|
|
27 Temmuz 2007 Cuma 12:05
|
Yazarlar
|
Tayyip Erdoğan'ın eşinin 'Yahudi' olduğunu iddia eden Ergun Poyraz'ı nasıl keşfetmiştim?
Çok satan kitapların yazarı Ergun Poyraz'ı, 1997 yılında ilk kez ben Radikal gazetesine haber yapmıştım. Poyraz, o dönemde Aydınlı bir çiftçi idi ve kendisini Milli Görüş düşüncesinin bir mağduru olarak gösteriyordu.
Poyraz'ın İstanbul Kartal'daki mülklerine mahkeme kararıyla Milli Görüşçüler el koymuştu.
Poyraz da 'bu adamların ipliklerini pazara çıkartmak için' intikam duygusuyla hareket eder olmuştu.
(Üstelik Poyraz bu olay öncesinde kendisi de Milli Görüşçü'ydü. 1960'ların başında doğan Ergun, 12 Eylül öncesi Akıncılar adıyla bilinen örgütte yer almıştı.)
Radikal'in o dönemdeki yayın yönetmeni bugünkü Hürriyet köşe yazarı Mehmet Yılmaz idi.
Yılmaz, kökeninde dergici. Ve bu yüzden de olaylara günlük gazete habercisi gibi değil, 'dergici' gibi bakar.
Meslekten olanlar iki yaklaşım arasındaki farklılığı gayet iyi bilirler.
Yılmaz, Ergun Poyraz'ı 'çiftçi - gazeteci' olarak portre haber şeklinde yazmamı istedi.
Aydın'da Poyraz'ın çiftliğinde bir tam gün geçirdim.
Orada tanıdığım Ergun ile sonra çeşitli kereler gazetecilim kesişti.
Örneğin 28 Şubat sürecinde ortaya çıkan çok sayıda Şevki Yılmaz'lı kasetin sahibi, Ergun Poyraz idi.
Eline yeni kasetler geçtiğinde, bizim gibi 'eskiden tanıdıklarını' arıyordu.
Hayatta en uzak durduğum şey, manipülatif yaklaşımlardır. Ben hayatta olabilecek en zor şeyin manipülasyon olduğunu düşünürüm ve komplocu zihinlerin, 'bebeklik çağında' olduğuna inanırım.
Komplo üretmek, siyaset üzerine düşünmenin en kolay ve kolaycı yoludur. Mahir Kaynak, komplonun insan zihnini açan bir beyin egzersizi olduğunu söyler; doğrudur. Ama o kadar...
Ergun Poyraz, yaşadığımız her olayı bir komplonun uzantısı gibi gören bir çevrenin insanıydı. Yargı çevrelerinden ve CHP'den bazı insanlarla dostlukları vardı. Ben o dostluklarını hiç sorgulamadım. Ama dostlarının, Ergun'dan 'bilmedikleri bir dünyayı öğrendiklerini' düşündüm.
Bir süre sonra Emin Çölaşan da Poyraz'ı sahiplendi.
Kitaplarını tanıtır oldu.
Son dönemde AKP'liler ile Yahudiler arasında 'bağlantılar' bulduğu iddiası taşıyan 3 kitabı, çok satan oldu.
Kitapları okudum, benim ciddiye alacağım türden kitaplar değil.
Oradan buradan derleme, arşivdeşen bir çalışma...
Korelasyonlar ise, kusura bakmayın, deli saçması...
Peki nasıl oldu da zihinsel donanımları daha sağlam insanlar bile bu kitaplara ilgi gösterdi?
Doğrusu bu soruya yanıt bulamıyorum...
Ancak tanıdığım Ergun Poyraz'ın, meraklı bir adam olarak yaratacağı - yarattığı toplumsal faydayı görmezden gelmeden, onun 'ne ve kim olduğunun' bilinerek değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu yazı da zaten bu amaca hizmet etsin diye yazıldı: Yani Ergun Poyraz'in kim olduğunu bilelim...
NEVZAT BASIM
EK NOT:
Sara Gül Turan adını okur hatırlar mı bilmiyorum...
Almanya'da cezaevinde tecavüze uğramış bir gurbetçi hostes idi.
Türkiye'ye döndüğünde Refah Partisi üzerine kitaplar yazmaya başladı.
Sara Gül Turan neden Refah Partisi üzerine kitaplar yazmaya girişti, tam olarak bilmiyorum.
Ama benim Ergun Poyraz'ı tanımam da onun sayesinde oldu.
Çünkü Sara Gül ile Ergun Poyraz, kavgalı - dövüşlü, mahkemelik olmuşlardı.
Poyraz, Refah Partisi ile ilgili araştırmaları kendisinin yaptığını ve kitabının çalındığını iddia ediyordu.
Ortada iki kitap vardı ve kitaplardan biri Sara Gül Turan imzası taşırken diğeri Ergun Poyraz imzasını taşıyordu.
Bunlar, bilinen yayınevleri tarafından değil de bizzat bu iki yazarın kurduğu yayınevleri tarafından yayınlanmıştı.
|
Yorumlar |
|
mehmet kaya
-
31.07.2007 09:36
|
|
Sayın Basım
Ergun Poyraz, 2005 sonuna doğru Refah Partisi ile ilgili yazacağı kitabın görüntülü kasetleriyle birlikte Ankara'da çok sayıda insanın tanıdığı bir kişiydi.
O dönemde, başta Günaydın gazetesi olmak üzere Ankara temsilciliklerinde ve muhabirler arasında çok sayıda tanıdığı vardı.
2005 sonu ve 2006 başından itibaren başta Günaydın gazetesi olmak üzere çok sayıda birinci sayfadan giren haberleri yapıldı.
Hafızanız sizi yanıltıyor. Ergun Poyraz sizden çok daha önce "keşif" edildi.. Keşfedilmesine gerek yoktu zaten kitabını tanıtmak için 2005 sonuna doğru çok sayıda gazeteci ile çoktan temas etmişti ve haberleri yayınlanmaya başlamıştı.
|
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|