|
|
21 Kasım 2006 Salı 19:37
|
Yazarlar
|
Sanal Balon Patlayacak
Geçen hafta içinde petrol fiyatı, uzun bir süreden sonra varili 50 dolar düzeyine geriledi...
Ne oluyoruz ?
Acaba 2003 yılından bu yana yaşanan enerji ve hammadde fiyatları artışı eğiliminin sonuna mı geldik ?
...
Bu satırların yazarı bir petrol ya da enerji uzmanı değildir. Biz de ancak sizler kadar petrol fiyatlarındaki değişimleri izliyoruz. Ama İngilizce “commodities” denen, bizim emtia ya da hammadde diye Türkçeye çevirdiğimiz malların fiyatları bizi yakından ilgilendiriyor.
Kısa biz özet yaparsak, 1998 yılında varili 11 dolar olan petrol, 2003 yılında varili 22 dolara satılmaktaydı. Ama ne oldu ise 2003 yılında oldu ve petrol fiyatları tırmanışa geçti.
2006 yılı içinde varili 80 dolar görüldü. Yani üç yılda fiyatlar tam dört kat artmıştı !
- Kimi buna, “ABD Başkanı Bush Teksaslı petrolcü arkadaşlarını zengin ediyor” dedi;
- kimi, “artık sınırlı bir kaynak olan petrolün sonu görüldü; yerine henüz bir seçenek de konamadı, o nedenle arz ve talep dengesi değişti” dedi;
- kimi yine Amerika’yı suçlayarak, “Irak savaşından sonra Irak’ın inşasını daha ucuza getirmek için Irak’ın tek geliri olan petrol fiyatlarını artırıyorlar” dedi;
- kimi ise, daha bilmesel yaklaşarak, “1998 yılından beri yaşanan düşük petrol fiyatları, var olan petrol yataklarda yenileme yatırımlarını ve yeni petrol yataklarına yatırımları durdurdu; bu nedenle arz tarafı daraldı. Ama Çin ve Hindistan’ın başını çektiği sanayileşme nedeni ile talep de artınca fiyatlar patladı” savını öne sürdü;
Mutlaka ki bütün bu savların hepsinde bir doğruluk payı vardır.
Ama bizim konumuz bugün petrol fiyatlarından daha çok emtia ve hammadde fiyatlarıdır. Çünkü Türkiye gibi hem enerjisini, hem de birçok sanayi hammaddesini (emtia olarak) yurtdışından satın alan bir ülkede sanayinin geleceği açısından emtia fiyatları oldukça önemlidir.
Daha önce de yazmıştık, sonuçta Türkiye’de özellikle dışsatıma çalışan bir çok sanayi kuruluşu “çevirici”dir (İngilizcesi “converter”).
Yani dünyada hemen her yerde fiyatı aynı olan hammaddeyi; girişimciliğinizin gücü ile, enerji ve işgücü ekleyerek, pazarlama becerinizi de katarak, bitmiş mala çeviriyorsunuz.
Türkiye’de işgücü Batı Avrupa’ya göre ucuz; ama Uzak Doğuya göre pahalı (ya verimlilik ? O tamamen ayrı ve uzun bir konu, ama işgücü maliyeti ile de çok ilgili)...
Enerji pahalı...
Girişimci var, ama hem finans gücü zayıf, hem de odaklanma sorunu olduğu için, sonuca gidemeden birçok engel ile yolu kesiliyor. Üstelik girişimden kısa dönemde beklenmedik bir kazanç elde edilirse, bu kazanç ya başka alanlara, ya da lüks tüketime kaydırılıyor. Sanayide sermaye birikimi sağlanamıyor.
O zaman hammadde fiyatları ve tedariki, uluslararası rekabet gücü açısından çok önem kazanıyor.
Dünyada hammadde fiyatlarında da (aynı petrol gibi) son iki – üç yılda ciddi gelişmeler oldu. Hemen her sanayi hammaddesinin fiyatı ikiye katlandı. Üstelik bu hammadde fiyat artışları, nihai fiyata, uluslararası rekabet nedeni ile, yansıtılamadı.
Hammadde fiyat artışlarının öncelikle arz – talep dengesinden kaynaklandığı düşünüldü. Öyle ya ! Çin ve Hindistan’ın sanayi ürünlerindeki atağı hemen her hammaddeyi büyük bir hızla sömürmelerini ve tüketmelerini gerektiriyordu.
Ama sonra hiçbir arz – talep dengesizliğinin, bu kadar uzun süren ve bu kadar yüksek oranlı artışlara neden olmayacağı tezi ortaya atıldı. Bu tezi öne sürenler, sanırız hiç de haksız değillerdi üstelik...
Bugün gelinen noktada, dünya emtia fiyatlarını yukarı çeken asıl olgunun, bizim “hedge fonları” dediğimiz yatırım fonları olduğu düşünülüyor. Başka yatırım alanlarını yeterince kazançlı bulmayan yatırım fonları, sanal emtia ticaretine de girerek kısa zamanda yüksek oranlı getiriler elde ettiler, hala da elde ediyorlar.
Bu sanal ticaret öyle bir düzeye ulaştı ki, bazı hammaddelerde fiili mal hareketi, ticaretin sadece %10’u düzeyine kadar geriledi. Ya da sanal ticaret (bilgisayar başında satış opsiyonlarının alınıp satılması), öyle bir düzeye çıktı ki, fiili mal hareketi toplam ticaret hacminin %10’una düştü !
Ama arkasında gerçek bir ekonomik aktivite olmayan sanal bir talep ne kadar sürebilir ? Bu balon bir zaman sonra patlamaz mı ?
Şimdilerde korkulan, bu balonun müthiş bir gürültü ile patlayacağıdır...
Hedge Fonlar Batar mı ?
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 21.11.2006
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|