore ile serbest ticaret anlaşması görüşmeleri başlatılmış ve ilerletilmiştir.
Bu süreçte Türkiye tamamen bir “gayrı meşru çocuk” gibi ortada kalmıştır !
Gümrük Birliği sorumlulukları nedeni ile Türkiye, kendi özgür iradesi ile serbest ticaret anlaşması görüşmesi yapamamaktadır. Örneğin Türkiye, eğer A.B’nin bu yönde bir girişimi yoksa, Azerbaycan ile bir serbest ticaret anlaşması yapamaz.
Yine gümrük birliği dar elbisesi nedeni ile, Türkiye A.B’nin üçüncü ülkelerle bağıtladığı serbest ticaret anlaşmalarına da doğrudan taraf olamamaktadır.
Önce A.B üçüncü ülke ile serbest ticaret anlaşmasını yapmakta; istediği ödünleri almakta ya da istediği sektörlerini üçüncü ülkeye açmaktadır. Daha sonra da Türkiye, pazarlık kozları tamamen elinden alınmış ve pazarı açılmış bir biçimde, aynı anlaşmayı görüşmeye çalışmaktadır.
On beş yıl önce tasarlanan gümrük birliğinin getirdiği bu dar elbisenin, ivedilikle usta bir terzi elinde yeniden biçimlendirilmesi şarttır.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 18.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|