|
|
03 Temmuz 2007 Salı 00:50
|
Yazarlar
|
AKP Başarılı mıydı?
Seçimler, yani partiler için hesap verme zamanı geldi.
Bazı arkadaşlarım bana soruyorlar: “Adalet ve Kalkınma Partisinin (AKP) beş yıllık icraatı ekonomik açıdan başarılı mıydı ? ”
İş adamı ve ekonomist kimliğimizle, politik bir etki altında kalmadan, bu soruya şu yanıtı vermeliyiz: “Evet, genel olarak AKP’nin ekonomik performansı sınıf geçer, yani başarılıdır. Mükemmel değildir; her şey toz pembe değildir; sorunlar vardır. Ama işin dibinde başarılı bir beş yıllık ekonomik performans vardır.”
Bize göre ekonomik başarının birinci ölçüm kıstası ekonomik büyümedir. İkinci kıstası enflasyonsuz ekonomik büyümedir. Üçüncü kıstası ise, enflasyon yaratmayan büyüyen bir ekonominin istihdam yaratmasıdır.
Bu önceliklerle baktığımızda; AKP Hükümeti, 2002 ile 2006 yılları arasında %43’e dayanan bir ekonomik büyüme yakalamıştır. Yani başarılıdır.
- Evet, bu büyümenin bir kısmı, 2001 yılında yaşanan sert dibe vurmadan kaynaklanmıştır.
- Evet, bu büyümeyi sağlayan program AKP’nin kendi programı değildir (Kemal Derviş tarafından uygulanmaya başlanan ve IMF tasarımlı bir programdır).
- Evet, son beş yılda dünyada hemen her ekonomi büyümüştür; bunun nedeni de uluslararası ortamın çok uygun olmasıdır.
Üstelik ülke ekonomisi hem büyümüş, hem de enflasyon düşmüştür. 2002 yılında %30’larda olan enflasyon, şu anda tek rakamlı sayılara düşmüştür.
Gerçi bu başarıda da en önemli etmenlerden biri, son beş yıl içinde bütün dünyada enflasyonun bir sorun olmaktan çıkmasıdır. Yani Türkiye de dünyada izlenen enflasyonsuzluk eğilimini izlemiştir.
Ama “yiğidi öldür, hakkını ver”: AKP, iktidarının ilk aylarında biraz tökezlemesine; Merkez Bankası başkanının seçilmesi sürecinde (Nisan – Mayıs 2006) ciddi anlamda yalpalamasına karşın, genelde mali disiplinden şaşmamış; popülizme sapmamış; akılcı politikalardan fazla ödün vermemiştir.
Bu da zaten onları başarıya götürmüştür.
Yine de, enflasyon yaratmayan ekonomik büyümeye karşın, AKP iktidarının istihdam yaratmada başarılı olduğunu söylemek olası değildir.
Tam tersine, son beş yılda izlenen makro ekonomik politikalar, Türkiye’de sanayiyi zora sokan; uluslararası rekabete açık sanayici olmayı çok zorlaştıran; istihdam yaratmak yerine fasoncu, müteahhit ve dış kaynak kullanmayı teşvik eden bir sistem olmuştur.
Zaten bu nedenle de Türkiye ekonomisinin bugün tek ciddi sorunu gibi görülen dış ticaret açığı ve cari açık oluşmuştur.
AKP iktidarı, bilerek ya da bilmeyerek, izlediği “yüksek faiz düşük kur” politikası ile bu sonuca neden olmuştur. Bu politikadan beslenen mali kesimler, “finanse edilen cari açık sorun yaratmaz ! ” biçiminde bir söylem ya da bahane geliştirseler de, er ya da geç cari açığın finanse edilemeyecek (ya da dış kaynakların artık finanse etmek istemeyecekleri) noktaya geleceği kesindir.
Öte Türkiye ne yaparsa yapsın, isterse sanayi ile, isterse turizm ile, isterse sağlık hizmetleri ile, isterse inşaat ile ... büyüsün, mutlaka ve mutlaka istihdam yaratan ekonomik politikalar izlemelidir. Hem de öyle binler ya da on binler değil, yüz binleri için istihdam yaratan ekonomik politikalar izlemelidir.
Çünkü bir tarafta, alttan sürekli genç ve görece donanımsız bir nüfus (işgücü) geliyor; öte yandan Türkiye’de insanların fiili çalışma süreleri de uzuyor.
İşte bizce 22 Temmuz sonrasının asıl ekonomik tartışma konusu bu olacaktır: Türkiye istihdam yaratarak büyümeyi sağlayabilir mi ya da nasıl sağlar ? Ama gördüğümüz kadarı ile partilerimizin bu konuda ciddi bir hazırlıkları bulunmamaktadır.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 29.05.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|