|
|
09 Temmuz 2007 Pazartesi 12:31
|
Yazarlar
|
Türk askerine çuval giydiren Amerikan askerleri birer birer öldürülecek mi?
Çuval olayında bizzat bulunan Amerikan askerleri kim? Bunu bilebilmek için çok sayıda belge - bilgi toplandı.
Çuval olayı, Türk Silahlı Kuvvetler tarihinin en utanç verici olaylarından birincisi...
Türk askeri, ABD'nin 'doğum gününde' (4 Temmuz), dünyadaki en büyük müttefiki sanılan ordunun askerleri tarafından başına çuval geçirilerek derdest edildi.
Türkiye'nin Amerika'ya karşı kırılma noktası...
Geçtiğimiz günlerde bu konuda bir kitap yayınlandı.
O gün, Türk askeriyle birlikte, bir İngiliz'in de başına çuval geçirilmişti.
O İngiliz aslında bir pandomimciydi; hiç görmediği kızını aramak üzere Irak'a gitmişti.
(İngiliz'in çok dramatik bir öyküsü var aslında: Iraklı bir kadınla İngiltere'de birlikte oluyor. Hamile kalan Iraklı, savaş başlamadan ülkesine dönüyor ve Amerikan bombardımanında ölüyor. İngiliz de hiç görmediği kızını bulmak üzere, koliler dolusu oyuncakla Irak'a gidiyor...)
Türk karargahı çevresinde dolaşırken, Amerikan askerleri onun da başına çuval geçirmiş, Türk olduğunu, hatta Türk kuvvetlerinin komutanı olduğunu sanarak, sorgulamış, eziyet etmişti.
O İngiliz, o çuval hadisesinin kitabını yazdı.
Kitabı okuyan herkesin ortak fikri şu:
İngiliz, o Amerikan askerlerinden öylesine nefret etmiş ki, elinden gelse herbirini bulup teker teker öldürecek.
Zaten kitap boyunca, o olaya adı karışan Amerikan askerlerini deşifre etmek için çok sayıda belge ve bilgi toplandığı da görülüyor.
Bir Türk okurun, İngiliz tiyatrocuyla aynı ruh halini paylaşması da mümkün: Hani askerden önce, kitabı okuyan bir Türk de gidip o Amerikan askerlerini bulmaya niyetlenebilir...
Kitap, öylesine bir öfke hali empatisi yaratıyor: İngiliz tiyatrocusu gibi 'kırılmış' Türk okur da intikamı düşlüyor.
Peki Türk silahlı kuvvetleri, bir küresel gerçeği gözardı edebilir mi?
Küresel gerçek: Amerika, her koşulda bu gezegenin süper gücü...
Son dönemde çok speküle edilen bir konu oldu: Sözde 1998'de, Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun genelkurmay başkanlığı döneminde Türkiye bir konsept değişikliği yapmış.
Bu konsept değişikliği sonrası, Amerika artık bizim düşmanımız.
Yani Türk silahlı kuvvetleri, Amerika'yı artık 'düşman kategorisinde' tanımlayabiliyor.
Genelkurmay Başkanımız Yaşar Büyükanıt'ın, Kuzey Irak operasyonu için siyasi irade istediği konuşmalarından ilkine atıfta bulunmak isterim. Büyükanıt o konuşmada, 'düşmanımız kim, Barzani mi, Amerika mı' diye sormuştu...
Anlaşılan o ki, Türk Silahlı Kuvvetleri artık Amerika'yı DÜŞMAN GİBİ GÖRMEYE HAZIR.
Bu durumun ÇOK KRİTİK BİR DURUM olduğunu düşünüyorum.
Ve kamuoyunda tartışma konusu yapılmasının yararına inanıyorum.
Türkiye, bir küresel gerçeği - ister istemez - kabul etmek yerine, dünyanın tartışmasız kabadayısı ABD ile ittifak durumunda olmak yerine, bu ülkeyle bir savaşı gerçekten de göze alabilir mi?
NEVZAT BASIM
|
Yorumlar |
|
yıldırım beyazıt
-
09.07.2007 15:24
|
|
İMKAN
İmkanım olsa hepsini tek tek bulup tek kurşunla alınlarından vururdum.İbret olsun diye.Sonrada İncirlikte aynı sayıda askere çuval geçirip karargahlarına öyle gönderirdim.Bu arada bu İncirlik üssü neden açık hala.
|
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|