|
|
09 Ağustos 2007 Perşembe 07:04
|
Yazarlar
|
On Sekiz Yaşında Oy Kullanılır mı?
YİĞİT bu yıl on sekiz yaşına girdi ve ilk kez 22 Temmuz seçimlerinde oy kullandı.
Yiğit aslında GENÇ Parti’ye oy verecekmiş ! Çünkü bu yıl üniversite sınavına girecek olan Yiğit, Cem Uzan’ın “ÖSS kalkacak” vaadinden etkilenmiş. Ama seçim günü babası “parayı veren düdüğü çalar, marş marş” deyince mecburen kendisine işaret edilen partiye mührü çakmış...
Ama Yiğit bu işten hiç mi hiç hoşnut değil !
Gerçi bir Bağdat Caddesi çocuğu olarak, “streril” ortamda büyümesi nedeni ile, politika ile bugüne kadar hiç ilgisi olmamış. O daha çok Galatasaray’ın yeni transferleri ve NBA takımlarının oyuncuları ile ilgilenmiş. Ama öyle görülüyor ki, ilk oyunun “seve seve” işaret edilen bir partiye attırılması Yiğit’in canını sıkmış. Politika ile ilgilenmeye karar vermiş...
Geçen hafta sonu yemekte bana sordu: “Bizim politik görüşümüz nedir ? Sosyal demokrat ne demektir ? ”
Bu “ağır sorular” karşısında bunaldım...
Sosyal demokratlık kavramını şimdiye kadar hiç kimseye açıklamak zorunda kalmamıştım. Hani bu o kadar bilinen bir şey ki, bir de oturup açıklamaya ne gerek var gibisine...
İş başa düşünce üşenmedim, kısaca anlatmaya çalıştım Yiğit’e. Bir taraftan anlatıyorum, bir taraftan da şaşırıyorum. “Nasıl olur da on sekiz yaşındaki bir genç bunları bilmez; hatta hiç duymamış gibi davranır” diye.
Zaten o günün sonunda eşim de bir parça sitem etti. “Olur mu canım şimdi bu ? On sekiz yaşındaki çocuğa da oy mu kullandırılır ? ” diye söylendi. Belki de içinden, “benim oyum da bir oy, bu hiçbir şeyden haberi olmayan çocuğun oyu da bir oy... Bu nasıl demokrasi ki ? ” diye bile düşünmüş olabilir, orasını bilemem !
Neyse Yiğit’e uzatmadan, kuramsal olmamaya çalışarak; bazen yaşamdan da örnekler vererek, kendi politik görüşümü anlattım. “Ben” dedim, “yurtsever, liberal ve demokrat bir kişiyim”.
Liberal ve demokratlığı anlatmak kolaydı. Çünkü hemen herkes kendini demokrat görüyor ve gerçekte öyle olmasa da “muhafazakarım” demiyordu. Yaşamdan verdiğim örnekler ile liberallik ile devletçilik, muhafazakarlık ve ulusalcılık arasındaki ayrımları açıklamaya çalıştım.
Daha sonra “yurtseverlikle” sürdürdük konuşmamızı. Milliyetçilik ile arasındaki farkı anlattık. Yani sadece Türk soyundan gelenleri değil, ama bu topraklar üzerinde yaşayan herkesi sevmek.
Kürt’ü sevmek, Ermeni’yi sevmek, Yahudi’yi sevmek, Çerkez’i sevmek, Laz’ı sevmek, Boşnak’ı sevmek, Arap’ı sevmek, ... Ortak paydası Türkiye yurdu olan herkesi sevmek.
Yiğit en çok burada takıldı.
Liberallik ve demokratlık ona göre daha kolay terimlerdi. Ama yurtseverlik konusunda benimle aynı görüşte değildi. “Ben Kürtleri sevmek istemiyorum. Onlar askerlerimizi öldürüyorlar. Ben Milliyetçiyim o zaman” dedi.
O kadar da kolay olmadı Yiğit’e terörist ile düşünce savaşımı veren arasındaki farkı açıklamak. Açıklamalarıma itiraz etmedi; ama “ikna oldum” da demedi.
Belli ki kafası karıştı biraz. Çünkü haberlerde her gün birkaç askerin, hem de kendisinden sadece birkaç yaş büyük delikanlıların öldürüldüğü haberini duyuyordu. Yine aynı gün, Mecliste DTP’li milletvekillerin yemin törenini de görmüştü.
Ayrıntısına hiç bakmamıştı bu olayın. Onun gözünde sadece “bizden olmayan Kürtler gençlerimizi nedensizce öldürmekteydiler”. Olayın başka bir açıklaması olabileceğini de düşünmemişti.
Sessizce biten konuşmamızdan sonra düşündüm; “eğitim şart” dedim kendi kendime. Ne kadar da açık genç beyinler yeni düşüncelere ! Yiğit o sırada çoktan kız arkadaşına cep telefonu ile kısa mesaj yollamaya başlamıştı bile...
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 08.08.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|