|
|
15 Ekim 2007 Pazartesi 07:00
|
Yazarlar
|
Ağlaya ağlaya göl olur!
Salı günü Merkez Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısı var. Bu toplantı ile ilgili beklentiler şimdiden oldukça yükseldi. Özellikle dışsatım yapan sanayiciler, döviz kurunun son bir ayda aşırı düşmesi karşısında tamamen “kazan kaldırmış” durumdalar.
Yıllardır sanayinin içinde olduğumuz için, “ağlayan sanayici ve işadamı” (!) kavramına çok alışkınız.
Yani karar vericiler ve politikacılar karşısında sanayicilerin ve işadamlarının genel tutumu “ağlamaktır”. Bugüne kadar politikacılar ya da bürokratlar karşısında “durumumuz çok iyi; para üzerine para kazanıyoruz. Bundan daha iyisi Şam’da kayısı. Allah sizden razı olsun” diyen işadamına rastlamadım. Rastlayacağımı da pek sanmıyorum.
Ama şimdilerde durum hiç de öyle değil...
Gerçekten de özellikle dış piyasalara yaptığı satışlarla çarkını çeviren sanayiciler için durum çok ve çok kötü !
Nasıl olmasın ki ?
Zaten doların uluslararası piyasalarda bir – iki yıldır yaşadığı zayıflıktan dolayı, dolar ile satış yapılan pazarlardan (özellikle ABD pazarından) çoktan beri çıkılmıştı. Euro’nun dolar karşısında güçlenmesi; ya da Euro’nun YTL karşısında o kadar değer kaybetmemesi, özellikle Avrupa pazarına mal satan sanayicinin ayakta kalmasına olanak sağlıyordu.
Ama ne zaman ki euro / YTL kuru da 1,80 YTL’nin altına indi; hatta 1,70 YTL’nin altına indi, sanayici artık bu kur ile satış yapıp ayakta kalmayı beceremez oldu.
Bu nedenle de ihracatçılar “şok bir faiz indirimi” istiyorlar. Şok indirim onlara göre 5 ile 6 puan arasında olmalı (500 ya da 600 baz puan). Yani şu anda %17,25 olan Merkez Bankası gecelik borç alma oranının %11,00 - %12,00 bandına gerilemesini istiyorlar. İhracatçılara göre döviz kurunun toparlanması için gerekli olan faiz operasyonu ancak bu büyüklükte olursa etkili olurmuş.
Hesapları da aslında oldukça yalın: Öncelikle 2006 Mayıs ve Haziran aylarında 425 baz puan artırılan faizin hemen geri gelmesini istiyorlar. Ardından da Amerikan Merkez Bankası’nın 50 baz puanlık faiz indirimine Türkiye’de denk gelecek oranda bir indirim istiyorlar.
Bu istekleri kamuoyunda dile getirenleri birçoğu benim de tanıdığımı kişiler; hatta bir kısmı da arkadaşlarım. Ama bu isteklerini ancak İngilizce “wishfull thinking” tanımlaması ile adlandırabiliyorum. Yani benim serbest çevirim ile, “iyimser düşünce ya da istek”.
Bir işadamı olarak Türkiye’de faizin hemen ve olası olduğu kadar yüksek oranda düşmesini istesem de, bir ekonomist olarak bu kadar yüksek oranlı bir düşüşün hiçbir zaman olası olamayacağını da biliyorum.
Yani mutlaka bir ara yol bulunmalı.
Ama öncelikle Merkez Bankası, “illa da ve sadece fiyat istikrarına bakarım; başka bir konu ile de ilgilenmem” inadından vazgeçmeli. Ardından da genel ekonomik dengeleri bozmayacak hızda ve oranda faiz indirimleri ivedilikle başlamalı.
Eylül ayında enflasyon korkulduğu kadar yüksek çıkmadı. Ekim ayında da çıkacağını sanmıyoruz. Çünkü belki Merkez Bankası farkında değil, ama ekonomi hızla yavaşlıyor.
Zaten böyle olmasa idi cari işlemler açığı Ağustos ayı sonunda en son yirmi bir ayın en düşük düzeyinde çıkmazdı ve Ocak – Ağustos döneminde de geçen yıla göre sadece %1,6 artmazdı.
Bizim asıl korkumuz, yine bir İngilizce söz ile tanımlamak gerekirse, Merkez Bankası’nın Salı günü “too late, too little” (çok geç, çok düşük) bir faiz indirim ile geleceğidir. Kişisel görüşümüz ise, Türkiye’nin şu anda rahatlıkla %15,00 ve hatta bir parça daha altında bir faiz oranını sorunsuzca kaldırabileceğidir.
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 15.10.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|