|
|
05 Eylül 2007 Çarşamba 16:31
|
Yazarlar
|
Bu TAKE Off Değildir
“Mütevazi olma, inanırlar” dendiğini duymuştum. Ama alışkanlık işte, insan yılların huyundan kolaycana kurtulabilir mi?
Ama bu kere mütevazi olmayacağım ! Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın 60. Hükümet programını okurken söylediği, “ekonomide take off senaryosunu” Türk basınında ilk kullanan kişi olduğumu iddia ediyorum.
27 Haziran günü, yani seçimlerden yaklaşık bir ay önce yazdığımız yazının başlığıdır “Take off Senaryosu”. O günkü yazıda olası seçim sonuçlarını değerlendirip şu yorumu yapmışız:
http://www.nethaber.com/NewsDetails.aspx?id=26939
“...
Yani Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) tek başına iktidar olur, ama 376 milletvekilini bulamazsa (ki %40 oy alsalar bile barajı geçecek parti sayısına göre bulamayacakları gözüküyor), o zaman cumhurbaşkanlığına kimin aday olacağı önem kazanır.
AKP bu kere inatçılık etmez; diretmez; Abdullah Gül’den vazgeçer; uzlaşma yoluna gider de genelde toplumda kabul görecek; ve hatta zaman zaman AKP icraatlarına da set çekecek birini cumhurbaşkanı seçtirirse, işte o zaman bizim ekonomide “take off” (uçağın havaalanından kalkması) olarak adlandıracağımız senaryo gerçekleşir.
Gerçekten Türkiye o zaman ekonomik olarak patlar...
Çünkü AKP zaten son beş yılda uluslararası güvenin ne kadar önemli olduğunu; ulusal ve uluslararası finans kaynaklarının ülkeye çekilmesi ile büyümenin nasıl hızlandığını anladı. Şimdi bu anlayışları pekişerek gelişecektir. Piyasaların önü açılacaktır; Türkiye’ye uluslararası sermaye yağışı “sağanağa” dönecektir.
...”
Senaryomuzun iktidara gelme kısmı gerçekleşmiş. Yani AKP tek başına iktidar olmuş; ama Anayasayı tek başına değiştirecek (ve cumhurbaşkanının tek başına seçecek) çoğunluğa ulaşamamış.
Ama sonrasında sorun var...
Çünkü biz burada AKP’nin Abdullah Gül’de inat etmemesini öngörmüşüz. Hal bu ki gerçekleşmede AKP Abdullah Gül de ısrar etti. Sonunda da istediklerini aldılar; yani Abdullah beyi Cumhurbaşkanı seçtiler.
Kişiliği ve kariyeri ile Cumhurbaşkanı olmaya son derece layık bir politikacı olan Abdullah bey, ne yazık ki 27 Nisan sürecinde çok yıprandı. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) üst yönetimi “ne olursa olsun, Gül olmasın” havasına girdi. O nedenle, ne kadar hak etmiş olursa olsun, Abdullah beyde ısrar etmemek çok daha iyi olurdu.
Yani ?
Yani şu anda gerçekleşen take off senaryosu değildir...
Tayyip bey bu terimi kullansa da, bizim kastettiğimiz “uçağın kalkış senaryosu” bu değildi ! Hatta bu durumda uçağın kalkıp kalkmayacağı bile kuşkuludur. Çünkü öyle görülüyor ki TSK, Abdullah beyin görev süresi boyunca, sürekli başörtüsü / türban hassasiyetini (ya da diyelim ki gerilimini) sürdürecektir.
Türkiye’de temel ekonomik göstergeler ne kadar bozuk olursa olsun, ekonomik krizler ekonomik olaylarla başlamazlar. Genelde politikadaki istikrarsız durumlar, ekonomideki dengesizliklerle birleşerek, hiç beklenmeyen bir anda patlamaya neden olurlar.
Yok kimse yanlış anlamsın: Türkiye ekonomik kriz yaşamak üzere falan değildir. Ama Cumhurbaşkanlığı seçimi, hassas politik dengeleri daha bir germiştir. Meclis Başkanını daha serbest bir kişi seçerek; Hükümette “Milli Görüş” çizgisinden gelen kişilere bakanlık vermeyerek; ya da Bülent Arınç’ı kızağa çekerek bu gerginliği azaltamazsınız.
Kim ne derse desin, Türkiye çok ciddi bir sıcak para stokunun; önemli bir cari açığın ve oldukça büyük bir dış ticaret açığının üzerinde oturmaktadır. Evinizde patlamaya hazır dinamitler varsa, ev içinde sigara içmek çok tehlikelidir. “Ben dikkat ederim” demekle sorunu çözemezsiniz.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 05.09.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|