|
|
03 Kasım 2007 Cumartesi 00:01
|
Yazarlar
|
Can Ataklı’yı Kınıyorum
Severek oy verdiğim tek politikacıydı Erdal İnönü. Ama beni en mutsuz eden politikacı da o oldu.
Çünkü 1991 yılında oy verdiğim parti ilk kez iktidara gelmişti; ama ondan sonraki birkaç yıl boyunca ülkede işler hiç de iyi gitmemişti.
Erdal İnönü’ye mal edilen en büyük politik yanlış, HEP milletvekillerinin SHP çatısı altında Meclise sokulmasıdır. İnönü, “bana söz verdikleri halde SHP’den ayrıldılar. Bunu nasıl yaparlar ? Bir politikacının sözünden başka nesi vardır ki ? ” diye bu milletvekillerine sitemini iletmiş. Ama nafile...
Yine de o “sosyal demokrat” Erdal İnönü, kendisine politik ihanet eden HEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması Meclise gelince, demokratlık anlayışı nedeni ile, “hayır” oyu vermiş ve partisine de verdirmiştir.
Çünkü demokratlık bunu gerektirir.
...
Biz de kendimizce demokrat ve adil olmaya çalışıyoruz.
O nedenle bir gazetecinin, Can Ataklı’nın, Merkez Bankası yöneticileri hakkında yazdıklarını kınıyor ve eleştiriyoruz.
Her ne kadar son iki ayda Merkez Bankası yöneticileri hakkında bir sürü eleştiri yapmış olsak da; onları izledikleri politikalardan dolayı yerden yere vurmuş olsak da; istifalarını istemiş olsak da; hatta beceriksizlikle, pısırıklıkla, korkaklıkla bile suçlamış olsak da, bugün onların arkasında durma ve haklarını savunma günüdür.
Can bey, Pazar günü bazı ekonomi editörleri ile “sohbet toplantısı” yapan Merkez Bankası yöneticilerinin giysilerini eleştirmiş. Basın ile “sohbet toplantısı” yaparken görüntülenen dört Merkez Bankası yöneticisinin ceket, gömlek ve kumaş pantolonlu resimlerinin yanına İran Cumhurbaşkanı ve iki yöneticisinin resmini koymuş.
Bunun Adı İran’a Özenmektir
Malum, İranlılar “gavur icadıdır” diye kravat takmıyorlar (bizde de bir ara Meclise giren Refah Partisi milletvekilleri İran’a özenerek kravat takmak istememişlerdi). İşte Can Ataklı bunu örnek göstererek “Merkez Bankası yöneticileri İran’a özeniyorlar” yorumunu yapmış.
Hani terbiyem izin verse “çüşşşş” diyeceğim.
Bu kadar da zorlama bir yorum olur mu ?
Pazar günü yapılan “sohbet toplantısına” Merkez Bankası yöneticileri İngilizce “smart casual” denen giysilerle gelmişler. Yani yari resmi. Ceket var, gömlek var, ama kravat yok. Yani Pazar (tatil) gününe uygun bir rahatlık içinde; ama resmiliği de çok elden bırakmayan bir giysi.
Hiçbir anormalliği olmayan bir giysi. Benim gibi bir yönetici de Pazar günü bir basın sohbet toplantısı yapsa giyeceği bir giysi. Belki bu satırları okuyan sizlerin de Pazar günleri yarı resmi bir yere gitmek için dışarı çıksanız giyeceğiniz bir giysi.
Ama Can beyden yorum hazır: İran’a özeniyorlar.
Hayır ve hayır. Can Ataklı’nın bu yorumunu şiddetle kınıyorum. Merkez Bankası yöneticilerinin profesyonel yeteneklerini, iş yönetme becerilerini, ekonomiyi algılama hünerlerini, ... daha bir dolu şeyi sorgulayalım; ama giysilerinden yola çıkarak onların İran özentisi içinde olduklarını hiç mi hiç sorgulamayalım !
Çünkü öyle değiller.
Türkiye demokrasi ve insan hakları yolunda ilerleyecekse; zarfa dayalı değil, içeriğe dayalı serbest tartışma ortamını oluşturacaksa, bu türlü art niyetli yorumları hep birlikte reddetmeli ve kınamalıyız.
Bugün bu haksız iftira konusunda arka çıktığımız Merkez Bankası yöneticileri, eğer “yarın”, hem de ABD Merkez Bankası bir kere daha “enflasyon tehdidi var, ama ekonomik büyüme tehlikede” diyerek faiz indirmişken hala Türkiye’de çok faiz indirimi yapmazsa...
İşte o zaman külahları değişiriz !
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 02.10.2007
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|