|
|
29 Haziran 2007 Cuma 11:00
|
Yazarlar
|
Asya ve Avrupa
Claudia Roth. Alman Yeşiller Partisi Eş Başkanı. 1990'lı yıllarda Türkiye'de oldukça ünlü idi.
Hatta Doğru Yol Partisi'nin (belki de Tansu Çiller'in demek gerekir) "komandolarından" (!) Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir, kendisine, kadınlara edilebilecek en ağır sövgüyü yaptığı için tazminat davası bile açmıştı.
Ama 2000'li yıllarda, sanırız Türkiye'de demokratikleşme de hızlanınca, Türk kamuoyunun kendisine ilgisi azaldı. O da Türkiye "düşmanlığından" ya da "polisliğinden" sıyrılıp şimdilerde "Türkiye dostu" olmaya karar vermiş. Hayırlı olsun...
Claudia hanım ile SABAH gazetesi bir söyleşi yapmış. Olağan bir zaman olsa şöyle bir bakar geçerim; üzerinde pek durmam. Türkiye'ye yol gösteren o kadar çok Avrupalı "demokrat" (!) tanıdım ki; onların nasihat, tavsiye ve önerilerini o kadar çok dinledim ki; artık bir kere daha ayrıntısı ile dinlememe gerek yok diye düşünürüm. Ama bu kere Claudia hanımın bir sözü, aslında söyleşinin başlığa çekilen sözü, hemen ilgimi çekti. Söyleşiyi yapan Arzu Ceylan soruyor: "Boğaziçi Köprüsündeki, Avrupa - Asya yakasını gösteren tabela hakkında ne düşünüyorsunuz ?".
Köprüyü benim gibi çok kullananlar bilecektir, bundan bir - iki yıl önce köprünün iki yakasına da birer tabela kondu. Asya yakasına geçişte Türkçe ve İngilizce olarak "Asya'ya Hoş geldiniz"; Avrupa yakasına geçişte de yine iki dilde "Avrupa'ya Hoş geldiniz" yazıyor.
İşte Arzu hanım bunu sormuş; Claudia hanımın ne diyeceğini merak etmiş. Claudia hanım, bir futbol deyimi ile, hemen ortayı değerlendirerek golü atmış. Yani can alıcı mesajını vermiş: "Tabela hemen kaldırılmalı ! Çünkü bu tabela Türkiye'ye Avrupa'ya ait değildir diyenlere hak veriyor. Bu yazının neden asıldığını anlamıyorum. Bununla İstanbul'un sadece bir kısmının Avrupa'ya ait olduğu söyleniyor. Bu da doğru değil..."
Vay be Claudia hanım, demek öyle ha !
Siz Avrupa Parlamentosunda da görev yaptınız, ama korkarım Avrupalılığınız ve Avrupalı bilinciniz pek gelişmemiş...
Avrupalı ve A.B'li olmayı sadece coğrafi sınırlara bağlayacak kadar dar ve sığ görüşlüsünüz. Ya da en azından bu kadar dar ve sığ görüşlü olanların eline koz verilmemesini düşünecek kadar sığ görüşlüsünüz !
Neyse ki bu ülkede de A.B konusunda mürekkep yalamış; Avrupalı olma ülküsü nedir bilen insanlar var da sizin "müstemleke valisi" tavırlarınızı reddedebiliyoruz. İstanbul'u yönetenler; ya da köprülerden sorumlu olup da o tabelaları koyanlar, sakın ha o tabelalara dokunmayınız. O tabelalar ve tabelaların anlattıkları, Türkiye'nin zenginliği, özelliği, kültürü ve varlığıdır. A.B ve onun getirdiği ekonomik bütünleşme ülküsü, kesinkes bütün kültürlerin benzeşmesi ve tekleşmesi anlamına gelmez. Tam tersine, ve gerçekten de tam tersine, yerel kültürlerin öne çıkması, üzerine vurgu yapılması, ayrışması ve gerekirse maddi destek sağlanarak yaşatılması anlamına gelir. Türkiye'nin zenginliğidir bu çok coğrafyalılık ve çok kültürlülük. Zaten bu özelliğimize karşı çıkan o kadar çok "ulusalcı" (!) var ki aramızda; bir de Claudia hanıma neden gerek olsun ki ?
Claudia hanımın, "tabelayı kaldırın" önerisine ben başka bir öneri ile katkıda bulunayım:
A.B ülkeleri havaalanlarında görmüşsünüzdür; pasaport kuyrukları ikiye ayrılır: - A.B vatandaşları; - Diğerleri
diye. Bizde de, en azından benim gördüğüm İstanbul Atatürk havaalanında, bu tür bir uygulamaya gidildi. Ama bizim ayrımımız Türk Vatandaşları ve Diğerleridir. Benim önerim, İstanbul Atatürk havaalanındaki ve diğer bütün uluslararası havaalanlarındaki bu ayrımı "Türk ve A.B Vatandaşları" ve "Diğerleri" diye yapmaktır. Böylece Türkiye'ye gelen Avrupalılar (ve diğer ülke vatandaşları), bir A.B ülkesine geldiklerini anlayacaklardır. İstanbul'un mülki amirine sesleniyorum, lütfen bu uygulamayı yapın ve Türkiye'nin ne kadar A.B ülkülerine bağlı olduğunu en baştan herkese gösterelim.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 29.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|