|
|
05 Eylül 2007 Çarşamba 14:27
|
Yazarlar
|
Festus Okey
Festus Okey adını duydunuz mu?
Ben Cumartesi gününe kadar duymamıştım. Eminim ki bu yazıyı okuyanlardan birçoğu bu adı hiç duymamışlardır. Bundan sonra da duyacaklarından emin değilim...
Festus 25 yaşında Nijeryalı bir gençti. Bundan birkaç yıl önce Türkiye’ye sığınmacı olarak gelmişti. 20 Ağustosta bir arkadaşı ile birlikte gözaltına alındığı Beyoğlu Asayiş Şube Müdürlüğünde bir polisin silahından çıkan mermi ile öldü...
Ölümünden kamuoyunun ancak 10 gün sonra, 30 Ağustosta yapılan bir gösteri ile haberi oldu. Yoksa Festus’un ölümü de sayısız belge içinde yitip gidecekti.
***
SABAH gazetesinde bu haberi okuyunca öylece durdum kaldım. Her gün üç – beş gazete okurum. Başka bir gazetede bu haberi görmediğimi şaşırarak fark ettim. Biz Türkler, yaptığımız bir günah ardından acaba pislikleri yine halı altına süpürerek görmemezlikten mi geliyorduk ?
Lafa gelince bizden başka bütün toplumları ırkçılık, ayrımcılık ve hoşgörüsüzlükle suçlayan bizler, şimdi aynı şeyi kendimiz yapınca “deve kuşu” mu olmuştuk ?
Hafta içinde bir işi görüşmesi dolayısıyla genç bir Ermeni vatandaşımız ile iki saat birlikte olmuş; İstanbul’da bazı yerleri gezmiştik. Soyadından Ermeni olduğu kolayca anlaşılan genç dostumuz, on yıl ABD’de yaşadıktan sonra Türkiye’ye dönmüş.
“Neden döndün ?” diye sormadım.
Niye sorayım ki ?
Benim olduğu kadar onun da vatanı ve yurdu değil mi burası ? Ama Türkiye’de yaşamasına şaşırdığımı da söyledim. İyi eğitim görmüş; uzmanlığı olan; her yerde yaşayabilecek tipte bir gençti. Yani Türkiye’de Ermeni vatandaşlarımıza ve diğer “azınlıklara” yaşattığımız ayrımcı tutumu çekmek zorunda değildi.
***
Aynı Cumartesi günü Etiyopya doğumlu siyahi Türk vatandaşı atletimiz Elvan Ebeylegese, Japonya’da yapılan Dünya Atletizm şampiyonasında 5.000 metre finalinde koşuyordu. Elvan bu koşuda beşinci oldu.
Birkaç gün önce 10.000 metrede gümüş madalya kazanmıştı. Hepimiz Türkiye doğumlu olmayan; çok gençken Türkiye’ye “devşirilen”; ama hep Türkiye için koşan bu sempatik kızı kendimizden sayıyoruz. Başarıları ile övünüyoruz.
Peki ya Festus Okey ?
Onun suçu neydi ?
Neden ve nasıl Beyoğlu karakolunda başına o iş geldi ?
Daha bir gün önce 60. TC Hükümetinin Başbakanı Hükümet programını okurken, “işkenceye sıfır tolerans ilkesi sonuna kadar uygulanacaktır” dememiş miydi ?
***
Tayyip Erdoğan’ın okuduğu 60. Hükümet programının ekonomik hedeflerine bakıyorum. Fiyat istikrarı; ekonomik büyüme; işsizliğin azaltılması; istihdam üzerindeki yüklerin kaldırılması; kişi başına düşen gelirin 10.000 dolara çıkarılması...
En çok da buna takıldım: Kişi başına düşen gelirin 10.000 dolara çıkarılması. Yani zenginleşme. Ben de uzun yıllar ekonomik refah ile gericiliğin ters yönde geliştiğini düşünmüştüm. Hatta bir zamanlar “refah gelmezse REFAH (Partisi) gelir” diye bile yazmıştım.
Ama ırkçılık konusunda o kadar emin değilim. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile ırkçılık hızla yayılıyor. Yani zenginleşme kesinkes ırkçılık sorunun çözmüyor. Hatta bazen ben bile yürürken, karşıdan gelen bir zenci görürsem yolumu değiştirmeyi ve ona “bulaşmamayı” yeğliyorum.
Sonra da kendimden utanıyorum. “Nasıl böyle düşünürsün ?” diye.
Irkçılık ve işkence bana göre Cumhurbaşkanının hanımının başörtüsünden çok daha önemli bir konudur. Ama korkarım Türkiye’de hemen hiç kimse böyle düşünmüyor.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 05.09.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|