|
|
12 Eylül 2007 Çarşamba 10:03
|
Yazarlar
|
Flight to Safety (*)
Uluslararası piyasalarda Temmuz - Ağustos çalkantısı başladığından bu yana ilk kez uluslararası bir finans ve yatırım konferansına katıldım.
Benim için değişik bir deneyim oldu. Çünkü son iki yıldır nerede ise her konferansta, her ortamda, hatta her sohbette, herkes yeni finansal yatırım yapacak alanlar aradığından söz ediyordu.
Ama bu hafta başında yaşayarak gördüm ki artık bu eğilim değişmiştir. Dünya finansal piyasaları, belki kısa bir süre için bile olsa, farklı bir sürece girmiştir.
Bundan altmış gün önce olsa, uluslararası finans piyasalarını ve yatırımcıların eğilimlerini tanımlamak için şu tümceleri kullanıyor olacaktık:
- uluslararası likidite fazlası;
- risk alma iştahındaki artış;
- ne türde olursa olsun varlık fiyatlarının her gün bir öncesine göre artma eğilimi;
- gelişmekte olan ülke piyasalarına olan büyük ilgi;
- risk oranına göre kar marjlarındaki daralma
Şimdi geriye bakınca, o “güzel” günlerin geçtiğine üzülmüyor da değiliz hani !
Gerçi daha tam emin değiliz, o günlerin geçip geçmediğine... Belki de piyasalar bir anlık bir “duraklama” yaşadılar. Ya da “soluklanma” diyelim. Bu soluklanma ve güç toplamanın ardından eskisinden daha da hızlı bir çıkış / yükseliş olamaz mı ?
Şimdilik bunu bilemiyoruz.
Mutlaka ki gönlümüzden geçen yaşanan sıkıntıların, “çok şişmiş balonun sönmesi” değil de sadece bir duraklama ve soluklanma anı olmasıdır.
Yine de “son olayları nasıl tanımlarsınız ? ” diye sorduğunuz her fon yöneticisi size şu yanıtı veriyor: “Ne olduğunu tam bilmiyoruz. ABD standart altı konut kredilerinde yaşanan sorun bu kadar büyük bir çalkantıya neden olamaz. Bunu altında başka bir şeyler var... ”
Kimse, o başka bir şeylerin ne olduğunu söylemiyor ama !
Tamam söylemesinler. Sorun değil. Peki ne yapacaklar ? Ya da ne yapacağız ? Durum böyle ise bekleyecek değiliz ya ! Mutlaka bir karar vermemiz; bir eylem yapmamız gerekecek.
Ne yapacaksınız diye sorduğum uluslararası fon yöneticilerinin çoğunun yanıtı zaten hazır: “Flight to Safety”, yani güvenli limanlara geri döneceğiz. Hatta “ricat edeceğiz” !
“Güvenli limanlar” dedikleri sadece ülke anlamında değildir. Yani uluslararası yatırım fonları sadece Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerden çıkma ile sınırlı kalmayacaklar. Geleneksel olmayan sektörlerden de, geleneksel olmayan yatırım alanlardan da çıkacaklar. Riski olabildiğince azaltacaklar.
Belki şanslıyız, çünkü eğer bu çalkantı bir tatil ayı olan Ağustos ayında değil de örneğin Ekim ya da Kasım ayında olsa idi, bizce etkileri daha büyük olurdu. Ağustos ayında çok kişi tatilde olduğu; ve tatile çıkarken de yönettiği yatırımları askıya aldığı için bizce etki o kadar büyük olmadı. En azından “koyun sürüsü etkisi” (bir kişi satınca bütün herkesin o ilk kişiyi izleyerek satması etkisi) pek yaşanmadı.
Ama kişi ya da ülkeler bazen şanslarını kendileri yaratmıyorlar mı ?
Türkiye de son uluslararası çalkantıda kendi şansını yarattı. Çünkü Türkiye’den ciddi bir sermaye kaçışı olmadı. Çünkü Türkiye’de bir yıldır reel faizler olağandışı olarak o kadar yüksek ki, kimse bu “ballı böreği” bırakıp da gitmeye cesaret edemedi !
Cuma günü basın toplantısı düzenleyen ve Türkiye’de de bankacılık etkinliği bulunan bir uluslararası bankanın yöneticileri, “Türkiye daha uzun süre bu düzeyde faiz ödemeyi sürdürmeli” demişler.
Krize Yüksek Faiz Korur
Haksızlar mı ?
Bulmuşlar “enayi bir inek”, sağıp duruyorlar. Üstelik enayi inek hala nasıl sağıldığının da farkında bile değil...
(*) Güvenliğe uçuş / kaçış
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 05.09.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|