|
|
12 Eylül 2007 Çarşamba 08:00
|
Yazarlar
|
DÖRT Fotoğraf
Niyetim bugün yılsonuna kadar faizlerin durumunu yazmaktı. Ama Cumartesi ve Pazar günü gazetelerde gördüğüm dört fotoğraf, ayrı ayrı beni çok etkiledi.
Konu doğrudan ekonomi ile ilgili olmasa da, eğer bu dört resmi yazmazsam kendi “aydın” (!) kimliğimden kuşku duyacaktım.
***
İlk resim Cumartesi günü Beyoğlu’nda yapılan bir gösteride çekilmiş. 40 kadar Beyoğlu esnafı toplanmışlar ve Nijeryalı Festus Okey’in karakollarında ölmesi / öldürülmesi ile suçlanan Beyoğlu Karakolundaki polislere destek vermişler.
Şaşırtan Yürüyüş
Ellerinde bir pankart var. O pankartta yazılanları doğrudan üzerime alındım: “Köşede yazı yazmak kolay. Köşelerde canı pahasına görev yapmak zordur”. Çünkü Festus Okey’in öldürülmesi konusunda yazı yazanlardan biriyim.
Köşede yazı yazmak benim için gerçekten de zor bir iş değil. Kararınca yapmaya çalışıyoruz. Ama o pankartı taşıyan arkadaşların bir paragraf yazıyı ne kadar zor ya da kolay yazacaklarından da emin değilim...
Kaldı ki “köşelerde görev yapmak” da kimse için kader ya da zorunluluk değildir. Herkes işine geldiği ya da başka bir iş yapamadığı için köşe yazarı ya da polis oluyor. Kimsenin zorla polis yapıldığı ya da yazar olduğu bir ülkede değiliz. Benim gibi diğerlerine göre canını biraz daha çok sevenler polis olmuyorlar; eğitim alarak başka işler yapmaya çalışıyorlar.
Keşke İstanbul’un her köşesinde vızır vızır kayıt yapan MOBESE (mobil elektronik sistem entegrasyonu) kameraları 20 Ağustos gecesi Beyoğlu karakolunda da “kayıtta” olmasaydı da Festus Okey’in nasıl öldüğünü rahatlıkla görebilseydik, değil mi ?
***
İkinci fotoğraf, bazı gazetelerde hemen Beyoğlu gösterisinin fotoğrafının altında yayımlanmış. VATAN gazetesi birinci sayfasına koymuş. Sakarya’nın Kaynarca ilçesi Kulaklı İlköğretim okulu Müdürü, okuluna öğretmen tayin edilmesini istediği Sakarya milletvekilleri önünde diz çökmüş oturuyor !
Diz çöken Öğretmen
İçler açısı bir manzara...
Milletvekilleri ilçedeki kültür merkezinin açılışına katılmışlar. Odada oturan herkes ayakkabısını çıkararak oturmuş. İlköğretim okulu müdürü ise tam dizlerinin üzerinde ve yerde milletvekilinin karşısında duruyor. Namaz kılma pozisyonuna benzer bir pozisyonda, milletvekilinden ilgi bekliyor.
***
Üçüncü fotoğraf Cumartesi günü HÜRRİYET gazetesinde birinci sayfada idi. Konya İl Kültür ve Turizm Müdürü Abdüssettar Yarar Paris’te UNESCO binasında bir programı izlerken ayakkabılarını çıkarmış ve sandalyeye bağdaş kurup oturmuş...
Büyük Ayıp
Görülecek bir manzara.
Belli ki İmam Hatip okulundan mezun olduktan sonra yıllarca Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği yapan ve ardından da kültür yöneticisi olan Abdüssettar bey salon yaşamının kurallarına pek alışamamış; hala dinsel dünyanın alışkanlıkları ile yaşıyor; Paris’te uluslararası bir toplantıda bile...
***
Özellikle son iki fotoğrafı görünce, “kimler yönetiyor yahu bizi ? Türkiye, giysileri değişse de kendisi ve kafası hala feodal düzende takılı kalmış köylü sınıf tarafından yönetiliyor da biz hala bunun farkında değil miyiz ?” diye düşündüm.
Belli bir süredir insanları dış görünümleri ile değil kafalarının içi ile değerlendirmeye çalışıyorum. Dış görünüme bakarak ön yargılı olmama konusunda kendime sürekli telkinde bulunuyorum.
Ama dış görünüm bazen değişiyor; hem de çok değişiyor. Hatta sizi yanıltacak kadar değişiyor. Ama kafa içindeki anlayış değişmiyor; o orada yerleşik, kıpraşmadan, sabit, çakılı kalıyor.
***
Dördüncü fotoğraf mı ?
O da Merkez Bankası Başkanımızın Erzurum’da eşi ile çekilmiş fotoğrafıdır. Sanırım günlük haberleri izleyen iş ve finans dünyasından insanların çoğu o fotoğrafı görmüşlerdir ve kelimelere dökemediğim düşüncelerimi de anlamışlardır.
Durmuş Yılmaz
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 12.09.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|