|
|
25 Temmuz 2007 Çarşamba 10:54
|
Yazarlar
|
Millete Hizmet Cezasız Kalmaz
Salı günü VATAN Gazetesinde Zülfü Livaneli'nin yazısını okudunuz mu? Eğer okumadı iseniz lütfen iki - üç dakikanızı ayırın ve bu yazıyı bulup okuyun.
Okuyun ki laikliği korumak için bir kısmınızın (istemeyerek de) olsa oy attığı Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanının politik oyunlarını öğrenin... 1987 genel seçimlerinden bu yana oy veriyorum. Sanırım altıncı genel seçimde oy vermişim. Bütün bu seçimlerde hep sol partilere oy verdim: SODEP, SHP, CHP, DSP ve yine CHP.
Ama bu seçimde boş oy attım.
Bildiğiniz boş oy...
Kayıtlara "boş" diye değil de "geçersiz" diye geçti. Ama benim oyum "boştu". Yani, "beni Mecliste temsil edecek bir politik parti yoktur" anlamına...
Laiklik ve Adalet ve Kalkınma Partisinin (AKP) gizli bir gündemi olabileceği konusunda benim de kişisel endişelerim olsa da; komşularım ısrarla CHP'ye oy vermem için telkinde bulunsa da, "demokrasiden nasibini almamış faşizan uygulamalar içindeki bu partiye ve genel başkanına bir kere oy verdim, ama bir daha kesinkes vermeyeceğim" diye direndim.
Şimdi üzülerek haklı çıktığımı görüyorum.
Üzüntüm, ülkenin bu anti demokratik genel başkan ve arkadaşlarından hala kurtulamamasıdır.
Daha büyük üzüntüm ise, Deniz Baykal yerine aday diye gösterilen kişinin Mustafa Sarıgül olmasıdır !
***
Seçimlerden önce yabancı yatırım kuruluşlarının Türkiye uzmanları tarafından kaleme alınmış birçok ekonomik yorum okudum. Bu yorumlardan özellikle biri aklımda kaldı: Acaba seçmenler akılcı mıdır (rasyonel midir) ? Yorumu yazan uzman, eldeki ekonomik verilere bakıldığı zaman, AKP'nin iktidarının başarılı olduğunun görüldüğünü; ancak seçmenin her zaman akılcı bir değerlendirme yapamadığını ve ekonomik başarı getiren iktidarları bazen o coşku ile yeniden iktidara getiremediğini yazmıştı.
Ben de aynı görüşte idim. Yani AKP iktidarı ekonomik olarak başarılı idi. "5 ile mi olur, 9 ile mi olur onu bilemeyiz, ama AKP ekonomik yönetimi mutlaka sınıf geçer" diye görüş belirttik. Bu başarılarını da birkaç kere yazdım. "Ekonomik yönetimde ilk ve tek öncelik, sürdürülebilir, istihdam yaratan ekonomik büyümedir" dedim.
AKP'nin: - ekonomik büyümeyi sağladığını (beş yılda %43 büyüme); - enflasyonu düşürdüğünü (%30'lardan %10'lara); - istihdam yaratmada o kadar başarılı olamasa da en azından işsizliği artırmadığını; - bir modeli sınamak için tam yeterli olmasa da, 21 çeyreğin hiç de kısa bir dönem olmadığını yazdım. Bu yazdıklarım nedeni ile çok olumsuz tepkiler aldım. Kimi okuyucular aslında AKP iktidarının ekonomik alanda ne kadar başarısız olduğunu yolladıkları e-postalar ile bana kanıtlamaya çalıştılar. Hatta kimi sevgili (!) dostlarım beni "döneklik ile" bile suçladılar !!! Ama neyse ki her şeyin doğrusunu gören Türk halkı akılcı davrandı... Nasıl 2002 seçimlerinde, 2001 krizini ülkemize yaşatan DSP - MHP - ANAP iktidarı partilerine toplamda %10'a bile ulaşmayan oy verdi ise, bu kere de AKP'ye ekonomik başarısı ile orantılı iktidar gücünü verdi. İşte ben bu halkı zaten bu yüzden de seviyorum ! İbrahim Tatlıses ile aynı sandıkta oy kullanan bir arkadaşım anlattı. Tatlıses oy vermeye gelince ortalık yıkılmış; hemen herkes Tatlıses ile konuşabilmek, ona dokunabilmek için yırtınmış... Ve o sandıktan Genç Parti'ye sadece üç beş oy çıkmış... Ankara'da bazı "mon cher" (monşer) (!) bürokratlar arasında dolaşan bir söz vardır, "bu millete hizmet cezasız kalmaz" derler.
Bu seçimde bir kere daha gördük ki gerçekten de bu millete hizmet karşılıksız kalmıyor...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 25.07.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|