|
|
21 Haziran 2007 Perşembe 09:06
|
Yazarlar
|
Tüketim Durdu mu?
Kim ne derse desin Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetinin son beş yıldaki en büyük ekonomik başarısı, Türk ekonomisini dünya ekonomik düzeni ile bütünleştirmektir.
Bu bütünleşmenin illa ki iyi ya da olumlu sonuçlar verdiğini öne sürmüyoruz. Çünkü dünya ekonomileri ile bütünleşen Türkiye, iç dinamikler ne kadar yolunda olursa olsun, eğer dışarıda olumsuz bir hava eserse, hemen bu olumsuzluklardan etkileniyor.
Yine AKP’nin diğer bir başarısı da, Türkiye’yi son beş yılda sürekli ekonomik olarak büyütmektir. Türkiye son beş yılda %45’e yakın büyümüştür.
Gerçi bazı ekonomistler bu büyüme rakamına iki türlü eleştiri getiriyorlar.
Onlara göre:
a) 2001 yılında ekonomi dibe vurduğu için zaten oradan çıkışta ciddi bir ekonomik büyüme olacaktı;
b) Bu ekonomik büyüme başarısı aslında AKP’nin bir becerisi değildir. AKP yönetimi sadece uluslararası likidite bolluğu ve risk alma iştahındaki artışın meyvelerini yemiştir.
Bu eleştirilere katılmıyoruz. AKP’yi Türkiye’yi büyüttüğü için kutluyoruz.
Gerçi bu büyümenin getirdiği (örneğin istihdamda süreklilik gibi) uzun dönemli sorunlar da mutlaka vardır. Ama bugün o sorunları değil de ekonomik büyümenin kısa dönemli geleceğini tartışacağız.
Bugün elimizdeki bazı veriler ekonomide, özellikle de hane halkı tüketiminde, bir yavaşlama ve daralma olduğunu gösteriyor. Aslında bu yavaşlamanın Kasım – Ocak döneminde başladığını; ama özellikle Nisan ayında yaşanan politik kargaşa ardından da hızlandığını düşünüyoruz.
Ekonomide yavaşlama olduğunu gösteren veriler bize göre şunlardır:
- Yılbaşından bu yana bankalardaki mevduat artmasına karşın kredilerde sınırlı artış olmuştur (177 milyar YTL’den 189 milyar YTL’ye; %6,7 artış);
- Yılbaşından bu yana otomobil kredileri %24 oranında azalmış; konut kredileri (Tutulu Satış – Mortgage- yasasının çıkmasına; o kadar reklama ve tanıtıma karşın) sadece %11,7 oranında artmış;
- Tüketim yavaşlamasının yanı sıra, ekonomik büyümenin temeli olan sanayi üretimi Mart ve Nisanda, sadece %3,2 ve %1,4 büyüdü. Hal bu ki geçen yıl aynı aylarda sanayi büyüme %9,1 ve %6,5 idi.
- Tüketim yavaşlarken kamunun harcama iştahı hiç azalmadı. 2007 bütçesi şu anda, (eğer Türk Telekom gibi bir kerelik varlık satışlarından kaynaklanan gelirleri saymazsak) AKP iktidarı döneminin en yüksek açığını veriyor. Buna karşın tüketimde bir canlanma olmuyor;
- Yine bütçe ile devam edersek, 2007 yılının ilk beş ayında bütçe harcamalarının %22 oranında arttığını görüyoruz. Öte yandan vergi gelirleri sadece %8 oranında artmış. Unutmayalım ki Türkiye’de vergi gelirlerinin %70’i, KDV ve ÖTV gibi tüketimden alınan dolaylı vergilerden gelmektedir. Vergi gelirlerindeki bu yavaşlama da bize, tüketimde bir duraklama olduğunu göstermektedir.
- Dışalımda uzun zamandır ilk kez yavaşlama işaretleri geldi. Nisan ayında dışsatım artışı %25 iken dışalım artışı %16 oldu. Aslında dışalımdaki yavaşlama, sanayi üretimindeki yavaşlamanın da başka bir göstergesidir.
- Cari işlemler açığı da Nisan ayında piyasa beklentisinin aksine 3,4 milyar dolar olarak değil de 3,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.
...
Tüketime dayalı bir ekonomik yavaşlama olduğunu bu verilerden anlıyoruz.
Yine de son hafta içinde konuştuğum iş adamı arkadaşlarım bana değişik görüşler söylediler.
Örneğin, özellikle fiyatı görece düşük perakende sektöründe olanlar (örneğin birim fiyatı 100 YTL’ye kadar olan ürünleri satanlar), varolan talepten memnunlar. İşlerinin yolunda olduğunu; politik durumdan pek de etkilenmediklerini düşünüyorlar.
Şok şaşırtıcı bir durum değil bu. Çünkü eğer yazlık bir ayakkabı alacaksanız; ya da köşe başındaki kebapçıda kişi başına 20 ya da 30 liraya yemek yiyecekseniz politik istikrarsızlık sizin para harcamanızı etkilemez.
Öte yandan, birim satış fiyatı daha yüksek olan malları satanlar, aynı otomobilciler gibi, ciddi bir talep daralması yaşıyorlar.
Hatta bir arkadaşım daha da ileri giderek, “yaşanan politik belirsizlik nedeni ile bizim mallarımızda bütün tüketim talebi ertelendi. Ne kadar fiyat indirirsek indirelim; ne kadar kampanya yaparsak yapalım, tüketimi canlandıramıyoruz. Sanırım uzun zamandır ilk kez Türkiye’de talebin fiyat esnekliği kayboldu” diye bir yorum yaptı.
Sanırız herkes seçimi beklerken, kimsenin beklemediği bir anda ve biçimde (!) gelen erken seçim, tüketicinin dengesini ve risk algılamasını bozdu. O nedenle de satın alma talebi ertelendi. Seçim sonrasında istikrarlı bir Hükümet kurulana kadara da ertelenen talebin uyarılabileceğini düşünmüyoruz.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 21.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|