|
|
22 Kasım 2006 Çarşamba 15:33
|
Yazarlar
|
Bu YAKLAŞIM İşe Yaramaz...
İstanbul Yaklaşımından sonra şimdi de Anadolu Yaklaşımı.
Yazının sonunda yazmamız gerekeni hemen baştan yazalım: Genel seçimler öncesi, adı bile popülizm kokan gereksiz ve yararsız ekonomik bir karar !
2002 ile 2005 yılları arasında İstanbul Yaklaşımı adı ile bir uygulama yapıldı. Bankalara borcu olan, ama bu borçları var olan yapı ile ödeyemeyen firmalara, borçlarını yeniden yapılandırma olanağı verildi.
Amaç, ekonomiye hem katma değer, hem de istihdam katkısı olan, ama 1999 – 2001 krizleri ile sallanan firmalara, bir “hayat öpücüğü” vermekti. Ayrıca alacaklı bankalar, borçları yapılandırılacak firmaların, yapılandırma sonrasında yaşayacaklarına da inanmalıydılar. Yoksa borçları yapılandırarak firmaya ek zaman kazandırmanın ne anlamı olurdu ki ?
En azından kamuoyuna açıklanan amaç buydu.
Çünkü bu konuyu yakından izleyenler, asıl amacın zor durumdaki şirketlere hayat öpücüğü vermek kadar, bankaların bilançolarını iyileştirmek olduğunu da biliyorlardı...
Nasıl mı ?
Eğer bir bankanın tahsil edilemeyen alacağı (kredisi) varsa, bu alacak için ciddi bir karşılık (sermaye) ayırması gerekmektedir. Hal bu ki İstanbul Yaklaşımı gibi bir uygulama ile tahsil edilemeyen alacağı şüpheli krediler kısmından çıkarabilirsiniz (çünkü borç artık yeniden yapılandırılmıştır ve ödemesi daha uzun vadeye yayılmıştır). Böylece bu kredi için çok daha az karşılık (yani sermaye) ayırmak zorunda kalırsınız.
İşte zaten tam bu nedenle bankalar, İstanbul Yaklaşımına giren bazı / birçok firmanın uzun dönemde yaşayacağına inanmasalar bile, borçları yeniden yapılandırmayı kabul ettiler. Çünkü böylece kötü kredileri için ayıracakları özsermaye / karşılık oranı ciddi anlamda azalacaktı.
...
Peki ya Anadolu yaklaşımı ?
Sanırız bankalar yine tam bu nedenle Anadolu Yaklaşımına da sıcak bakacaklardır. Ayrıca hem Hükümet “Anadolu Kaplanları” (!) için bir şeyler yapmak istiyor, hem de bu kere yeniden yapılandırmanın sayısal etkisi çok daha büyük olacak.
Ortada dolaşan verilere bakılırsa;
- Anadolu Yaklaşımından 40 ile 70 bin arasında KOBİ yararlanacak (İstanbul Yaklaşımına sadece 322 büyük ölçekli firma girmişti);
- Sayıları 40 ile 70 bin arasında değişen KOBİ’lerin toplam banka borcunun 1,2 milyar dolar olduğu hesaplanıyor (İstanbul Yaklaşımı ile 6 milyar dolarlık borç yeniden yapılandırılmıştı);
- 1,2 milyar dolarlık banka borcunun çoğunluğu Halk Bankasına; geri kalanı diğer bankalara imiş (sanırız İstanbul Yaklaşımında bu tür bir banka yoğunlaşması yoktu);
- Bankalara kredilerini ödeyemeyen KOBİ’ler, sadece banka borçlarının değil, ayrıca vergi ve SSK borçlarının da yeniden yapılandırılmasını istiyorlar (İstanbul Yaklaşımında bu yoktu)
...
Liberal ekonominin kurallarına inandığımız için, biz kişi olarak bu tür bir yeniden yapılandırmaya karşı çıkarız. Çünkü liberal ekonominin en önemli ilk kuralı pazarlara serbest giriş (free entry) ise, ikinci en önemli kuralı da serbest çıkıştır (free exit). Yani firmaların iflasına / pazardan çıkmasına izin vereceksiniz...
Hatta pazardan çıkmalarına (kapasitelerinin ortadan kalkmasına) olanak yaratacaksınız.
Yapamayan, beceremeyen, kazanç elde edemeyen, çarkını döndüremeyen ... firma, ne olursa, kim olursa, ne yaparsa yapsın, pazardan çıkmalıdır.
Eğer başarısız firmaları, siz politikacılara göre herhangi haklı bir gereçle ile pazarda tutmayı sürdürürseniz, aslında başarılı olan firmaların yaşama şansını azaltırsınız.
İşte Anadolu Yaklaşımı da tam bu tür bir yanlış uygulamadır.
Nasıl bugün genel kamuoyu, “Rahşan Affı” olarak bilinen genel ceza affının yanlışlığına inanıyorsa, Anadolu Yaklaşımı türü bir af da yanlıştır.
Şimdi hemen aklı evveller, “Anadolu Yaklaşımı bir af değildir, sadece “kader kurbanlarına” kendilerini toparlamaları için yeni bir şans verilmesidir” gibi hamasi bir gerekçe öne sürebilirler...
Bunlara inanmayın; çünkü bu savlar sadece popülizm kokan gerekçelerdir !
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 21.11.2006
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|