|
|
30 Kasım 2006 Perşembe 00:15
|
Yazarlar
|
İtiraf ve Gerçekler
Evinde kaldığım arkadaşım Haluk, yanında neredeyse hiç para taşımıyor. Ne zaman paraya gereksinimi olsa, hemen bir ATM'den bir miktar çekiyor ve harcıyor.
Geçen hafta İstanbul'da yapılan Dünya Ekonomi Forumu Türkiye zirvesinde Devlet Bakanı Ali Babacan, "geçtiğimiz dört yıl içinde, Türkiye'deki kayıt dışı ekonomi ile ilgili belki hiçbir ilerleme kaydedemedik. Bunu itiraf ediyorum ve kabul etmek zorundayız. Çok talihsiz tabii; ama durum bu..." demiş. ... Amerika Birleşik Devletleri'ne (ABD) ilk gidişim 1987 yılıdır. Daha o zamanlar Türkiye'de bankaların otomatik para makineleri (ATM - "automatic teller machine") çıkmamış. Biz Türkiye'de ATM'nin ne olduğunu bile bilmiyoruz. Ama Amerika'da hemen her yerde var bu ATM'lerden.
Evinde kaldığım arkadaşım Haluk, yanında neredeyse hiç para taşımıyor. Ne zaman paraya gereksinimi olsa, hemen bir ATM'den bir miktar çekiyor ve harcıyor.
Özeniyorum Haluk'a. Üstelik de bütün servetim olan 1.300 doları üzerimde taşımanın ya da bir yerlerde saklamak zorunda olmanın tedirginliği de var. "Haluk'cum" diyorum, "nasıl olsa sende birden fazla ATM kartı var. Benim paramı da senin hesaba koyalım. Ben de gerek oldukça paramı çekeyim; en sonunda da hesap yaparız". Haluk'un yüzü ekşiyor, "kusura bakma Ertuğ" diyor. "Senin paranı benim hesabıma koyamayız. Çünkü yıl sonunda mali müfettişler bana bu paranın kaynağını sorarlar. Ben açıklayamam ve bana bu paranın vergisini cezası ile ödetirler. O nedenle gel sana bankada bir hesap açalım; hemen sana bir çek karnesi versinler. Ne zaman istersen çeki yazar harcarsın..."
Çok şaşırıyorum Haluk'un bu tepkisine.
Haluk da seziyor sanki bu düşüncemi. Hemen açıklıyor: "Amerika'da vergi kaçırmak ve kayıt dışı iş yapmak, en büyük suçlardan biridir. En büyük suç polis öldürmekse, ikinci en büyük suç da vergi kaçırmak ve kayıt dışılıktır. Amerika'da bu iki suçu işleyenin kesinkes gözünün yaşına bakmazlar ! Ne olur kusura bakma..." Bu olay bundan tam on dokuz yıl önce oluyor. ... İki hafta önce Ankara. Bir mahkeme kararı. Ankara'da fotoğraf stüdyosu sahibi Ufuk ve Birol Serpil kardeşler ile Ankara Su ve Kanalizasyon İşleri (ASKİ) arasındaki tazminat davası. ASKİ yanlış zamanda atıl durumdaki borulara su verince, Serpil kardeşlerin fotoğraf dükkanını tamamen su basıyor ve makineler kullanılmaz oluyor. Ufuk ve Birol beyler de ASKİ'yi mahkemeye veriyorlar.
Önce Ankara 18. Asliye Hukuk mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak, ASKİ'nin Serpil kardeşlere 550 bin YTL tazminat ödemesine karar veriyor.
Miktarı çok bulan ASKİ, temyize başvuruyor. DANIŞTAY kararı bozuyor. Çünkü DANIŞTAY, "...öne sürülen malların davacı tarafa ibraz ettirilmediğine; zarar uğrayan malların ticari defterlerde gözüküp gözükmediğinin araştırılmadığına..." karar veriyor. Ankara 18. Asliye Hukuk mahkemesi, DANIŞTAY'ın kararı üzerine, Ankara Gelirler Genel Müdürlüğüne bu bilgiyi soruyor. Vergi kayıtlarına göre, şirket üzerine kayıtlı sadece 18 bin YTL'lik mal bulunduğu ortaya çıkıyor.
Ama Ankara 18. Asliye Hukuk mahkemesi bu bilgiye, yani Devletin resmi bilgisine, itibar etmiyor !!!
Çünkü gerekçemiz var: "...bilindiği üzere, vergi dairelerine verilen beyannamelere dayalı olarak zarar tespiti yapmak gerçekçi değildir. İşletmelerin beyannamelerinde bildirdikleri mal mevcutlarının gerçeği yansıtmadığı; çeşitli nedenlerle olduğundan az ve fazla beyan edildiği ülkemizde bilinen bir gerçektir..." "Çeşitli nedenlerle"...
Tüylerim diken diken oldu, ama Mahkeme tam da böyle diyor...
Bu gerekçe ile ASKİ'nin Serpil kardeşlere 1 milyon 150 YTL tazminat ödemesine karar veriliyor. Yani TC'nin bir mahkemesi, Türkiye'de kayıt dışı çalışmanın çok doğal ve sıradan bir olay olduğunu kabul ve ilan ediyor... ... Bir Bakan itirafı. Biri Amerika'dan, biri Türkiye'den iki küçük, hatta sıradan olay. Ve hala biz kayıt dışı ekonomi ile savaşacağız sözleri... Ne kadar inandırıcı ?
Ertuğ Yaşar;
İstanbul 29.11.2006
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
İnanmayın, polisten kimliğini isteyin diye de ekliyor. Cerrah, hiç SİVİL OLMAMIŞ, belli...
Ben, Galatasaray taraftarıyım. Ama böyle bir Galatasaray'ın değil.
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
|