|
|
01 Aralık 2006 Cuma 00:59
|
Yazarlar
|
Zor Bir YAKLAŞIM ...
Meclis'e sevk edilen Anadolu Yaklaşımı adlı yasa tasarısı, bankalara borcu olan ve bu borcunu zamanında ödeyememiş Küçük ve Orta Boy İşletmelere (KOBİ'lere) ödeme kolaylığı getiren finansal bir düzenlemedir.
Adından yanlış anlaşılmasın, Anadolu Yaklaşımı sadece Anadolu'da kurulu firmaları değil, İstanbul'da bulunan KOBİ'leri de kapsayacaktır. Bu düzenlemeden yararlanmanın önemli iki koşulu, KOBİ olmak (yasa tanımını getiriyor) ve bankalara vadesinde ödenemeyen borcu olmaktır.
Anadolu Yaklaşımı yasalaşınca, bankalara vadesinde ödenememiş borcu olan her KOBİ, bu borcun yeniden yapılandırılmasını isteyebilecektir. Örneğin bir ya da birden çok bankaya 100.000 YTL vadesi geçmiş borcunuz varsa, bu borç, belli bir dönemi ödemesiz olmak üzere, daha uzun yıllara (iki ile yedi yıl arası olabilir) yayılacaktır.
Daha önce de 2002 ve 2005 yılları arasında, büyük işletmeler için benzer bir düzenleme yapılmış ve bu düzenlemeye de İstanbul Yaklaşımı adı verilmişti. Ancak İstanbul Yaklaşımı ile Anadolu Yaklaşımı arasında ilk bakışta bazı temel farklar olduğu görülmektedir.
Şöyle ki:
- Anadolu Yaklaşımından 40 ile 70 bin arasında KOBİ yararlanacak (İstanbul Yaklaşımına sadece 322 büyük ölçekli firma girmişti);
- Sayıları 40 ile 70 bin arasında değişen KOBİ'lerin toplam banka borcunun 1,2 milyar dolar olduğu hesaplanıyor (İstanbul Yaklaşımı ile 6 milyar dolarlık borç yeniden yapılandırılmıştı);
- 1,2 milyar dolarlık banka borcunun çoğunluğu Halk Bankasına; geri kalanı diğer bankalara imiş (sanırız İstanbul Yaklaşımında bu tür bir banka yoğunlaşması yoktu);
- Bankalara kredilerini ödeyemeyen KOBİ'ler, sadece banka borçlarının değil, ayrıca vergi ve SSK borçlarının da yeniden yapılandırılmasını istiyorlar (İstanbul Yaklaşımında bu yoktu)
...
Hükümetimiz, Anadolu Yaklaşımının hızla yasalaşmasını ve uygulamanın başlamasını istiyor. Çünkü bir genel seçim yılı olan 2007'de piyasalara bu tür bir rahatlama getirilmesi, politik açıdan AKP için uygun olacaktır.
Borcun sahibi bankalar açısından bakarsak, ilk bakışta alacağınızın daha uzun zamanda tahsil edilmesi, pek hoş bir gelişme gibi algılanmayabilir.
Ama şunu unutmayalım ki zaten bu alacak şu anda "şüpheli alacaklar" arasındadır ve tahsil edilme olanağı da oldukça düşüktür. Hal bu ki borç yeniden yapılandırılır ve borçlu firmaya bir "hayat öpücüğü" verilirse, belki tahsilat şansı artar.
Ayrıca eğer bir bankanın tahsil edilemeyen alacağı (kredisi) varsa, bu alacak için bir karşılık (sermaye) ayırması gerekmektedir.
Hal bu ki Anadolu Yaklaşımı gibi bir uygulama ile tahsil edilemeyen alacağı şüpheli krediler kısmından çıkarabilirsiniz (çünkü borç artık yeniden yapılandırılmıştır ve ödemesi daha uzun vadeye yayılmıştır). Böylece bu kredi için çok daha az karşılık (yani sermaye) ayırmak zorunda kalırsınız.
İşte zaten tam bu nedenle bankalar, Anadolu Yaklaşımına giren bazı / birçok firmanın uzun dönemde yaşayacağına inanmasalar bile, borçları yeniden yapılandırmayı kabul edeceklerdir.
...
Peki Anadolu Yaklaşımı genel ekonomi için yararlı bir uygulama mıdır ?
Yanıtlanması oldukça zor bir soru...
Çünkü,
a) Evet Anadolu Yaklaşımı yararlı olabilir; çünkü kendi edimleri dışındaki nedenlerden dolayı finansal sıkıntıya girmiş firmaların ekonomiye kazandırılması sağlanabilir;
b) Hayır Anadolu Yaklaşımı yararlı olmaz, çünkü finansal sıkıntıda olan firmalardan birçoğu bu sıkıntıya, kötü yönetim ve iş bilmezlik nedeni ile girmişlerdir. Hastalığın nedeni olan kötü yönetim çözülmeden, ne kadar ek nefes alma süresi sağlarsanız sağlayın, hastalık tümden iyileşmeyecektir.
Liberal ekonominin en önemli ilk kuralı pazarlara serbest giriş (free entry) ise, ikinci en önemli kuralı da pazardan serbest çıkıştır (free exit). Yani firmaların iflasına / pazardan çıkmasına izin vereceksiniz...
Hatta pazardan çıkmalarına (kapasitelerinin ortadan kalkmasına) olanak yaratacaksınız.
Yapamayan, beceremeyen, kazanç elde edemeyen, çarkını döndüremeyen ... firma, ne olursa, kim olursa, ne yaparsa yapsın, pazardan çıkmalıdır.
Eğer başarısız firmaları, üzerinde tam uzlaşmaya varılamayan tartışmalı bir gereçle ile pazarda tutmayı sürdürürsek, aslında başarılı olan firmaların yaşama şansını da azaltmış olmaz mıyız ?
Ertuğ Yaşar; İstanbul 30.11.2006
ertug@yasar.nom.tr www.ertugyasar.com
İçimize sinmiş bu, 'hayata Türk gibi bakma, seni bir aptal sanırlar' durumu...
Yakıp yıkıcılar; öfke kusucular onlar...
Bizi 'çaresiz' bırakıyorsunuz arkadaşlar ve ne diyeceğimizi bilemiyoruz...
TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SİYASİ PARTİSİ, KARARSIZLAR PARTİSİDİR: Vatandaş Nevzat Basım yerel seçimlerde nasıl oy verecek?
İNSANIN ONLARI EKRANDA DİNLERKEN, 'NE BAĞIRIYORSUN YA' DİYESİ GELİYOR. 'NE BAĞIRIYORSUN; NEYE BAĞIRIYORSUN; TEK VATANSEVER SEN MİSİN SANIYORSUN?'
BENİM YAŞADIĞIM KREDİ KARTI SORUNUNU SİZ DE YAŞAMIŞ OLABİLİRSİNİZ: Bayram alışverişini kredi kartıyla yapanların başına geldi mi bilmiyorum; ama benim geldi...
|