|
|
15 Kasım 2006 Çarşamba 08:40
|
Yazarlar
|
Faiz düşmez mi?
Yıllık 50 milyar dolara yaklaşan bir dış ticaret açığı... Yıllık 34 milyara yaklaşan bir cari işlemler açığı...
Her geçen gün hem kendi piyasasında, hem de uluslararası piyasalarda rekabette daha da zorlanan bir Türk imalat sanayi...
Her geçen gün oda fiyatları yerden yere çakılan; örneğin günlüğü 9 euroya bile oda satan bir Türk turizm sektörü...
“Ben Bankalar Birliğinin başında Mr. Bilmem Kimi görmek istemiyorum” diyen bir BDDK Başkanı...
Mr. Bilmem Kim...
Ekim ayında 70 milyar doları aşan Türkiye’deki sıcak para stoku...
(Yapılan hesaplamalara göre) %13 reel faiz (beklenen enflasyon düşüldükten sonra ödenecek net getiri) ile dünyanın en tatlı ve en yüksek kazancını rantiyeye sağlayan bir TC Hazinesi...
Yine de son dört yılda (özellikle iç tüketim sayesinde), ortalama %7 - %8 oranında büyüyen bir Türkiye ekonomisi...
Yine bu süreçte, sadece kura baskı yaparak da olsa, enflasyonu %10’lara çekebilen bir Merkez Bankası...
“Ben genel Türkiye ekonomisi ile ilgilenmem, benim tek amacım ve hedefim, fiyat istikrarını saplamaktır. Eğer 2007’de enflasyon hedefi tehlikeye girerse, şu anda reel faizlerin nerede olduğuna bakmadan yeniden faiz silahına sarılırım” diyen yine aynı Merkez Bankası...
Hem içte hem de dışta borçlanmamız ve cari açığı finanse edecek sıcak para politikasını sürdürmemiz, tamamen uluslararası kredibilitemize bağlıyken, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile anlaşmak istemeyen bir Hükümet...
Yeterli süresi olmasına karşın Merkez Bankası Başkanını uzun süre atamaktan aciz; hadi kaş göz yararak Başkanı atadıktan sonra bu kere de başkan yardımcılarını atayamayan yine aynı Hükümet...
“TCK’nın 301.inci maddesi kalkacak ve Türk limanları Kıbrıs (Rum Kesimi) bandıralı gemilere açılacak; yoksa tam üyelik görüşmeleri belirsiz bir süre askıya alınır” diyen bir Avrupa Birliği yönetimi...
Bu açık tutuma karşın, özellikle limanların açılması konusunda, genel seçimlere on iki aydan daha az bir süre kalmışken, “bak Avrupalıların isteklerine boyun eğdi demesinler diye”, geri adım atmayacağı izlenimini veren bir Başbakan...
2007 bir genel seçim yılı olduğu için popülist harcamaları yapmak üzere Belediye bütçelerini kullanmayı düşünen ve bu nedenle de Belediye harcamalarını kamu denetiminden olabildiğince kaçırmaya çalışan bir idari anlayış...
“Türkiye’de vallahi billahi işler iyi; sizin korkmanıza hiç gerek yok” propagandasını sürdüren çıkar grupları (sanayiden, finans kesiminden, basından ve öğretim üyeleri yorumculardan)...
Türkiye’nin ticaret açığı ve cari açık sorununun artık bu biçimde gitmeyeceğini; şu anda bolca var olan uluslararası finansman kaynaklarının kuruduğu noktada geminin karaya oturacağını, açıkça ya da üstü kapalı biçimde de olsa kamuoyuna açıklamaya çalışan bankacılar (bakınız Ercan Kumcu) ve sanayiciler (bakınız Ömer Sabancı)...
Cari İşlemler Dengesi
Cari Açık
...
Aklıma çok beğendiğim bir fıkra geldi.
Ülkenin en çok satan günlük gazetesinin çok başarılı bir genel yayım yönetmeni varmış. Ama bu genel yayım yönetmeni o kadar çalışırmış ki, yıllardan beri hiç tatile gidememiş.
Gazetenin patronu her “artık siz çok yoruldunuz, bir tatile gidin dediğinde”, genel yayım yönetmeninin yanıtı hazır olurmuş: “Sevgili patronum tatile gideyim de, ya ben yokken tiraj düşerse ? ” Tiraj sözünü duyan patron da, işin dibi kendi cebini vuracağı için, bir türlü önerisinde ısrar edemezmiş.
Ama aradan belli bir zaman geçtikten sonra Patron dayanamamış ve genel yayım yönetmenine patlamış: “Yahu tiraj düşerse de düşsün biraz; siz hemen tatile gidin. Çok yoruldunuz ! ”
Genel yayım yönetmeni çekinerek yanıt vermiş: “Sevgili patronum, asıl ben ya tiraj düşmezse diye korkuyorum... ”
...
“Enflasyon azacak, yabancılar kaçacak, cari açık finanse edilemeyecek, ... ” diye bu kadar korkuyoruz. Madem Türkiye ekonomisi o kadar iyi yolda ve ortada hemen hiç risk yok, artık yatırımcıların da daha düşük reel getiriye (nominal düşük değil reel düşük faize) razı olması gerekmez mi ?
Bu ekonomik toparlanmanın sonuçlarını biraz da biz yesek olmaz mı ?
Ertuğ Yaşar;
Amsterdam 15.11.2006
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|