|
|
20 Haziran 2007 Çarşamba 10:03
|
Yazarlar
|
Sudan Ucuz Dolar
SABAH’taki gazeteci arkadaşlar atmışlar bu başlığı: Sudan Ucuz Dolar !!!
Gerçekten çok hoş. 1 litre şişe su 1,5 YTL iken 1 dolar 1,30 YTL’nin altına inmiş ve sudan ucuz dolar olgusu gerçekleşmiş.
Gerçi doların sudan ucuzluğu öyle dünün bugünün olayı değil. Nerede ise aylardır dolar 1,5 YTL’nin altında ve “sudan ucuz”... Ama Türkiye’deki bütün politik belirsizliklere karşın YTL dur durak bilmeden değer kazanınca; ya da dolar ucuzlayınca ve 1,30 YTL’nin de altına düşünce, dikkatler daha bir dolar kuruna çevrilmiş.
SABAH gazetesinin haberinde dikkat çeken iki alt başlık var:
- Yabancı para girişi hiç durulmayacak gibi;
- Yabancı %8 reel faizi çok karlı buluyor...
Bu iki başlık da iki yatırım uzmanına ait. Ve şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu durumu çok güzel özetliyor.
Türkiye’ye dur durak bilmeden döviz geliyor; çünkü Türkiye’de reel faiz çok çekici. Böyle olunca da döviz kuru (hem dolar ve hem de euro) sürekli düşüyor.
Peki gerçekten %8 çekici bir reel faiz midir ?
Gelin birlikte bakalım.
Bugün herhangi bir Batı ülkesinde paranızı bankaya ya da devlet borçlanma araçlarına yatırsanız, en fazla enflasyon kadar faiz / getiri sağlarsınız. Hatta bazen enflasyonun altında bile getiri sağladığınız olabilir.
O nedenle Türkiye tarafından ödenen reel %8 yıllık faiz oldukça çekicidir. Ama risk etmeni olmasa...
Evet ya “risk etmeni”...
Ya yarın bir gün Türkiye’deki seçimlerden acayip bir sonuç çıkarsa ?
Örneğin %10’luk seçim barajını AKP ile birlikte CHP, Genç Parti ve MHP de geçerse ? AKP’nin tek parti iktidarı yerine CHP – MHP – GP koalisyonu kurulursa ? Türkiye’nin son dört yıldır koşulsuz teslim olduğu uluslararası finans piyasalarına rest çekilmeye kalkılırsa ?
Yani bir anda “HİT” gelirse ?
Uluslararası yatırımcı için her zaman “hit riski” vardır. Zaten bu riske de “ülke riski”, ya da “bölge riski” derler ve bu risk primini sizden peşinen faiz olarak alırlar. Bu dönem alamazlarsa gelecek dönem alırlar...
Gerçi ben Türkiye’nin ödediği reel faizin %8’den de fazla olduğunu düşünüyorum. Ama şunu da kabul etmemiz gerekir ki hem Türkiye’de hem de diğer ülkelerde reel faizi hesaplamak o kadar kolay değildir. Çünkü eldeki enflasyon verisi, t-1 zamanından t0 zamanına olan fiyat artışlarını vermektedir. Hal bu ki devlet borçlanma kağıtlarına ödenen faiz ise t1 zamanından t2 zamanına verilen faiz oranıdır. Ancak t2 zamanı geldiğinde reel faizi hesaplayabiliriz.
Yani, şu anda satılan Hazine kağıtları, örneğin Haziran 2007 – Mayıs 2008 arasındaki on iki ay için size %18 nominal faiz ödeyecektir. Hal bu ki şu anda bizim bildiğimiz %9’luk yıllık enflasyon oranı, Temmuz 2006 ile Haziran 2007 arasındaki fiyat değişiklikleri oranıdır.
Biz bir basitleştirme ya da varsayım ile, önümüzdeki on iki ayda da enflasyonun aşağı yukarı son on iki aydaki kadar olacağını düşünüp reel faiz oranlarını hesaplıyoruz.
Eğer hesap şaşar da enflasyon önümüzdeki on iki ayda aşırı artarsa, işte o zaman “hit” gelir. Ya da aynı dönemde devalüasyon olursa, aynı etki yaşanır (Türkiye’de son 50 yılda yaşanan bütün devalüasyonlar her zaman arkalarından enflasyonu da getirmişlerdir. Tersi ise şimdilik doğru değildir).
Yine de insan sormadan edemiyor: Acaba bu yüksek faizin sorumlusu AKP midir ? Yani acaba AKP, kendi kısa dönemli çıkarları uğruna, uzun dönemde korunamayacak bir dengeyi, yüksek bir bedel ödeyerek ülkenin ekonomik dengesi yapmaya mı çalışmaktadır ?
Yanıtını merak ettiğimiz bir soru... Üstelik geçmiş döneme ait veriler de artık elimizde. O nedenle AKP’nin bütün iktidarı döneminde reel faizin devinimini; ya da reel faizi kaçtan alıp şu anda kaçtan teslim ettiklerini izleyebiliriz.
Gelecek yazıda...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 20.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|