|
|
29 Haziran 2007 Cuma 10:49
|
Yazarlar
|
Türkiye Liberal midir?
Sizce Türkiye liberal bir ekonomi midir?
1980'lerde çok moda idi, "serbest pazar ekonomisi" derdik. Bu sözü en çok da Turgut Özal severdi. Ama o zamanlar bu tanımlamaya gerçekten gerek vardı. Çünkü dünya iki kutuplu idi ve komünist ekonomik düzen hala, kağıt üzerinde bile olsa, çalışıyor gibi gözüküyordu.
2007 yılında ise artık kimse serbest pazar ekonomisi sözünü kullanmıyor. Kızıl Çin ve Rusya bile açık pazar ekonomisini benimsedikten sonra o kavramın da içi boşaldı...
Yani dünyada artık her ülke serbest pazar ekonomisini izliyor ve liberal ekonomik düzeni uyguluyor.
Ama bir yere kadar...
Zaten o nedenle yazının başında "sizce Türkiye liberal bir ekonomi midir ?" sorusunu sorduk. Çünkü kağıt üzerinde artık herkes liberal de, uygulamaya gelince liberalliğin renkleri ve tonları o kadar değişik ki !
Bu hafta gazetelere yansıdı, liberal ekonominin kalelerinden biri olan Almanya bile ekonomide korumacı önlemler alma yoluna girmiş. Çünkü Almanlar, eğer şirket satın almalarına bir sınır ya da düzen konmazsa, dünyanın yeni zenginlerinin Alman firmalarını birer ikişer satın alacağından korkmaya başlamışlar. "Yeni zenginler" ?
Kimdir ki bunlar ?
Sanayi üretimi zengini Çin (ve Hinidstan); petrol ve hammadde (emtia) zengini Rusya ve petrol zengini Körfez ülkeleri.
Aslında korkulan bu ülkelerin parasal kaynakları ve güçleri değil. Asıl korkulan, bu yeni zenginlerin parasal kaynaklarını ve olanaklarını "levarage" (kaldıraç) olarak kullanma olanakları.
Finansçılar bu kelimeyi (yani "leverage" kelimesini) yıllardır bilirler. Ama biz iş adamları daha yeni yeni öğreniyoruz. "Kaldıraçlama" (tamam kusura bakmayın, kötü bir çeviri oldu. Ama ancak bu biçimde çevirebildik !), son yılların en önemli finansal becerisi.
Yani eğer 100 dolar sermayeniz varsa, girişimci gücünüz, geçmiş ticari itibarınız ve sunduğunuz öykünün (story) inanılırlığı ölçüsünde, 900 dolar kredi bulup koskoca bir şirketi satın alabiliyorsunuz. Çünkü dünyada bu tür "story'lere" kredi vermeye hazır o kadar fon ve finansal kaynak var ki !
İşte Almanlar da bundan korkuyorlar...
"Çinliler, Ruslar ve Dubaililer gelir de 1 trilyon doları aşan servetlerini sekiz ya da on kat da kaldıraçlarsa, Alman ekonomisinin göz bebeği şirketleri birer birer satın alırlar" diye çekiniyorlar.
Sanki haksız değiller, değil mi ?
Çünkü levarage yaratma ya da kaldıraçlama ile, en umulmadık büyüklükteki şirketi bile satın almak artık olasıdır.
İşte bizim Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Tevfik Bilgin'in sözlerini de ancak bu çerçevede anlayışla karşılayabiliriz. Tevfik Bilgin iki gün önceki konuşmasında, bankalarını yabancılara satan Türk işadamlarına kızmıştı. 2001 yılında 20 lira etmeyen bankasını onlarca katı değere satan banka sahiplerini, zoru görünce (ya da parayı bulunca) başka seçenekleri zorlamamakla suçlamıştı.
Liberal ekonomilerde Düzenleme ve Denetleme kurumlarına çok büyük görev düşer. Çünkü liberal ekonomi balta girmemiş orman ya da kuralsızlıklar dünyası değildir. Ama eğer liberal ekonomilerde Düzenleme ve Denetleme kurumları başkanları, liberalizm sınırından çıkarak "ulusalcılık" ve hatta "bağnaz korumacılık" sınırına girerlerse, o ekonominin ne kadar liberal olduğu sorgulanmaya başlar. Belki Türkiye hala Bankalar Birliğinin başında "Mr. Bilmem Kimi" görmeye hazır değildir. Ama şundan emin olun ki o "Mr. Bilmem Kim" de zaten Türkiye Bankalar Birliği başkanı olmak için "şimdilik" can atmıyordur.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 29.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|