|
|
23 Temmuz 2007 Pazartesi 13:19
|
Yazarlar
|
Yeni bir GÜN...
Bugün, "yeni bir gün"dür. 22 Temmuz genel seçimlerinin sonuçlarını artık biliyoruz.
22 Temmuz genel seçimlerinden şimdilik istikrarlı bir yönetim çıkmıştır. Eğer bir de cumhurbaşkanlığı seçimi süreci sıkıntı çıkmadan atlatılırsa, Türkiye'nin önü uzun bir süre açık olacaktır.
Ama biz iş adamları ve ekonomistlerin görevi, "aman ne olur iyisi olsun ! " diye Tanrıya yakarmak hiç değildir. Özellikle iş adamı, ortaya çıkan yeni duruma göre değişiklikleri görmeli; buna göre önlemler almalı; ve iş yapma koşullarını değiştirmelidir.
Örneğin 1980'lerde, 1970'lerin yaklaşımı ile iş yapılmamıştır. Aynı 1990'larda 1980'lerin yaklaşımı ile iş yapılmadığı gibi. Ya da 2000'li yıllarda, 1990'ların iş anlayışı ile hareket edenlerin iş dünyasında başarılı olamadıkları gibi.
Bizler iş adamı olarak hemen bu yeni dönemin getireceği olanak ve fırsatları okumalı; tehdit ve tehlikeleri ayrıştırmalıyız. Eğer "okuma" ve "ayrıştırma" becerisini zamanında gösteremezsek sıkıntıya düşeriz. "Kurt puslu havayı sever" derler.
Aramızda ne "kurt işadamları" (!) vardır değil mi ? Zaten asıl kazançlar da bu türlü puslu havalarda elde edilir.
Herkesin durduğu; önünü göremediği için karar vermediği; yönünü belirleyemediği için adım atmadığı; "yarın bugün gibi olacaktır" diye düşünerek kısır bir öngörüde bulunduğu bir zamanda karar alan, yön belirleyen, adım atan risk sever işadamları çok kazanç sağlayabilirler.
Ama bir de ibre ters yöne dönerse, rüzgar ters yönden eserse, ... işte o zaman (bir argo deyimi ile) "su alıp batarlar"...
***
Türkiye, 2003 yılından sonra hızlanan bir yapısal dönüşüm (transformasyon) sürecine girmişti. Ama bu dönüşüm süreci, salt Türkiye'ye özgü bir durum da değildi. Dünya tam bir dönüşüm sürecine girmişti. Dünyadaki ekonomik ve politik paradigmalar kökünden değişmiştir.
İnanıyoruz ki 2007 yılından sonra da hem Türkiye'de hem de dünyada çok daha önemli değişiklikler ve değişimler olacaktır.
Nasıl 1980'lerde Türkiye'nin parlayan yıldız işi ne olursa olsun dış pazarlara satmak idiyse; nasıl 1990'larda Türkiye'de parlayan sanayi dalı tekstil ve konfeksiyon sektörü idiyse; nasıl 2000'lerde Türkiye'de tüketici finansmanı ve gayrimenkul işi parladı ise, mutlaka 2010'lara giden Türkiye'de de bunun gibi "yıldız sektörler" ortaya çıkacaktır.
Geçen hafta kamuoyuna açıklanan, İstanbul Sanayi Odası'nın hazırladığı Türkiye'nin En Büyük 500 Sanayi Kuruluşu çalışması bir parça da seçim gümbürtüsüne kurban gitti.
Ama eğer bu çalışma ile ilgili birkaç haber okudu iseniz, Türk sanayinin bir yılda bile nasıl bir dönüşüm gösterdiğini hemen anlamışsızdır.
Çin gibi bir ülkenin dünya emtia ve hammadde pazarlarında ne varsa satın alması ya da silip süpürmesi, Türkiye'de bile önemli etkiler yaratmaktadır. 2006 yılında önemli bir atılım yaptığı gözlenen demir çelik sektörünün, tamamen Çin kaynaklı talep sayesinde bu başarıyı gerçekleştirdiği öne sürülmektedir.
İşte önümüzdeki hafta ve aylarda, dünyada ve Türkiye'de olacak bu tür değişiklikleri okumaya ve yorumlamaya çalışacağız. Sadece Türkiye'yi görmek; ya da sadece dünyada olan değişimleri izlemek bizim için yeterli olmayacaktır. Bir de bu gelişmeleri sonuca çevirecek kararlar almayı bilmeliyiz. "Yeni günümüz" hepimize kolay gelsin...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 23.07.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|