|
|
15 Ocak 2008 Salı 00:03
|
Yazarlar
|
AKP’nin İlk Seçim Yenilgisi
Sizce Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), 22 Temmuz seçimlerini neden kazandı?
Eğer olaya politik aşıdan bakıyorsanız ve AKP’nin %47’lik seçim başarısının ardında “genelde muhafazakar olan Türk halkının Ankara elitlerine tepkisi vardı” diye düşünüyorsanız bizce yanılıyorsunuz. AKP’nin 22 Temmuz seçim zaferinin nedeni ne Abdullah Gül’ün Mayıs ayında bazı güçlerce cumhurbaşkanı seçtirilmemesidir, ne de başörtüsüne uygulanan yasaklar.
AKP’nin seçim başarısının asıl nedeni ekonomideki başarıdır. Çünkü son beş yılda, yani 2002 ile 2006 arasında, Türkiye ekonomisi yılda ortalama %7,2 büyümüştür. Tamam, bu büyümenin bir kısmı, 2001 yılında dibe vuran ekonominin yeniden eskiye dönmesi ile sağlanmıştır. Ama diğer çok daha önemli bir bölümü, ülkede gerçek anlamda refah artışını sağlamıştır.
22 Temmuz 2007 seçimlerini bir an unutup 3 Kasım 2002 seçimlerine gidelim. O seçimlerde 57. Hükümeti oluşturan, yani Türkiye’yi 2001 krizine sürükleyen üç parti DSP – MHP – ANAP, toplam ancak %9 oy almışlardı. Hal bu ki bu partiler %43 ile iktidar olmuşlardı. Yani 2002’de Türk halkı, kendisine son yılların en büyük ekonomik krizini yaşatan partileri tam anlamı ile “mezara gömmüştür” !
Aynı biçimde 2007 yılında da AKP’yi, ekonomik büyümeyi sağladığı için, 1960’ların Adalet Partisinden bu yana en büyük oy çoğunluğu ile iktidara taşımıştır. Yani, kim “ne salatası” yaparsa yapsın, 22 Temmuz seçim zaferinin asıl nedeni ekonomik büyümedir.
Çünkü 22 Temmuza gidilen son beş yıl içinde Türkiye’de hemen herkesin refahı artmıştır. Ya maaşı, ücreti, geliri artmıştır, ya da sahip olduğu varlığının değeri artmıştır. Lütfen kendinize bakın. Son beş yılda geliriniz arttı mı artmadı mı ? Enflasyon düştüğü için artık “para illüzyonu” içinde de değiliz. Yani gerçek gelir ya da refah artışını çok iyi görebiliyoruz. O nedenle tüketim gücümüzün arttığını da rahatlıkla görüyoruz.
Bu sonuca gelinmesinde Türkiye’nin hızlı büyümesi kadar, Çin imalat sanayi mucizesinin de önemli payı vardır. Çünkü dünyada özellikle 2003 yılından bu yana enerji / petrol ve hammadde fiyatları artsa da, Çin’in devasa imalat sanayi hamlesi sayesinde, hemen her ürünün fiyatı düşmüştür. Bu da hem enflasyon karşıtı bir süreç yaşanmasını sağlamış (yani faizlerin düşmesini sağlamış – tüketimi daha kolay hale getirmiş), hem de birçok malın tüketimini toplumun geniş bir kesime yaygınlaştırmıştır. Son beş yıl içinde irili ufaklı hemen her tüketim malında fiyatların nasıl düştüğünü sanırım hep birlikte yaşadık değil mi ?
Son beş yıl içinde gelir artışının yanı sıra bir de varlık değerlerinde inanılmaz bir artış yaşanmıştır. Yine kendinizi örnek alın. Türkiye’de özellikle 2004’den bu yana en temel varlık olan gayrimenkul fiyatlarının nasıl arttığına hepimiz tanık olduk değil mi ? 2003 başında 100.000 YTL bile etmeyen gayrimenkullerin, 2006 sonunda nerede ise dört kat değerlendiğini hep birlikte görmedik mi ?
İşte AKP’nin seçim zaferinin altında yatan asıl neden budur. Yani biz Türklerin çok büyük bir bölümünün son beş yıl içinde ya gelirleri artmıştır, ya da sahip oldukları varlıkların değeri artmıştır. Bunun sonucunda da Türkler kendilerini daha zengin hissetmişler (zaten daha fazla refaha sahip olmuşlardı) ve daha fazla tüketim yapabilmişlerdir. 2007 yılında ekonomik büyümenin yavaşladığını görüyoruz. Eğer bu süreç 2008’de de sürerse (ki sürecek gibi duruyor) hiç kimsenin kuşkusu olmasın, 2009 yerel seçimlerinde AKP ilk seçim yenilgisini rahatlıkla yaşar... Ertuğ Yaşar; İstanbul; 13.01.2008
ertug@yasar.nom.tr
www.ertugyasar.com
Sıra dinlemeyen 'yarma', sen de öyle. Dikmiş gözünü güzel kadına, rahatsız eden moron; kendini hiç iyi hissetme... Kendinizi salak hissetmeniz için elimizden geleni yapacağız.
Bu soruya yanıt vermeden önce çok cesur bir soru soracağım:
KÜSTÜRMEYİ GÖZE ALMAYACAK MISINIZ? NE ZAMAN? Necdet Sezer'in Cumhurbaşkanlığı dönemini bile 'mumla arayacak' hale gelmek üzereyiz...
İSTER İNANIN İSTER İNANANMAYIN...
Maalesef, Tayyip Erdoğan ve eşi. Abartarak yazıyorum ama bir gerçeği karikatürize etmek için. Peki Deniz Baykal ve eşi 'makbul dindar' olamaz mı?
DOĞU PERİNÇEK VE ARKADAŞLARI, ŞİMDİ KENDİ YAZDIKLARI SENARYOLARIN KURBANI OLUYORLAR
|