|
|
21 Haziran 2007 Perşembe 10:00
|
Yazarlar
|
Dayak yiyen, dövülen hırsıza acır mısınız?
Türkiye'de standart bir 'gazetecilik' refleksi var. O refleks, dün de televizyon ve gazete haberlerinde kendini gösterdi. Yaşlı hırsız kadını döven özel güvenlikçilere tepki gösterildi.
Ahlaken, 'tartışmasız doğru bir durum' mudur bu tutum; emin değilim...
En azından ben, o arkadaşlarla aynı reflekse sahip değilim.
Benim reflekslerim, hırsızı - katili dövenlere aynı şiddette 'Allah belanızı versin' şeklinde haber yapmama izin vermiyor.
Karşı görüştekiler için, vicdansız ve katı yürekli olmakla suçlanabilirim. Hayır öyle değilim demem, neyi değiştirir, bilmiyorum...
Ama suç'a maruz kalmış insanların, suçlu karşısındaki 'katı yürekliliklerine' de anlayış göstermek gerekir diye düşünüyorum.
Yorumlarına hiç bir zaman katılmadığım, her yorumunda 'samimiyetsizlik' görerek irrite olduğum Mehmet Ali Birand, dün bu olayı yorumlarken, 'yargısız infaz' gibi bir durumdan söz etti...
Birand, 'suçluyu biz yargılayamayız, dövmek de bizim işimiz değil' dedi.
Güzel sözler; ama beni ikna etmedi.
Sokaktaki şiddet eğilimini, suç eğilimini 'tedavi etmenin' pek çok yolu var.
Biliyoruz ki, kimseye YAPMA demekle, yapılmamasını sağlayamıyoruz. Yani 'söz', bu durumlarda ikna yeteneğine sahip bir araç değil.
Güvenlik güçlerinin 'suç sonrasında ortaya çıkmak yerine', suçu önlemeye yönelik tedbirleri, burada ciddi biçimde etkili.
Ancak suçluyu 'terbiye' etmenin başka yollarını da bulmamız gerekiyor.
Artık biliyoruz ki, 'aç kalan hırsızlık yapar' gibi kolay bir korelasyon, doğru değil.
Zengin hırsızlarımızı da var artık. Öfkelendiğinde belindeki silaha davrananlar da... Trafikte hiç bir kural tanımadan taciz edenler de...
Tüm bu 'suça eğilimli insan grubunu' bir şekilde terbiye etmeniz gerekiyor.
Ben bu tarzda girişimleri, yani suçluyu döven güvenlik görevlisi görüntülerini, biraz da o terbiyenin unsurlarından biri, araçlarından biri sayıyorum.
Onay verip vermemek değil, sorun.
Sorun, haberci olarak 'suçluya yönelik bu tepkinin', bir fayda yaratacak şekilde kullanımını sağlamak.
Bu tür görüntüler suçluyu korkutur mu? Korku, bir 'terbiye edici' olabilir mi?
Ben 'olabilir'e inananlardanım...
Sadece bana ait bir abartılı örnek olarak yazıyorum:
Trafikte pis minibüs kullanan dolmuş şöförlerinden bir kaçı, 'güçlü kuvvetli' otomobil kullanıcılarından dayak yer hale gelseler ve bu durum da bir kaç habere konu olsa, o tacizkar şöförler 'biraz terbiye olurlar mı olmazlar mı?'
Diyelim, hani hiç kural tanımayan o dolmuş şöförlerinden bir kaçını, vatandaşlar bir olup yol ortasında dövüyor olsalar, diyorum... Ve bu olaylar da HABER OLSA...
O 'pis kullanan şöförler' üzerindeki etkisi ne olur?
Biliyorum, beni çok acımasız buluyorsunuz :-)
Ama ben sadece soruyorum...
NEVZAT BASIM
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|