|
|
24 Ağustos 2007 Cuma 08:12
|
Yazarlar
|
Biz bu Haltı Neden Yedik?
Çok kişi tarafından bilindiğini düşündüğüm bir fıkrayı yazmak istiyorum bugün:
Ağa ile yanaşması, köyden kasabaya iniyorlarmış. Ağa eşeğinde; yanaşma da yürüyerek. Uzun yolda yoruldukları için bir pınar başında mola vermişler. Dinlenme sırasında ağanın eşeği büyük abdestini yapmış.
Şakacı biri olan ağa yanaşmasına seslenmiş: “Beri bak. Eğer şu eşek pisliğini yersen sana işte bu eşeği veririm. Eşek bundan böyle senin olur” demiş.
Yanaşma, “nasılsa benim yaşamım hep pislik yemekle geçti. Bir kere daha yesem bir şey olmaz. Hem de bu kere bir de eşek kazanacağım” diye düşünmüş kendi kendine. Sonra da eşek pisliğini yemiş.
Ağa sözünün eri bir kişi olduğu için eşeği yanaşmaya vermiş. Yolun bundan sonrasını yanaşma eşekte, ağa da yürüyerek kat etmiş.
Akşam üzeri işleri bitip de köye dönerlerken yine aynı pınar başında durmuşlar. Ağa, “ben ne ettim de bu akılsız yanaşmaya eşeği kaybettim. Gördün mü bak şimdi bütün köy ahalisi benimle dalga geçecek” diye kendi kendine dertlenirken yanaşma da “ben ne halt ettim böyle ? Tamam yoksuluz, ama insan bu kadar da alçalır mı ? Eşeğin pisliğini yer mi ? ” diye hayıflanırmış.
O sırada eşek yine büyük abdestini yapmış. Dayanamayan ağa yanaşmasına, “ben bu pisliği yersem bana eşeği geri verir misin ? ” diye sormuş. Yanaşma öneriyi hemen kabul etmiş; ağa pisliği yemiş ve eşeğini geri almış.
Köye girerlerken ağa dayanamamış ve yanaşmaya şunları söylemiş:
“Sabah köyden çıkarken de ben eşek üzerinde idim sen yürüyordun, akşam gelirken de. Yani durumumuzda bir değişiklik olmadı.
Peki biz bu pislikleri neden yedik ? ”
***
Benzetmek gibi olmasın ve sözüm tamamen meclisten dışarı (hem toplum meclisinden hem de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden dışarı), biz 22 Temmuz seçimlerini niye yaptık ?
Hani o kadar da geçmiş gün değil, o nedenle unutmak da olası değil. Nisan ayı daha şuracıkta duruyor. Türkiye erken genel seçime, bu kadar gerginliğe ve sıkıntıya Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı nedeni ile girmedi mi ? Peki aradan üç ay bile geçmeden aynı duruma nasıl bir kere daha döndük ?
Hiç kimse yaşananlardan ders almıyor mu ?
***
Aslında bakarsak iki taraf da haklı değil midir ?
Adalet ve Kalkınma Partisi diyor ki, “arkadaş, benim adayımı cumhurbaşkanı yapmadınız. Ben de halk iradesine gittim. Halk bana mührü verdi. Demek ki yaptığım doğru imiş. O zaman istediğimi seçmek hakkımdır. Uzlaşma aramama gerek yoktur. ”
Cumhuriyet Halk Partisi de diyor ki, “Tamam Meclis çoğunluğu sizde. Ama size oy vermeyen halkın %53’ünün sesini de dikkate alsanıza ! Geçen sefer asıl sorun, uzlaşma aramadan kendi adayınızda ısrar etmenizle oldu. Şimdi aynı şeyi bir kere daha niye yapıyorsunuz ? ”
Canım yazık, olan da Abdullah beye oluyor. Başka bir tartışma ortamında olsa, Türkiye’ye cumhurbaşkanı olmasında hiçbir sakınca olmayacak bir beyefendi adam, bu tartışmalara kurban gidiyor. Bütün kıstas, eşinin başı bağlı mı değil mi tartışmasına kilitleniyor kalıyor.
Yani Türkiye bu kadar sığ bir konuyu tartışıyor. Ya da içerik yerine yine zarfı konuşuyor...
***
Yazının başında aktardığımız fıkranın yeni ve daha modern bir sürümü çıkmış: Bu kere kahramanlar iki borsa işlemcisidir. Öğlen yemeğine giderlerken yaşça büyük olan borsacı geç meslektaşına, sokak köpeğinin pisliğini yerse ona 1000 YTL vereceğini söyler. Genç borsacı da köpek pisliğini yer ve 1.000 YTL’yi kazanır.
Malum öykü, dönüşte de yaşlı borsacı köpek pisliğini yer ve parasını geri alır.
Genç borsacı dayanamaz ve Borsa binasına girerken sorar: “Üstat, bu binadan çıkarken de paramız aynı idi, şimdi de aynı. Peki biz bu pisliği neden yedik ? ” Üstat yanıt verir: “Kötü mü oldu oğlum, hiç yoktan işlem hacmi yarattık” !!!
Yoksa Türkiye de 22 Temmuzda “işlem hacmi mi yarattı” ?
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 22.08.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|